Balıkçılık Yönetimi Çalışma Grubu ORTAK ÇALIŞMA GRUPLARI 1. BALIKÇILIK YÖNETİMİ ÇALIŞMA GRUBU Oturum Başkanı: Prof. Dr. Ertuğ DÜZGÜNEŞ Raportör: Dr. Mustafa ZENGİN Görev ve Ödevler “Mevcut hamsi stoklarını birlikte nasıl sürdürülebilir, nasıl yönetebiliriz?” Tartışmalar (Soru ve Öneriler) 1. Ramazan ÖZKAYA (SURKOP Yönetim Kurulu Başkanı): Balıkçının ekonomik durumu son derece kötü, bankalara ve komisyonculara borçlu durumdadır. Sezon içinde avladığı üründen elde ettiği gelir ancak masraflarını karşılayabiliyor. Borçları katlanarak devam ediyor. Teknesini satanlar, balıkçılığı bırakanlar bile var. Balıkçı çöküntü içinde bulunmaktadır. Bu nedenle devletin bu konuya el atması lazım ve acil finansman kaynakları oluşturmalı ve bununu sürekliliği için kurumsal bir yapı, bir balıkçılık ihtisas bankası kurulmalıdır. Devlet balıkçıya doğrudan destek vermelidir. Hamsi avının tam olarak kayıt altına alınması; balık haline-komisyoncuya, balık unuyağı fabrikasına ve dondurma-muhafaza için giden avın tek tek kayıt alınarak zorunlu hale getirilmeli. 2. Atıf MALKOÇ (Samsun Balıkçı Kooperatifleri Bölge Başkanı. Trol Balıkçısı): Balıkçıların gerek ekonomik, gerekse de diğer sorunlarının çözülebilmesi ve balık stoklarının daha verimli avlanabilmesi için bir araya gelmeleri şarttır. Birlikte kuvvet doğar. Çözüm için balıkçıların birlik olması şarttır. 3. Eftal MUTLU (Ordu. Fatsa Balıkçı Koop. Başkanı, Gırgır Balıkçısı): Hamsi avcılığında en önemli sorunların başında pazarlama konusu gelmektedir. Balığı tüketiciye ulaştıramıyoruz. Tüketimi arttırmak için daha etkin çalışılmalar yapmalıyız. Devlette bu konuda balıkçının lehine düzenlemeler yapmalıdır. Ayrıca pazarlama sürecindeki modernizasyonun sağlanması şart. Balık satışlarındaki KDV’nin %1’e düşürülmelidir. Hamside balıkçı tekneleri için 2 yıldan bu yana uygulanan kota oranları %25 oranında arttırılmalıdır. Oranların arttırılması pazarlamadaki fiyat dengesi açısından denge yaratacaktır. Balıkçılık eğitimine daha çok önem verilmelidir. Özellikle sahadaki güncel balıkçılık uygulamalarına yönelik kurslar, eğitim seminerleri verilmeli, diğer esnaf gruplarında olduğu gibi reisler ve tayfalar eğitilerek belge verilemeli. Koruma ve kontrol hizmetlerinde, özellikle deniz kısmında görev alan Sahil Güvenlik Komutanlığının saha uygulamaları bölgeden bölgeye değişmektedir. Bu farklılığın kaldırılması gerekir. 85 1. Ulusal Hamsi Çalıştayı: Sürdürülebilir Balıkçılık – 17-18 Haziran 2010 4. Prof. Dr. Osman SAMSUN (Sinop Ün. Su Ürünleri Fak.): Sadece hamsi değil başta çaça olmak üzere tüm küçük pelajiklerin (hamsi, çaça, istavrit, sardalye) birlikte ele alınarak değerlendirilmesi, birlikte ortak bir balıkçılık yönetim modeli oluşturulması daha gerçekçi olacaktır. Diğer taraftan mesleki balıkçılarda araştırmalara somut destek (ayni ve lojistik) vermeleri ve bunun yasal altyapınsın bir an önce oluşturulması gerekmektedir. Balıkçılık yönetimi için en önemli organların başında yer alan “Su Ürünleri Danışma Kurullarının” yapısal olarak yeniden düzenlenmesi ve işlevsel hale getirilmesi, konusunda uzman kişilerin bu toplantılarda ulusal düzeyde danışman olarak görev alması sağlanmalıdır. 5. Mehmet GÜL (Samsun Tarım İl Müdürlüğü, Kontrol Uzmanı): Balıkçılık yönetimi için alt bölgelere dayalı av sahaları oluşturulmalıdır. Her bir alt avcılık alanının yönetiminden bölgesel balıkçı kooperatifleri sorumlu olmalıdır. Balıkçılık kaynaklarını, bu kaynağı kullanan, bu kaynaklardan yararlanan balıkçıların tasarrufu daha çok olmalıdır. Ülkemizde hamsi avcılığında ilk olarak başlatılan kota yönetimi uygulamalarının başarılı olması için kota uygulama sistemi sorgulanmalıdır. Balıkçılar son iki yıldır uygulanan kota sistemine uyuyorlar mı? Bu uygulamanın amacı neydi? Bu uygulama aslında balıkçının menfaatine bir uygulama. Kota uygulamalarının izlenmesi balıkçı kooperatiflerine verildi. Ancak bu uygulamada ciddi eksiklikler ortaya çıktı. Bu sorun nasıl aşabilir, bunun üzerinde durulmalıdır. 6. Dilek GÜNAYDIN (İstanbul Sahil Güvenlik Bölge Komutanlığı): Sahil Güvenliğin çalışmaları eleştiriliyor. Ancak operasyon sırasında, denizde kontrol için sirkülerde pratik değerlendirme açısından çok net ve ölçütler yok. Örneğin denizde ve karada/limanlarda bulunan ağlar her iki taraf açısından da (balıkçı-denetleyici/uzman) sorun oluşturuyor. Bu açıdan sirkülerdeki uygulamalarda net tanımlar oluşturulmalıdır. 7. Halit KONANÇ (Koop. Proje-Uygulama Danışmanı): Balıkçıların örgütlenmesi kaynak yönetimi açısından çok önemli. Kooperatifler ve balıkçı örgütleri yasal-idari mevzuat açısından bugünün sorunlarına cevap veremiyor. Bu nedenle kooperatiflerin yasal/hukuksal, idari açıdan günün koşullarına göre yeniden düzenlenmeli ve ekonomik açıdan güçlendirilmelidirler. Güçlendirme beraberinde kaynağın etkin yönetimini ve balıkçının da ekonomik durumunu düzeltecektir. Bunun için balıkçı örgütleri balık işleme ve değerlendirme projelerine yönelmeli. Biz bunu Yalova-KocaeliGemlik Bölgesinde örnek bir çalışma ile başlattık. 8. Ferit ÇEÇELİ (Gırgır Balıkçısı, Giresun-Merkez): Yasaklamalar balık türleri üzerinden yapılmalıdır. Av araçları/avcılık yöntemlerine göre sınırlama etkili olmamaktadır. Trol ve gırgır balıkçılığı gibi küçük kıyı balıkçılarının da hedef av türü açısından yasak kapsamına alınması gerekir. Örneğin Barbunya balığı üreme dönemini oluşturan yaz aylarında uzatma ağları ile avlanmakta, aynı dönemde çevirme ve trol ağları ile avlanması yasaktır. Madem balığı koruyacağız, üremesine imkan tanıyacağız neden kıyı uzatmaları uzatma döneminde yasaklanmıyor. Bu nedenle balık türlerinin biyoekolojik özellikleri dikkate alınarak yasaklar belirlenmelidir. 86 Balıkçılık Yönetimi Çalışma Grubu 9. Ahmet MUTLU (Doğu Karadeniz Balıkçı Koop. Birliği Başkanı): Kıyı/uzatma balıkçılığında türden ziyade, av aracının göz açıklığı düzenlenmelidir. Uzatma ağlarının göz açıklıkları ve ağ materyali/misina ağlar gözden geçirilmelidir. Misina ağlar yasak olmasına rağmen bütün kıyı balıkçıları bu ağ materyalini kullanmaktadır. -Devlet balıkçılıktaki aşırı teknolojik gelişmeyi azaltmak için ithalat üzerinde kontrol geliştirsin. Örneğin misina ağı bir taraftan yasaklanırken, diğer taraftan ithalatı yapılıyor. Devletin ilişkili kurumları arasında yeterince eşgüdüm/iletişim yoktur. Işık ile avcılık (çevirme ağlarında, hamsi vb) tamamen kontrol altına alınmalıdır. Hami avcıları sınırsız bir ışık kaynağı kullanmaktadır. Sahil Güvenlik Komutanlığı ışıkla avcılık konusunda yeterince etkin kontrol yapamamaktadır. Diğer taratan kontrol aşamasında balıkçı ile Sahil Güvenlik arasında iletişim sorunu çıkıyor. Sahil Güvenliğin eğitim amacı ile uygulamaya yönelik yaptığı uyarılar ve bilgilendirme çalışmaları çok yetersizdir. Örneğin balık ağlarının kontrol işlemlerinde yed-i emin olarak alıkonulmaması/zapt edilmemesi gerekir. Balıkçı filosu hem sayısal hem de büyüklük olarak çok gelişmiştir. Gırgır teknelerinde boy/büyüklük açısından da; avcılık yöntemine uygun olarak mevcut teknelerin ruhsat boylarının yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Tekne boyu açısından yeni ruhsatlandırmada boy standartlarının aşağıya çekilmesi, av gücünün azaltılması bir hedef olarak belirlenmelidir. 10. Medet KASARCI (Süver Balıkçılık, Rize, Pazar, Gırgır Balıkçısı): Şu anda uygulanan cezalar hem çok yetersiz, hem de çok ağır. Bu konuda yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunmaktadır. Şu andaki talimatlarda cezalar çok net ve açık değil. Balıkçının ve kontrol uzmanlarının kafası karışıyor. 11. Yekta TANIR (Trabzon Sahil Güvenlik Bölge Komutanlığı): Sahil Güvenlik Komutanlığı gerekli tüm uyarıları bölge balıkçılarına ulaştırmaktadır. Sahil Güvenlik Komutanlığı yürürlükteki mevzuatı uygulamakla yükümlüdür. Ne az, ne de fazlasını. Bu konuda su ürünleri sirkülerinin/talimatlarının daha geniş ve açıklayıcı olarak hazırlanması, denizin ekolojik dengesi göz önüne alınarak düzenlenmesini öneriyorum. 12. Şenol TURAN (Aktuğ Balıkçılık, Rize, Gırgır Balıkçısı) Herkes balıkçı teknelerinden ve aşırı avcılıktan bahsediyor. Denizdeki balığın azalmasında hiç kimse denize belediyelerin denize bıraktığı atıklardan söz etmiyor. Bu konuda yetkililere herhangi bir ceza kesildi mi? Duyan var mı? Kıyılarımızdaki kirlilik, çöp ve atıklara da bakmamız lazım. 13. Dr. Ejbel ÇIRA (Sahil Güvenlik Komutanlığı. Ankara) Yapılan eleştiriler aslında büyük bir haksızlıktır. Sahil Güvenlik Komutanlığı Yasal mevzuatlara göre üstlendiği kontrol hizmetlerini tam anlamı ile yerine getirmektedir. 14. Atalay ELVER (Samsun İlk Adım Balıkçı Koop. Başkanı) Samsun, Yeşilırmak-Kızılırmak trol av sahalarında dip trol ağları ile avlanan çinekop balığının av zamanı 15 Eylül ile 1 Ocak tarihleri arasında serbest bırakılsın. Kıyıdan itibaren av mesafe yasağı ise 3 milden 1.5 mile düşürülsün. Balık bu dönemde kıyıya yakın suları tercih ediyor. Çünkü bu balık bu dönemin dışında bölgeden uzaklaşıyor. Av vermiyor. Ancak bu dönemde karlı bir avcılık yapılıyor. 87 1. Ulusal Hamsi Çalıştayı: Sürdürülebilir Balıkçılık – 17-18 Haziran 2010 Ayrıca orta su trolü ile aynı bölgede yoğun olarak avlanan çaça balıklarının da 1 Mayıs’tan sonraki dönemde avcılık derinlik yasağının 20 kulaç yerine 10 kulaç’a çekilmesini öneriyorum. Bu dönemde çaça balıkları daha sığ sulara göç etmektedir ve daha verimli bir avcılık yapılmaktadır. Sonuçlar/Çıktılar Kota ve stok tahmin araştırmaları Hamsi avcılığında miktar sınırlaması (kota tahsisi) konusunda halen yapılan uygulamalar pazarlama stratejisi olarak önem taşımaktadır. Ancak, burada kota iki anlam taşımaktadır. Birincisi Pazar ile ilgili olanıdır. İkincisi ve asıl önemli olan toplam müsaade edilen ürün miktarı (TAC) ile ilgilidir. İkincisi için (TAC) stokların tahmin edilmesi zorunludur. Bu bağlamda düzenli olarak avcılıktan bağımsız veya bağımlı stok tahmin çalışmalarının yanında izleme çalışmalarının sürdürülmesi kaçınılmazdır. Öz olarak bu yöndeki kota uygulamalarına geçiş bir hedef olmalıdır. Bu amaçla; 1.Balıkçılık kaynaklarının tespiti için daha etkin bir araştırma programının hazırlanması ve uygulanması, bu konuda yeterli kaynağın sağlanması, Bakanlığın yasal sorumluluğunu yerine getirmesi beklenmektedir (1380 sayılı yasa, madde 14). 2.Balıkçılık istatistiklerinin doğru toplanabilmesi için oluşturulan sistem etkin çalıştırılmalıdır. Bu amaçla balıkçıların bilinçlendirilmesi gereklidir. 3.Daha etkin bir balıkçılık yönetimi için Balıkçı Kooperatiflerinin yasal-idari mevzuatlarının yeniden ele alınması, güçlendirilmeleri, yetki ve sorumluluklarının artırılması gereklidir. 4.Balık stoklarının yönetimi için bölgesel ve ulusal kurulların mevzuata uygun olarak oluşturulması, av yasakları ile koruma ve kontrol tedbirlerinde kurumlar-balıkçılar arasındaki birlikteliği sağlayabilecek katılımcı bir karar mekanizması oluşturulmalıdır. 5.Balıkçıların eğitimi için yerinde (gemi üzerinde) ve lokal bazda eğitim faaliyetleri arttırılmalıdır. 6.Balıkçılık kooperatiflerinin güçlendirilmesi yoluyla balıkçıya av sezonu dışında balığı pazarlama imkanı verecek ortamın hazırlanması düşünülmelidir. 7.Tarım Bakanlığı; merkezi ve taşra kuruluşları koruma ve kontrol hizmetlerinde daha etkin bir mevzuat/yönetim modeli oluşturmalıdır. 8.Av gücünün kontrol edilmesi açısından yeni ruhsat verilmemelidir. Modernizasyon amacıyla mevcut filodan eski ruhsatların birleştirilerek kullanılması dışında her türlü boy uzatılması, tonaj ve makine gücü artırılmasına kesinlikle izin verilmemelidir. Av filosunun teknik özelliklerine ait bilgiler güncellenmelidir. 9.Gürcistan da sürdürülen Türk bandıralı gemilerin avcılığı disipline edilmelidir. 10.Karadeniz ‘de hamsi avcılığının 30 Ekimde başlatılmasında ortak görüş oluşmuştur. 11.Balık unu amacıyla fabrikalara giden hamsi miktarıda kota kapsamına alınmalıdır. 12.Yakın kıyı sularındaki biyoçeşitliliğin korunabilmesi için gırgır teknelerinin şu anda uygulanan 10 (Batı Karadeniz) ve 6 kulaç (Doğu Karadeniz) derinlikteki sığ sularda avlanma yasağına en az 50 m sınırı getirilmelidir. Yakın kıyı sularında av operasyonu yapan 88 Balıkçılık Yönetimi Çalışma Grubu gırgır çevirme ağları tıpkı diğer sürütme ağları gibi bentopelajik ve demersal makrofaunanın büyük ölçüde tahribatına sebep olmaktadır. Kısaca yakın kıyı sularındaki avcılığın daha açık sulara kaydırılması sağlanmalıdır. 13.Yakın kıyı ekosistemini korumak ve çok amaçlı koruma alanları (üreme alanları, genetik biyoçeşitliliğin sürdürülmesi, tehlike altındaki türlerin koruması gibi), Karadeniz’de de “Deniz Koruma Alanları” tahsisi edilmelidir. 89