t : 73 6.6 1956 C : İ maz, artık o zaman demokratik prensipleri de­ ğiştirmemiz, tâmamiyle yeni baştan ele alma­ mız icabeder. Bunlar biraz tefahürdür. Matbu­ atı hakikaten yerinde ve vasfında görmekten uzaktır. Şimdi esasen radyo ve saire gibi, tele­ vizyon gibi rakipler de çıkmıştır. Acaba bun­ lar da efkârı umumiyenin naşiri ve mümessili midir? Hayır arkadaşlar. Bunlar fonksiyanlariyle, mahiyetleriyle mütenasip olacak nispette efkâ­ rı umumiyeden bir kısmını kendilerine iltihak et­ tirirler; bir kısmını soğuturlar ve kaçırırlar. Bir kısmı radyo ve televizyonunu kapar, bir kısmı açar. Bunlar hiçbir suretle topyekûn efkârı umumiyeyi temsil sıfatını haiz değildir. Meşru ve hukuki mânasında efkârı umumiyenin temsili, ancak millî iradeyi temsil eden ve muhalefeti seçim teknik ve vasıtalariyle tahakkuk ettirilen millet meclislerine aittir. Bunun haricinde ef­ kârı umumiyenin temsili yoktur. Kaldı ki, Av­ rupa'da Amerika'da efkârı umumiyenin mü­ messili dediğimiz gazeteler birkaç adamın cebi­ ne, menfaatine hizmet eden, birkaç zümrenin veya partinin emrinde olan birtakım müessese­ ler olmaktan uzak değillerdir. berler kısmı, spor kısmı, akademi ksımı şu kıs­ mı, bu kısmı. Bütün bu muharrirler baş mu­ harrire yardım ederler. Bunlar hangi gazete­ mizde var arkadaşlar!.. Yazı işleri müdürlüğü gazeteciliğin en kritik ve en mesuliyetli ve en mühim yeridir. Biz yazı işleri müdürlüğünü iş­ te böyle bir müessese olarak görmek istemiyo­ ruz. Dikkat edin, encümende bu mesele konu­ şulurken bunlara bir lise tahsilini fazla gören arkadaşlarımız oldu. Halbuki biz onları daha yüksek tahsilli, bilgili görgülü görmek istiyo­ ruz. Arkadaşlar, zannedeliyor ki, matbuatı serbest bıraktıkça onu seviyesizleşme durumundan kurtaramıyacağız. Biz seviye şartını korsak mat­ buat güya seviyesizleşecekmiş, yıkılacakmış gibi söylenenler vardır. Bu, yanlıştır. Bizim kanaa­ timiz, matbuatı seviyeli görmektir. Biz mat­ buatı esasen seviyeli olarak biliyoruz. Yazıişleri müdürleri; bunlar doğrudan doğ­ ruya gazetenin en mühim reknünü teşkil eder­ ler. Bunlar matbaaya veirlecek yazıları ince­ lerler; metinlerini gözden geçirirler. Başlık­ ları hazırlarlar, birçok yerlerde «mise en page»i bunlar yaparlar. Binaenaleyh bir gazetenin bütün estetiği, bütün alâka çekiciliği hep buna bağlıdır. Bu fonksiyonu biz o kadar küçük görüyoruz ki, bir lise kaydını koyduğumuz takdirde bu tamamen bir isyan haleti ruhiyesi doğuruyor, matbuat hürriyetine bir tecavüz gibi telâkki ediliyor. Arkadaşlar biz böyle olmamalıyız. Objektif olunuz; İlişlerinizden tecerrüdediniz, matbuatı bir memleket meselesi olarak ele alınız ve onu politika istismarcılığından azade kılınız. Bir hususa daha nazarı dikkatinizi çekmek isterim: Öteden beri matbuatı efkârı umumiyenin bir nevi tercümanı kabul ederler. Arka­ daşlar, bu yanlıştır. Filhakika, birçok memle­ ketlerde matbuat, efkârı umumiyenin sevk ve idaresini üzerine alır, basın efkârı umumiyeyi yaratır, basın efkârı umumiyeyi şu, bu istika­ mette iyi veya kötü neticelere sevk edebilir. Fakat hiçbir zaman matbuat toplamının, bü­ tününün, yekûnunun, milletin efkârı umumiyesinin yekûnu olduğu hiçbir memleket yoktur ve olamaz. O zaman parlâmentolara lüzum kal­ maz, o zaman bu seçim meselelerine lüzum kal- Bu noktanın tavzihi için bilhassa şu fikri ileri süreceğim: İngiliz matbuatının bir Kapita­ list oligarşinin oyuncağı olduğu iddia edilmiştir. Bunu hepiniz okumuşsunuzdur ve istediğiniz literatürde bunu bulabilirsiniz. İngiliz basın tarihi, bu açık ifadelerle doludur. Binaenaleyh bu cinsten matbuat, itiraf etmelidir ki, geniş kültür sahiplerini sinesinde barındırır, iddia olunmaktadır ki, bu matbuat opjektiflik endişe­ sini daima muhafaza eder. Binaenaleyh böyle bir matbuatı örnek alalım, hürriyet kendiliğin­ den gelir, diyeceğimiz geliyor. Ama bu bütün kapıyı açmak suretiyle değil, hürriyeti iktisabedecek ve hürriyete tasarruf edecek insanları ve unsurları yetiştirmek ve işbaşında görmekle ancak mümkündür. Binaenaleyh matbuat hür­ riyetini muhafaza ederken o hürriyetten faydala­ nacak olanları da gözden gçeirmek mecburiyetin­ deyiz. Amerikan Gazete Müdürleri Cemiyeti, mev­ kute olarak, jurnalistik ahlâk Oode'u diye bir matbua neşreder. Orada gazeteciliğin ahlâkiyatmdan sık sık bahsedilir ve onu gerektiren kaide­ ler ve prensipler, etüdler orada neşredilir. Aca­ ba memleketimizde gazeteciliği bir meslek haline getirmek için gazetecilerin yaptıkları cehitleri 138