İSLAM ÖNCESİ ARAP ŞİİRİNDE BAZI DİNİ MOTiFLER Ömer Ünal" Özet: Bu makalede, Cahiliye döneminin sonu, İslamiyet'in ilk • yıllarlına tesadüf eden sOreçte toplumda hakim olan inanç, duygu ve anlayışiann yanında metafizik olaylan değerlendirme ve hayata bakış gibi ana unsurların, özellikle Hanifler denen grubun inanç prensiplerinin o günün şairleri tarafından nasıl işlendiğini şiirlerinden örnekler vererek izah etmeye çalıştık. Analıtar kelime/er: Cıüıiliye, Hanifler, Arap şiiri, Put, Tann, İnanç Varakab. Nevfel,Zeydb. 'Amr Some Religious Elements in Pre-Jslamic Arab Poem Summary: In this article, we tried to explain with to give the examples how are realized by the poets of that age, the main concepts !ike the events of metaphysics and the view on life, specially the principles of the group that was called the Hanifies besides of the concepts of idea and sensatian and belief which has been included the society in the age of the last of Jahiliya and the fırst Islamic years. Keywords: Jahiliya, Hanifies, Arap poetry, pagan, Teo, belief, Varaka b. Nawfal, Zeyd b. Amr. • Yard. Doç. Dr., Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arap Dili ve.Edeblyatı Anabilim Dalı NÜSHA, YIL: III, SAYI: 9, BAHAR 2003 175 İSLAM ÖNCESi ARAP ŞİİRiNDE BAZI DiNi MOTiFLER 1-Miişrik şiiirierin şiirlerindeki dini motifler: Ciihiliye toplumunda putperestlik oldukça yaygındı. İslfun öncesi Arap Yarımadasında yaşayan toplumlaTın birçoğunda puta tapma, ondan yardım dileme, istek ve arzuların yerine gelmesi için onu bir vesile ve bir anlamda kurtarıcı olarak görme gibi karmaşık tutarsız inanç ve düşünceler hakimdi. Ciihiliye şiiri ve bazı Kur'an ayetlerinden anlaşıldığı kadarıyla eski Arabistan'ın muhtelifyörelerinde mevcut inanç ve dini anlayış çok tanncılık (politeizm) üzerine kurulmuştu. 1 İleride verilecek şiir örneklerinden de anlaşılacağı gibi umumi putların yanında her bir kabilenin kendine özgü bir tanrısı da vardı; aynı zamanda bu tanrı veya put o kabilenin dini hayatının bir sembolü olarak kabul edilirdi. Bu inançları yanında Ciihiliye Arapları diğer tanrı ve put adlarından ayrı olarak en yüce yaratıcıyı ifade eden Allah kavramını da tanıyor, O'nu günlük hayatlarında sık sık kullanıyorlardı. Onların dua cümlelerinde 'ya Alla/ı" ve daha sık olarak "Allahumme" tabirlerine yer vermeleri; ayrıca Arap dilinde ..ra/ıman" ismi gibi Allah isminin de çoğulunun bulunmaması Araplar'ın inançlarında bir olan yüce yaratıcıyı ifade ettiklerini göstermektedir. Nitekim Ciihiliye şiirini incelediğimizde dehriyyiin (materyalist) denen grup hariç onların kahir çoğunluğunun Allah'ı tanıdıklarını ve O'nun için putlara kullandıklarından daha üstün sıfatlar kullandıklarını, O'nun adına yemin ettiklerini gösteren pek çok örnekle karşılaşırız. 2 Ciihiliye kültürü ve dini telakkisinin yaygın olarak bilindiği islfun'ın ilk dönemlerinde bazı Müslüman bilginier, genel tarih kitapları yanında özellikle Ciihiliye Araplarının inançları, ibadet şekilleri, putları ve put evleri (buyutu'l-esntim) hakkında müstakil eserler yazmışlardır. Fakat bunlardan sadece İbnui'I-Kelbi'nin (Kittib'ul-Esmim) adlı değerli eseri günümilze gelebilmiştir. Bundan başka Ebul'l-Hasan Ali b. Fudayl ve ef-Ciihiz de aynı adla birer kitap yazınışiarsa da günümüze kadar ulaşma­ mışlardır.3 Allalı ve putlarla ilgili motif/er: Cahiliye şairlerinden olan Evs b. Hacer (ö.620 m.), Allah'a daha ilstün bir rol biçerek inancını değerlendirdiği şiirinin bir beytinde şöyle der: :.ı ı s1 i.:ıf-----i-6•..... ,. :.:ıı1 i.:ı! ,..iıı.--~. J Ltit'a, 'Uzzfıy'a ve onlara ibadet edenlere andiçerim. Allalı'a da; çünkü Alla/ı, onlardan daha yücedir.(Tavil) 4 Bu bireysel inanç yanında Ciihiliye Arapları'nın da Hac ve Umre esnasında Al-. lah'a, Kabe'ye ve putlara tazirnde bulunurlarken topluca şu cümleleri sÖyledikleri rivayet edilmektedir. :ili:. ı.. .J ~ !~ JA ~ Y! !~:s.,~ 'i !~ !~MJ!! ~ Buyur AI/ah 'ım! Buyur! Buyur, senin ortağın yokıur. Bir ortağın varsa o da sana aittir; sen ona ve onun sahip olduğuna da maliksin 5• Bu cümleler,onlarda yaygın olarak var olan Allah inancını gösterir;özellikle Kureyş kabilesinin, taptıkları putların kendilerini asıl yaratıcıya şefaatçi olmaları ümidiyle Kabe'yi tavaf ederken sürekli şu cümleyi tekrar ettikleri rivayet edilmektedir. .~j:i.J ~t:.L!i J .J .;,ı;..ı1 ~1:;,11 ~jj ı,;j:..YI ~~~~u:;. .J ı,;YJI .J ~I.J Lat, Uzzii ve üçüncüleri Meniit'a yemin ederiz; onlar yüce t!lrnalardır, onların şefaatine elbette ümit bağlanabilir6 • Öte yandan Allah'a inancı ve hikmet! i sözleriyle tanınan Zuheyr b. Ebi Sulma'nın (ö.609 m.) bile zaman zaman putlar adına yemin ettiği görülmektedir. Öyle ki aşağı­ daki beytinde Ukaysır adlı putun taşlarına yemin etıniştir. ~1 .J f.,ıL.::iJI :'+-i ;·;o_., :, L-. J l.l;'~ ~"YI ~L-....:ü~ :-, ·n.. Ukaysır'ın 176 kutlu taşlarına, başlarm ve bit/erin kazıldığı (hacı/arın tıraş olduğu) NÜSHA, YIL: lll, SA YI: 9, BAHAR 2003 ÖMERÜNAL yere andiçerim.(Tav1if Taşlardan yapılmış putlara ibadet eden bedevi Araplar'ın, zaman zaman ihtiyaçlarına cevap venneyen ilahlarını yerdiklerini ve onlar için küfürlü kelimeler kullandıklarını gönnekteyiz. Rivayete göre Beni Milkan kabilesine mensup bir bedevi, develeriyle birlik.ie uğur dilemek llzere aynı kabilenin ilahı sayılan ve Sa'd adı · verilen bir kayanın yanına geldiğinde develeri, onun adına kesilen kurbanların yere y!kıldıklarını görünce ürker ve çevreye dağılırlar; bunu gören adam taşı alıp puta fırla­ tır ve şöyle der: «Senin Allah belanı versin develerimi kaçırdın!» Daha sonra develerini toplamaya koyulurken şu dizeleri söyler: ~:~~~~1f1; .... 'i . ':.1 - • '... • ~., -. ,l--.WIJ ~t.; .Jı..r--'~.l:J ~ ı.JA..)l ~ Biz Sa 'd'a, bizi birleştirsin diye geldik, fakat Sa 'd bizi darmadağın etti; (bundan böyle) Sa 'd'ı tanımıyoruz. Sa 'd artık çöldeki kayadan başka bir şey değil; ona ne kötülük ne de iyilik için dua edilir.(Tavil)8 el-Kelbi kabilesine mensup Ca'fer b. Ebi Hilıis el- Kelbi (ö.?) adında biri, devesiyle birlikte Su'ar adı verilen putun yanından geyerken 'Anazalar denen grubun, onun adına kurbanlar kesmiş ve dilekte bulunmuş olduklarını görür. Boğazlanan hayvanların yıkıldığını gören körpe devesi ürker, sağa sola kaçmaya başlar. Bunu gören Ca'fer b. Ebi Hilıis, hiçbir isteğe cevap venneyen, dokunulduğunda tepki gösteremeyen bu cansız ve aciz varlığa karşı şu dizeleri söyler: ~~ı ~'.J.J'J.-:::ı~ J~ ~:.r-=- Y.~ 0----o ~JJ:Ji.::.i~ ·ıı ' ' ··ı t____. :cı~ -. ., b. '. -.~c..J----"'l".J •c-.-. b. '' r'rs;; .ır-«ı . ~u . . w --s Yakdum'un iki olgunun ziyaret etmekte oldukları Su 'ayr (adlı putun) yanında gören yavru devem, ürktii. Ne yazık ki o, yanında lazim/e bekleyen Yazkur grubuna sözle de olsa bir cevap vernziyordu.{Kfunii)9 Öte yandan Cillıiliye döneminde putların, taş ve ağaçlardan yapıldığı gibi hurma macunundan da yapıldığı rivayet edilmiştir. İlginç olanı, açlık ve kıtlıkla karşılaştık­ ları zaman çekinmeden o putları yemiş olmalarıdır. Nitekim Beni hanife kabilesi, Hays adını verdikleri hunnadan put yapıp ibadet etmişler; daha sonra kıtlıktan ötürü onu yemek zorunda kalmışlardı. Aynı kabileden biri, kendi atalarının elleriyle yaptık­ ları putu, açlıktan ötürü nasıl yediklerini alayınısı bir tarzda aşağıdaki şiirinde ifade boğazlamış kurbanların yıkıldığını etmiştir. jıJ cj(j .•.J~J\ 't . ~W---l-.HJ~-ö; Hanife (kabilesi), devamedege/en bir açlık ve kıtlıktan ötürü y;..~ ilahlarını yemişler­ dir.(Kıirnil)10 Rivayete göre müşrik Araplar, öldilkten sonra dirileceklerine, özellikle de kabirleri başında Uzerine binecekleri kurbanlarıyla birlikte dirileceklerine inanırlardı. Mamafih Cubeyr b. el-Eşyem ei-Faka'si (ö.?) oğluna vasiyet ederken şöyle der: y-_;--:.i~~_,ııt__:..ı;.:P'ı _..) ~.J~~~~ :...;. ·~ _,._.._a 4.___Jı~ı -- .J . _,_, • ~ ı ;.._..:s_;~ J.ı.-,9 ı:ıı ~)~ı..,.....;. ~!!w __.:;...ı___,; ·sı:.ıL___.p;. i.j~c.:ı.-:s'_F::i'J -~ ··-~·· ·~· .J '-"""'-~ır-~ a j _ı;, ~Ji .l..-..5 L.__.. CJ,.._;J .J f ı;-•r;:;'i Ya Sa 'd! Şayet ölürsem sana vasiyetim var; (ölüme) çok yakın alandır. çünkı"i vasiyet eden bu NÜSHA, YIL: III, SAYI: 9, BAHAR 2003 kardeşin 177 ISLAM ÖNCESi ARAP ŞİİRINDE BAZI DiNi MOTIFLER iki eli üzerinde eziyet edilecek şekilde ve belalara uğratılmasına sakın müsaade etme. Bu kardeşini uysal bir binile bindir, onu kötülüklerden koru; çünkü o (ölmeye) Babamn arkasından çekiştirilmesine, dolaştırılmasma çok yakındır. Belki de mahşerde (bana yarar sağlayabilecek en hayırlı iş): <<bininiz» dendiğinde binebilmem için, senin bana bırakmış alacağın bir binit olabilir. (Kamil) 11 • Hz. Peygamber 'in gelişiyle ilgili söylenmiş Şiirler:Cahiliye döneminde dini içerikli şiirleri inşiid eden bir kısım şairler, aynca Hz. Muhammed'in peygamber olarak gönderileceğini, bozulmuş olan toplum düzenini yeniden inşa edeceğini ve sosyal yaşamla ilgili gerekli kurallan k oyacağını şiirlerinde işlemişlerdir. BUyük ihtimalle kitap ehli tarafindan sızdınlmış olan bu gibi bilgileri dile getiren şairlerden biri de iyi bir süvari olarak bilinen Yemen kökenli şair er-Rıiiş (ö. ?)dir. Hz. Muhammed'in gönderileceğinden, kuracağı düzenden ve ondan önceki krallardan balıseden şiirinden bazı beyitleri: ~"' ~ .,---s;_,...::,;~ '1 ~---.+.ı-=·, rJ a .} !' j R :.ır--_...'._..c. ı rA • •: Onlardan sonra yüce biri, ülkeye hükümran olacak: o bir peygamberdir. Onun yasaklara müsaade edilmeyecek Onun adı Muhammed'dir; keşke onun gönderi/işinden sonra bir yıl yaşasam!(Vafir) 12 Cahiliye döneminde Hz. Muhammed'le ilgili şiir söyleyenlerden biri de Tubba' el-Esved'dir (ö.?). Rivayete göre bu şair yıldızlarla meşgul olur ve onlan takip ederdi. Bu amaçla Hint ve Rum diyarianna kadar gittiği iddia edilmektedir. Yıllar süren yolculuğundan sonra Himyer krallığına ait topraklara dönmüş ve hayatını orada sürdürmüştür. İçinde Hz. Peygamber'in yüce yaratıcı tarafından gönderileceğini ve ona iman edeceğini anlatan şiirinden bazı beyitleri şöyledir: lıiikiimranlığında ~ ~ ..·;n':i.;t--ı.dı10-----o~~:; ;...-.;::. ~ J L..J lJ-.ı_j:, :-, ·;"·ı ~ ·.;,ı~ ·, ~~ ~ ':i~ :-,·,_6 L-...::. :,:..._.1.! Şalıitlik ettim ki Ahmet, tüm canlıları yoktan var eden Allalı tarafindan gönderilecek bir peygamberdir. Şayet ömrüm ona kavuşmaya yeterse elbette ona, vezir ve yardımcı olurdum.(Mutekarib )13 el-Makdisi'nin zikrettiğine göre Medine Yahudileri, bu gibi bilgileri sızdırdığın­ dan dolayı adı geçen şiiiri öldürmüşlerdir 14 • Hz. Peygamber'in süt kız. kardeşi olan eş-Şeymıi.' hintel-Hiiris b. 'Abdul 'Uzzıi. es-Sa'diyye'nın (ö. 8/630)de, Hz. Muhammed'le ilgili recezler söylediği rivayet edilmiştir. Hz. Peygamber küçnkken süt annesinin yanında kaldığı esnada eş-Şeymıi.', ona aşırı sevgi beslemiş ve hiç yanından aynlmamıştır. Hz. Peygamber'e söylediği recezlerden biri: ~ J ~ J_:....:.; 0---o ~ J Bu, benim kardeşimdir. Onu annem doğurmamıştır; ne babamın ne de amcamın soyımdandır. Allalı'ım! Büyütmekte olduğum (Mulıammed'in) şanını yüce/t.(Recez) 15 İbn Hacer'in (ö. 852/1449) bildirdiğine göre eş-Şeyma', Hz. Peygamber'e son derece düşkün, onu seven ve yanından aynlmayan bir öz kardeşi gibiydi. Küçük olmasına rağmen onu sever ve çevresindeki çocuklardan onu korurdu 16• Hz. Peygamberi övdüğil diğer bir recezinde şöyle der: 178 NÜSHA, YIL: III, SA YI: 9, BAHAR 2003 ;~ ÖMERÜNAL ı::ıJ.--.--:.1 J t.___ rı ~,!.U_,.4 _,,~jl:! ô1J1ı.s...ı.'i_ _. ,.:. ı\ l.ı'J :i_ılt.li~. ·.:. •. l.L_j ~ t.:.l..-...;J L.....; ~n·. - ôr) 1'-.- - . . . . : 1• _bel J Ey Rabbim! Muhammed'in bizim yanımızda kalmasını sağla; ta ki onun hem yebir genç hem de tam bir beyefendi oluşunu göreyim.(Rabbim!) onun ve onu çekemeyenleri toplu olarak yok et. Ona, sonsuza kadar devam edecek bir şeref ihsan et. (Recez) 17 Rivayete göre Hz. Peygamber'in annesi Arnine bint Vehb b. 'Abdimenlif(ö. 575 m.), ölüm döşeğinde oğlunaatfen söylediği şiirinde, onun peygamber olarak gönderileceğini hissettiğini dile getirmiş, her türlü bela ve musibetlerden korunması için de Allah'a niyazda bulunmuştur. Söz konusu şiirinden bazı beyitleri: ıJ~I ~ _, (J._;JI ~ :•. :. "ı~ rL-...ı"\tl ı,r---l) ~.J,...;.+i_...,-. ~iJ tPşkin J~ rlAI..>----:J 'J+--ll ;.ıı.ı .15J rl~l~ ,:; _u;yiJ i'lj ...'/.ı_,-~ _~ ".al./l~<•l"G"i ",ı..:;~ :<;..:••....__..._; J~L..._..j Sen. tüm insanlığa (peygamber olarak) gönderilmiş (olacaksın); Mekke'ye ve Mekke dışına gönderileceksin Saygı değer atan İbrahim'in dini olan tevhit dini üzere gönderi/eceksin. Allah, seni kavimler/e birlikte putlara tabi olmaktan korusun.(Recez) 18 Gerek Hz. Peygamber'in annesi Arnine gerekse süt kardeşi eş-Şeymii'ya iz§fe edilen şiirlere, bazı edebiyat eleştirmenleri kuşkuyla bakmış olsalar bile onlara nispet edilmesinde bir sakınca olmasa gerek; zira İsliim öncesinde şiir söylemek, erkek şair­ ler arasında bir gelenek haline gelmiş olmakla beraber, kadın şairler de azımsanmayacak kadar fazlaydı. Kaldı ki birçok kaynağa göre Arap halkı kadın erkek aynmı yapılmadan şiire düşkünlükleri ile bilinir. 19 Ciihiliye dönemi Arapları'nda Allalı inancını ifade eden kavramlar, sadece Yahudi, Hıristiyan ve Hanif dinine bağlı olan şairlere münhasır değildir. Haniflerden olup olmadıklarını tespit edemediğimiz bazı şairterin şiirlerinde de inançla ilgili kavramlar görmekteyiz. Nitekim Muallaka şairleri ve diğerlerinin şiirlerinde Allah lafzı­ nın geçmiş olması, Ciihiliye Araplarının bazısının O'nun varlığına ve mutlak kııdret salıibi oluşuna inandıkları izlenimini vermektedir. Bunlara Zuheyr b. Ebi Sulmil (ö.609 m.) ve Hiitim et-Tiii (ö. 578 m.) gibi ünlü şiiirieri örnek verebiliriz. Zuheyr'in, Allah'a, kaza ve karlere inandığını belirten şiirinden bazı beyitleri: \ı\'1'- :aıı•..ııı~ w....JI~j_JL-Aıl ~~·~ :_b - .ıı ~ j" ~ U' ~ • - - • - ı.S.J--JW.,............. ı.ır--'. -.L~ :ı~ .. b......:r..ııl ·ı - ı \.ı....: . \,...._i\.:..-. L....S ljl ~ ıu___... ';/ ~ ..,~ 4.1""""' • ·~ -.u . ~ .. J Allah'ın varlığı, benim için apaçık bir gerçektir; O'nun korkusu bende var olsürece doğruya ve hakikate olan inancımı pekiştirmektedir. Anladığım hakikat şu ki geçmiş olana ulaşma imkanım olmadığı gibi, gelecek olanın da önüne geçebi/rnekgibi bir güce sahip değilim.(favi1)20 Hatim et-Tiii de (ö. 578 m.) Allah'ın gaybı bildiğine ve çürümüş kemikleri tekrar diriitme gücüne salıip olduğuna inandığını ifade ettiği bir beytinde şöyle der: duğu ~- • -. ~ ~ ~. 1 ':.. -. -. r--::'i :ı.......ıı -' L....l , - - • - - ··- . . lı - L.l;...JI • , - ~..s r+--t'J~.J~r O.çürümüş bembeyaz olmuş kemikleri diriltecektir.Gaybı O'ndan başka kim bilir ki? (/'avf/) 21 Kutsal kitap Kur'an'ın ifiıde ettiğine göre, müşrik Araplar putlara inıuıçları ya- NÜSHA, YIL: III, SAYI: 9, BAHAR 2003 179 İSLAM ÖNCESi ARAP ŞİİRİNDE BAZI DiNi MOTiFLER nında gökleri ve yeri yaratan, yağmur yağdıran ve onunla toprağı canlandıranın hep olduğunu biliyorlardı. "Andolsun ki onlara: «Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir?» diye sorsan mutlaka «Allah» derler. O halde nasıl (haktan) çcvrilip döndürülüyorlar? Allah nzkı kullanndan dilediğine bol bol verir, dilediğine de lGSar. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Andolsun ki onlara «Gökten su indirip onunla ölümünün ardından yer yüzünü canlandıran kimdir?» diye Allah sorsan mutlaka «Allah» derler. De ki: (öyleyse) hamd Allah'a mahsustur. Fakat onlano çoğu (söyledikleri üzerinde) düşünmezler."n; "Andolsun ki onlara: «Gökleri ve yeri kim yarattı?» diye sorsan mutlaka «Allah» diyecekler. De ki:«Hamd olsun AIlah'a» Fakat pek çoklan bilmezler."23 ; Ve işte böyledir [çoğu insanlar] eğer onlara gökleri ve yeri yaratan kimdir? sorsan hiç tereddütsüz Allah'tır derler. Deki Allah'ı bırakıp taptıklannızın ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Eğer Allah bana bir zarar vermek istese [hayali güçler] O'nun vereceği zaran önleyebilir mi? Yahut bana rahmet dilesc O'nun rahmetini [benden] esirgeyebilir mi? De ki: Allah bana yeter! [O'nun 24 varlığına] emin olanlar, [yalnızca] O'na güven duyarlar." ; "İşte böyle, şayet onlara da 'Gökleri ve yeri yaratan kimdir?' diye sorsan hiç tereddüt etmeden 'Kudret Sahibi Olan Her Şeyi Bilen [Allah] tır cevabını verecekler...ı5 , sıkıntı zamanlannda samirniyetle O'na yakanyor "Sizi karada ve denizde gezdiren O'dur. Öyle ki, gernileric denize açıldığınızda, gemilerin elverişli bir rüzgann önünde yolculan alıp götürdüğü gemidekiler sevinç ve güvenlik içinde hissederler kendilerini; derken bir tirtma yakalar gemiyi ve dalgalar her yandan kuşatır onlan, öyle ki, [ölümün] kendilerini çepeçevre sardığını düşünürler de [o zaman] dinlerine sıkı sıkı sanlıp yalnızca Allah'a yönelerek: Bizi bu (felaketten) kurtanrsan, andolsun ki şükreden kimselerden olacağız! diye yalvanp yakanrlar O'na."26; Ve birbirlerine bağlı olarak daracık bir yerden onun içine atıldıklan zaman, orada o an yok olup gitmek için yakaracaklar."27; " Şimdi en emin ve kararlı şekilde Allah'a yemin ediyorlar ki eğer kendilerine bir mucize gösterilmiş olsaydı bu [ilahi kelam]a gerçekten inanrmş olacaklardı. De ki: «Mucizeler yalnız Allah'ın elindedir.»" 28 ; "Üstelik, bunlar en ciddi yeminlerle, Allah'ın ismini anarak, «Allah ölüyü asla diriltmeyecektir» diye and içiyorlar. Hayır, gerçekten bu O'nun, gerçekleşmesini kendi üzerine aldığı bir vıiadidir; ne var ki, insaniann çoğu bunu bilmez."29 Aynca Allah'a çocuk isnad etmeleri özellikle de kız çocuklannı O'na isnad etmeleri "Neden kendiniz için [yalnız]erkek çocuklar [istersiniz de] O'na kız çocuklar [isnad edersiniz?] Bakın, bu haksız bir taksimdir!"30; "Ama bazılan bütün görünmez varlık tUrlerine Allah'ın yanında (O'na denk) bir yer yakışıır­ maya başladılar, halbuki onlann tümünü yaratan O'dur; ve cehaletleri yüzünden ona oğullar ve kızlar isnad ettiler!"31 şeklindeki öğütler göstermektedir ki CıThiliye Araplannın bUyük bir kısmı Allah'ı tanımakla birlikte putlara ibadet etmek suretiyle O'na ortak koşuyorlardı. Aynca CıThiliye şiirinde insan anatomisinin oluşumunu, evrenin yaratılış öyküsünü ve dizaynını, yüce yaratıcının yaratıklan üzerindeki nimetlerini anlatan unsurlar ve kavramlar da göze çarpmaktadır. Böylesi unsurları taşıyan şiirlerin, ticaret kervanlannın sürekli irtibat halinde olduğu Şam ve Irak yörelerinde cereyan etmekte olan Hıristiyanlık propagandası yoluyla Hicaz bölgesine, Yemen diyanndan Güney Arap Yanmadası'na sızdınlmış olabileceği ileri sürülmekiedir. Örneğin koyu bir Hıristiyan olan şair 'Adiy b. Zeyd b. Hammad b. Zeyd el-'İbadi'nin (ö.590 m.) semavi kitaplarda yer yer yüce yaratıcının evren ve insanı nasıl yarattığı hususundaki inançlan tasvir eden şiirinden bazı beyitleri: ':IL:.. QjL....... L.. q ~.;--+.ı; ı).-c:. 'i }'ll _j\.,ıi {; ·;:;:. _,ı; .Li ~ 'i _, L.il.....:.i :i:.....:i r-l L-.:.:1l;, ..s c 180 NÜSHA, YIL: III, SA YI: 9, BAHAR 2003 ÖMERÜNAL Bir gün bir sorgulayıcı seni sorguladığında ta/almadan cevap verebi/men için can kulağıyla dinle. Yaratıkların Rabbi! Bize olan nimetlerini nasıl tanıttıysa, ilk mucizelerini de öyle sergiledi? Öyle ki evren (başlangıçta) herhangi bir boşluk ve çatlak olmaksızın karanlık, su ve rüzgar görünümünde bir okyanus halindeydi. Böy/ece(Yüce yaratıcı) ziflri karanlığa emir verdi, o da hemen çözüldü; suyu da bulunduğu yerden çözüverdi.(Basit)32 Yeryüzünü yaydıkça yaydı, sonra gökyüzünün altına tasarladığı gibi onu gerektiği şekilde dizayn etti. Güneşi şaşmayacak şekilde yörüngesine oturtluğu gibi gece ve gündüzü tk birbirinden ayırdı. Malılukatı altı günde yarattı; bu yaratılış sonunda insana (bilinen) şeklini verdP 3• sözfımü II- Hanijleritf4 şiilerinde dini temıdar: Bilindiği gibi tevhit din 'ini yaymak için Allah'ın Peygamberi İbrahim ve oğlu İsmail Mekke'ye göç ederek yüce yaratıcının emriyle Kabe'yi inşa ettikleri gibi o yörede Haniflik dinini de yaydılar. Nitekim Kur'ıin'da, "Hatırla, hani İbrahim ve /smail Kabe 'nin temellerini yükseltiyor ve şöyle diyorlardı: Rabbimiz, bu işimizi kabul buyur; çünkü sen, işiten ve bilensin"35• Fakat diğerlerinde olduğu gibi bu ilahi din de zamanla tahrifata uğradı. Ebü Hilıil el-'Aske~ ri'nin (ö.395/l005) zikrettiğine göre, Hanifliği ilk tahrifedenlerin başında Ebü Huza'a Luhayy b. Harise b. 'Amr b. 'Amir el-Ezdi'dir (ö.?). Şam'a seyahat ettiği esnada, putlara ibadet edildiğini görmüş ve benimsemişti. Oradan Hubel denen bir putla Mek~ ke'ye dönmüş; insanları tevhit inancından uzaklaştırmak suretiyle kendi putuna ibadet etmeğe davet etmişti. Halkın büyük çoğunluğu bu davete icabet etmiş; etmeyenleri de taraftarları ile birlikte yadırgamaya başlamıştı. Neticede Ebü Huzii'a, uzun süren mücadelesi sonunda Mekke vadisinde putperestliği hakim kılınayı başarınıştı36 • Hanifliğin bilinmesine rağmen o günkü toplumda Cıilıiliye inancı yaygındı. İslam gelmeden önce Arap Yarımadası'nın hemen hemen tümü bu inancın hakimiyeti altın­ daydı. Ancak o günkü toplumda Cıilıiliye unsurlarını hoş görmeyen, putlara ibadet etmekten kaçınan sağduyu sahibi kişiler az da olsa mevcuttu. Bu grup, toplumun bUyük kısmının ataları diye kabul ettikleri, tevhit esasına dayalı Hz. İbrahim'in dinine karşı hatalı davrandıklarını biliyor, bu mantıksız inançlardan kendilerini tamamen soyutluyorlardı. Hz. İbrahim'in dinine sarılıyor ve onu yeniden ihya edecek birini bekliyorlardı. Kur'an bu doğrultuda İbrahim Peygamberin çizgisine netlik kazandırarak, onun ne Yahudi ne de Hıristiyan, aksine tevhit inancına bağlı tek tanrıya inandığını, şu ayetle "lbrahim, ne Yahudi, ne de Hıristiyan'dı; ancak o Allah 'a teslim olan hanij'ti; puta tapanlardan değildtm bildirmektedir. Toplumun içinde bulunduğu bu duruma karşı bazı sağduyu sahibi kişiler, toplumun büyük çoğunluğunun birtakım mantıksız inanç ve düşüncelerine akıl erdiremiyorlardı. Allah'a şirk koşmayı kabul etmedikleri gibi, Araplann Hıristiyanlık ve Yahudilik inancına kapılmalarını da tasvip etmiyorlardı. Doğruluktan ve doğru yoldan yoksun olan bu inanç ve düşüncelerden uzak kalmaya özen gösteriyorlardı. Ahnaf adı verilen bu saygın kişiler, ne zarar ne de fayda veren ve ne de kendilerine dokunacak NÜSHA, YIL: III, SAYI: 9, BAHAR 2003 181 İSLAM ÖNCESi ARAP ŞiiRiNDE BAZI DİNİ MOTiFLER bir zararı giderebilen cansız taşları kutsamaktan kendilerini koruyorlardı38 • İbn Hi şam'ın (ö.213/828) İbn İshak'tan (ö.l5 1/768) naklettiğine göre, Kureyş, bir bayram gününde putlarının yanında toplanıyor, onlara tazim edip kurbanlar kesiyordu. Bu esnada aralarından dört kişi çıkıp fısıldaşmaya başladı. Biri diğerine: "Bizim halkımız ne yarar sağlayan, ne de zarar veren, duymayan ve işitmeyen bu taşlarm etrafinda nasıl do/anıyor" diyerek yakınmada bulundular. Bu kişiler batı! inançlardan uzaklaşıp tevhit inancı dediğimiz Han1fliği aramaya koyuldular. Bunlardan bazıları: Zeyd b. 'Amr b. Nufeyl (ö. 606 m.), Varaka b. Nevfel (ö. 611 m.), 'Ubeydullilh b. Cahş (ö?) ve 'Osman b. el-Huveyris (ölm.?i 9 • Hanifler, putlara tapınınayı inkar etmekle kalmayıp toplumda yaygın olan içki, kumar, fal bakma zina, ırza saldın, ve benzeri gayri ahlaki adetleri de kendilerine yasaklamışlar; öte yandan Allah adından başkasına boğazlanan hayvanları yemekten uzak durmuşlardır. Rivayetlerde belirtildiğine göre, bu saygın kişilerin kendi aralannda birbirlerinden öğrendikleri oruç ve benzeri ibadetleri yerine getirdikleri de görülmüştür40. İşte bu duygu ve düşünceleri taşıyan tevhit inançlı kişilerin şiirleri, inanç ve içerik yönünden içinde yaşadıkları Cahiliye şiirinden farklılık arz etmektedir. Bunlardan Zeyd b. 'Amr'ın, kavminin inandığı batı! inançlarından ve putlara ibadet etmelerinden kendisinin tamamen beri olduğunu ve yüce yaratıcısına iltica ettiğini ilan ettiği şiirinden bazı beyitleri şöyledir: :_, _J.J1 ~ '~~ ~~,-. ali 'ı ~ . t. I~J 0 .ı..'t r,.ıı ~ :~l ~.J~~;_;,·.·; 1\S •o'JJ ~~ ~ ..J-A~ ~lı._] :_,~ı~~ r~YI ._.----a _, :.,~ı ~~ (:ıt.__.__S \IL.____.;,.._) :_,;;. :.ıı ;:s .i .· _,.~ !.ll e::.,~ t___..S ~ all l..).___..iblı _ı;.ıı 0 . o ,.J~ . . ~-~· \\ 7~...>---'Yi ;: ll • • _;·;,.)! ;J. ;;ı :.ı~ 'i l___..A~ ı___.,~ :.ı:ı !' ••• 4; .•'.::...} 'iSli J :_,~ı~io; _;.,~L......I~ İş/er taksim edilmişken (gerçekler tüm çıplaklığıyla ortadayken), ben tek olan Rabbe mi yoksa binlerce rabbe mi ibadet etmeliyim? Lat'ı da l.lzzd'yı da hepsini terk ettim; zaten benim gibi yiğit ve sabırlı biri böyle yapar Ne Uzzd'ya tapınırım, ne de onun iki_kı:zına; ne de Ben1 'Amr'ın iki putu etrafında dönerim. Ben, henii;: n·işde ermemişken rabbimiz sayılan Hubel'e de artık (Bundan Böyle) ibadet etmeyeceğim. Hayran kalmışımdır! Çünkü gece ve gündüz/erin (düzenli olarak birinin diğerini takip elmesinde), sabırlı ve erdemli bir kişinin, idrak edebileceği nice mucizevi olaylar vardır. Bilm(vor musun Allah, işi gücü bozguncu/uk olan nice kişileri he/ak etmiştir. (Diğer taraftan) bir kavmin iyiliği sayesinde diğerlerini de yaşatmıştır; dolayısıyla bunlardan olan çocuklar, büyüyüp (nesi/lerini) sürdürmektedir/er. Kurumuş bir dal, yağmur sayesinde yeşillendiği gibi kişi de ancak zaaflanndan ve kuruntu/arından arındığı gün olgım/aşabilir. İşte ben de. günalı/arımı affetmesi için bağışlayıcı olan Rabbim Ralıman'a ibadet etmekteyim. 182 NÜSHA, YIL: lll. SA Yl: 9, BAHAR 2003 -----~-------------- ÖMERÜNAL Rabbiniz Allah'a olan sorumluluğunuzun bilincinde olun ve o şuuru koruyun; zira takvaya bağlı kaldığınız sürece he/ak olmazsınız. İyi kimselerin yurdunun cennet, kafirlerin ise kor halinde yanan (cehennem) olduğunu göreceksin. Onların dünya hayatında ze/il ve rüsva bir hayatı vardır; ölümle de katlanamayacak/arı çok acı olaylarla karşı/aşacak/ardır.(Vafir)41 ,Görüldüğü gibi şıür, o günün toplumunda yaygın olan putlara tapınmaktan vazgeçip evrenin sahibi olan Allah'a yönelmiş, o'na sığınmış ve O'ndan ar"dileme yoluna gitmiştir. Şiirinin diğer bir bölOmUnde Kureyş topluluğunu uyarmış, ibadet etmekte olduklan cansız yaratıldann kendilerine sağlayabilecekleri herhangi bir yarar olmadığı gibi başkalanm da kurtarmalannın söz konusu olamayacağını vurgulamak istemiştir. Aynca kainatta cereyan etmekte olan tüm olaylarda, sağduyu sahibi kişiler için ibret almalan gereken nice mucizevi olayiann varlığına da işaret etmiştir. Zeyd b. 'Amr, bir şiirinde yine Allah'a teslim olduğunu belirtmiş ve şöyle demiştir: ,J~~_,:-.·.ı ':l~ ıy;._..:;.... ~ ~".;~1 L...J i<.J ylı.____:,jı 1. •. ':l':l) ~ ~ t:;..._.:..ıı L-..:.1 i::J_,L-.:...1 L-..J.ij ~ L-..J.G..:! hJ "ınl~~_,h"J ·,.!J ';l~~hj ~~~j·,jiı i L..:.ll c.r-1~ . - ~~.)" ,_ •• •o;~LIJ '"'J J"~lj) Üzerinde ağır kayaları taşıyan yerin. boyun eğdiği yaralıcıya ben de teslim oldum. O, yer yüzünün su üzerinde dümdüz bir şekilde (yüzdüğünü) görünce, onu yaydı ve üzerine dağları dikti. Tatlı ve saf (suları) taşıyan bıdutların boyun eğdiği yaratıcıya ben de teslim oldum. Bir de bakarsın ki onlar, suyu ernebilen bir be/deye (toprağına) sevk edilip sularını sağanak halde döküvermişlerdir.(Tav11t2 Böylesi dini duygularla dopdolu olan Zeyd b. 'Amr'ın vefat etmesi üzerine Varaka b. Nevtel'in onun hakkında söylemiş olduğu mersiyeden bazı beyitler: l.,ı--,.1.:.. .;ILJI 0-----o lj)-._.::J <·, j •; :,.~ L...:.ı) _, CJ.--.1 ~ _, <·,·, ~~:; ~ L....S ~ıJWI ;;;u_,i $~ _, .ıJ ·~ _;; ~ :~ı_; .L': _,.,r-:.;:. t...; t....ı.L.....~ ..) •~.. • _,.ı (.)-C- •• ~- 1 u ı;,~ ~ ':l ~1.;----Sltı 4-:ı----i ı-- -' '1 \".)ı.:,.__,_;.. ..t~ b •• • . ~.,)""'--" ı.J--<' L,ı,ıJ., ~ t..><>.;~1 c:::.-..::; ;;;u; :,.._ı J ı__. lA .)\LJI .., ı.s--'. 4.L...:ıll.~ . r.Ş t..-.:.i.; ~-.•, b ;LS~ .)ıl. ·ı J u----" ~ıt. r-ı.....;-S J.ı ~ ,...... : ·...lj ••. t: -~ •• 1 ı.. ~.dı~ ı. ı-. i'll~ ~ c---' ~. ~ ı.,ş--::ı-- ~.) L....:..j (JL.....ıı.ı)'l ~~ .ı....J J Ey İbn 'Amr! Doğnı yolu buldun, (bu uğurda) hayli mesafo katettin; benzeri olmayan Rabb'e ibadet etmek ve saptıran putları terk etmek suretiyle de o kızgınfirının ateşinden kendini korumuş oldun. Talep etmiş olduğun dine kavuştun, rabbini biriernekte hiç yanılgıya düşmedin. Artık kendisinde ikame! etmek güzel olan, iyi bir yurda düştün; orada saygın bir şekilde (ikramlarla) eğlendiri/ip gününü geçireceksin. Orada Allalı'ın dostu (İbrahim Peygamber) ile karşılaşacaksın. Zira insanlara karşı cebbar ve zorba deği/din; aynı zamanda Htiviye'ye (cehennem ateşine) düşen de olmayacaksın. İnsana (bu nitelikleri taşıyan birine). yedi kat yerin altında bir vadide bile olsa yaratıcısının ralınıeti ulaşacaktı.(Tavil)43 Haniflerden sayılan mezkur şahıs, putlara ibadet etmekten kendisini uzak tutmuş, dönemin şartianna göre okuduğu semiivl kitaplardan edindiği bilgiler ışı- yaşadığı NÜSHA, YIL: III, SA YI: 9, BAHAR 2003 183 İSLAM ÖNCESI ARAP ŞitRiNDE BAZI DiNi MOTiFLER ğında gerçek bir din aramaya koyulmuştu. O putlar adına boğazlanan hayvanlan yemekten sakınmaya çalışıyor, yiyenleri de yememeleri için uyarmakian geri durmazdı. İbranice'yi okuyup yazdığı gibi, İncil'i de bu dille okur ve yazardı. Hz. Peygambere vahiy indiğinde eşi Hatice, arncasının oğlu olan bu zatın yanına gitmiş, gördüğü olayları ona haber vermişti. Bir defasında: '"İşte bu olay Namusu '1-ekber'dir ki Allalı Musa 'yı da bu şekilde göndermişti'o42 demişti. Varaka, Hz. Muhammed'e peygamberlik görevi verileceğini anlarnış ve Hatice'yi bu yönde bilgilendirmişti. Ne var ki Hz. Peygamber tebliğle görevlendirilmeden önce vefat ·etmiştir. Şiiirin tevhit inancı ve hikmetlerle dolu şiirinden bazı beyitleri: L...:;J ~1:" ' ,- ~ ' ..., ., tı t___j r-J..)---'L;l ~ :ü........::.. ~ ı _,___lS.! i----S;:.~ ~ı·~-· ·ı; .Jr.#• ~ L..;J ~ ~_,t:ı____;ı i.JI ı,:ı . wl---! L'i • J _;j"i) y u-_,ıı ..ı (JL_..Jı r.;~.H ..ı LJ;iı ~ ı~ L.:..! ::ıL..C. t::.ı..J..ıb. u~ J :ı~ ı "i ';j ı ı.:..;.....ş ~ili .J 0-.:Jı J ~ ::ı........ş:, l+.f-l! ~"..ıl~().-... Kavme nasihat ettin ve şöyle dedin: Ben. bir uyarıcıyım; sakın kimse sizi aldat- masın. Sakın ha! Yaratıcınızdan başka bir i/aha ibadet etmeyiniz; şayet birileri si::i davet edecek olursa aramızda Haded (Teymda'da bir dağ) var diyiniz. Tüm noksan sıfatiardan münezzeh olan arşın salıibi Rabbimi, sürekli tespih ederim: daha öncede Cüdfl ve Cumud (Necd'de bir dağ) dağlarının tespilı ettiği gibi ben de O'na sığınır ve tespilı ederim. Yer yü...."iinde ne varsa tümü onun emrine amadedir; O'nun mülküne karşı hiç kimsenin düşmanlık bes/emesi yaraşmaz. Görmekte olduğumıız hiçbir şeyin o güzel görünümü devam etmez; mal ve çocuklarımız yok olurken Allah bakidir. Gün geldi Hürmüz'ün hazineleri kendisine bir yarar sağlamadı; Ad kavmi ebedi kalma hülya/arına daldı, ama kalamadı. Rüzgarlarm. aramızda dolaşan cin ve insanlarm kendisine koşarak gittiği Süleyman (Peygamber) bile ebedi kalamadı. İlı/işamından ve kudretinden ötürü her yöreden kendilerine akın eden o krallar, nerede?(Basit)45 Ebu'l-Ferec el-İsfahiinl, (ö. 356/967) Varaka'nın Hanitken daha sonra Hıristi­ yanlaştığını zikretmiştir46 • Ancak bize ulaşan şiirlerini incelediğimizde onun Hıristi­ yan oluşuna dair herhangi bir işaret ve belirtinin olmadığını; aksine Zeyd b. 'Arnr'e söylediği mersiyesindc haniflik'e dair bir kısım işaretierin olduğunu söyleye biliriz.. Bu da onun bu inanca bağlı oluşunun bir kanıtı olsa gerektir. Hatta hayatının son dönemlerinde, Hz. Peygamber'in risalcti ile ilgilenip yoğun bir istekle onu beklerneye koyulmuş ve defalarca ona yardımcı olacağını ifade etmiş; aynı zamanda bu tebliğe inanınayıp karşı çıkaniann hüsrana uğrayacaklannı şiirlerinde açıkça vurgulamıştır. Nitekim Hz. Hatice, Hz. Peygambere Him dağında ona vahyin gelişini haber verdiğinde Varaka'nın aşağıdaki beyitleri söylediği rivayet edilmiştir: ı,. _ 4.P.lt.S~ı...-i~..ı~ 1 "i';ıı-~ 6ı l . ? ı\.; L...,ı r.Ş.;~ı (.JL.__b ~ ~.J ~ ~ 0----- ~.J J (yanlış yola) :L.-..Ju.;. w '.... ' '· ' •• """'.JJ----""..........__.,. t.S -J 'ı • ı ,~ ı 1 .ı.ı.. ı.__,..,;.;ı i.JI ~J..-.SI wl..ı---A'Jı 0-----,. J?J 184 ?:.:u t~i.:J...-.:..1- 'O:;,J'..ı ., . ı~ ı.,r--l'"'?-J ı..r-- w .J -•ı"' ...- ll ıJ--....-H •. ~- -.. ~ J..ı---i i.J.-.....I..i.-.,1..fo.. ~ ~j.J ;,j~u)"ı •.:,'atL-: NÜSHA, YIL: lll,. SAYI: 9, BAHAR 2003 ÖMERüNAL t___.;.._,.:ü wı ~~ ~ ,~:J_.....,:,..,.; ~_,ll:(.J~~..,; .. i1JJ t___.;.._,.r_, ;...-..4!} ~h.__...;,;~ı;; :~;'& 17 J _7 e 16 j s:·. ;~. ; e :.,_J _, 1 !!' 4--'~ ı _,u._.;.. Wl ıP"_r-al~ ı#~~ 4-_,:H--Jı ~~J~~ .ı.? . ;, ~ (jj.;----itSJI ~ ;., ' 1'? 4-i~ :ii' i -. JL-.....1"'11 <.:.ı---,. (Onu sürekli) lıatırlamaktayım; gönderi/işi uzadığından dolayı kaygıdan ağiaya bitkin düştüm. Hatice 'nin zaman zaman aniattıklarından dolayı (sabırsız/andım); ey Hatice! Yeter artık çok be/dedim, gözlerim yolda kaldı. (Ey Hatice!) Senin aniattıklarından ümit/enerek onun (Peygamber'in) Mekke vadisinden çıkacağını görmeyi (bekleyiş im iyice sabrımı tüketti). Anlattıklarm, rahiplerden bir kahinin sözleridir; yanılgıya düşmelerinden endiağiaya şeleniyorum. Gerçek şu ki Muhammed, hükümran olup bizi yönetecek; kendisine karşı çıkanı da gerçekler karşısında mağlup edecek. (Mesajının) nuruyla ülkeler aydınlığa kavuşacak; o, bu nur sayesinde yer yüzünün düzensizfiğe düşmesini önleyecek. Onunla savaşan zarara uğrayacak; ona (mesajına) teslim olan başarıya ulaşa­ caktır. Bu iş (peygamberlik) gerçekleşeceği zaman, keşke hayatta olsaydım da ona ilk uyan ben olsaydım. Kureyş bu işe karşı çıkıp ,\-fekke'de kargaşa çıkarsa bile, ben (Mulıammed'in tebliğ edeceği dine) tabi olurdum. Onların, a/çaklığa düşme pahasma da olsa topluca nefret ettikleri o din sayesinde ben, arş:n sahibine ulaşmayı ümit etmekteyim. Onların alçakça olan bu tavırları, yüce yaratıcının kendisini burç/ara doğnı yiikse/meyi seçtiği kişiyi inkar etmekten öte bir şey değildir. Şayet sizler ve ben (Muhammed'in dinini tebliğ edeceği zamana kadar) yaşarsak inkarcı/arın, (nasıl) paniğe kapılıp bunalıma girecekleri olayların ortaya çıkacağını (görmüş olacağız). Eğer ölürsem (biliniz ki) lıer genç, takdir edilen ve sıkça görülen ölümle karşıla­ şacaktır.(Vılfir)41 Eğer yukandaki beyitlerin Varaka'ya ait olduğu tebliğ zamanına kadar kavuşabilme arzusu taşıdığını ğini açıkça belirtine özlemini izhar etmesi, onun bir kesinlik kazanırsa, kendisinin ve bu daveti hemen kabul edece· hanif oluşunun kanıtı olsa gerek- tir. İsiilm öncesi dönemde tevhit inancına sahip olanlardan biri de şil.ir Umeyye b. Ebi's-Salt (ö.5/627)'tır. Diniere ait bir kısım kitaplar okuduğu rivayet edilmektedir. Çünkü Araplar'ın pek fazla bilmedikleri ve duymadıkları bilgileri, özellikle ilk peygamber İbrahim ve İsmail ile ilgili olayları onlara hatırlatıyor ve kendisi içki içmekten putlara tapmaktan uzak duruyordu. Hatta Hıristiyanlık ve Yahudiliğe ait kitaplar okuyor, gönderilecek peygamberin Araplarclan çıkacağını, özellikle böylesi bir görevin kendisine verileceği kanaatini taşıyordu48 • Bununla birlikte şılirin aşağıdaki beyti, kendisinin hanlf dininden başka tüm dinlerin tahrif edildiği kanaatinde olduğunu göstermektedir: NÜSHA, YIL: IIl, SAYI: 9, BAHAR 2003 185 İSLAM Allalı ÖNCESI ARAP ŞiiRiNDE BAZI DiNi MOTiFLER katmda han[( dininden başka tüm dinler, yalandır (talırif edilmiş­ tir).(Vılfir)49 Ebul-Fercc cl-isfahıini'nirı cl-'Asma'i'den naklettiğine göremezkur şair, şiirleri­ nin bir kısmında ahiret inancına dair bilgiler vermiş, özellikle o devrede cereyan edecek olan olaylan zikretmiştir. Ne var ki Hz. Muhammed, peygamber olarak gönderildiğinde ona iman etmemiş, aksine şiirleriyle muhaliflerine destek olmuştur. Hem Bedir savaşında öldürülenlere mersiyeler söylemiş hem de Kureyş müşriklerini Hz. Peygambere karşı sürekli kışkırtmaktan geri durmamıştır. Hatta bu doğrultuda bir kaside söylediği İbn Hişfım tarııiindan rivayet edilmiştir;o. Hz. Peygamber, anılan bu kasidenin okunmasını ve rivayet edilmesini yasaklamıştır. Umeyye'nin ölüm döşe­ ğinde iken şu vecizeyi söylediği rivayet edilmiştir: Beni kurtaracak ne malım, ne de aşiretim var; yardım isteyebileceğim ne güçlü kuvvetli biri, ne de özür dileyeceğim her hangi bir suçsuz var51 • Yine kavmine dönerek "benim için hazırlıklı olun, artık vaktim geldi." dedikten sonra, aşağıdaki beyitleri söylemiştir: <.t '· - •.ı tı. ·ı :I..J...>----= U'~. -...>---A - us6 ~· ... 'o ':l ~:,11 ~:) J4...--,;ı.1l iJ'I j:j.) ~ ':l.,.__J:. .r--A~ ::ıı .;---A~ LJ~ lıer ne kadar uzun sürse de sanımda yok olmaya mahkumdur. bu duruma düşmeden önce dağların zirvesinde paye(peygamberlik) arayabilseydim ÖlümU, sürekli gözünün önünde bulıındur; zamanın bela ve musibetlerinden kendini koru. Çünkü onun bir çok oyalayıcı şeytanı vardır.(Hafit)52 Öte yandan Umeyye b. Ebi's-Salt'ın şiirleri incelendiğinde onun cennet, cehennem, mahşer ve hesap gününe inandığı görülmektedir. Konuyla ilgili şiirlerinden bazı ,beyitleri: . , , ,. _ Hayat, Keşke ,·ı ~. ::ı_;~'i~J . .. • 1 • ..>--"• •\J .J--9• •..:;....s:. ..,_;:. _;,9'----&J;.::.ı~~ltl-.S • :. 11 1. ~ ~ fJ ıj f:~'i;'n •..:..•.)'----"r-----ı ı 1 , "> , . ,. ı ~~ıJıi ... .ı;-1-~s.:;ı.? ·~ J.ll. __... •., 6 ' ~-_ n.ıWt• O.": O Cehennem (var ya), hiçbir suçluya tolerans/ı davranmaz; Adn cennetine de biri. muttali olamaz. · Cehennem, tutuşup alevlendiğinde ve bu şiddetli alevler (kıvılcım/arım) firlatmaya başlayınca (bu esnada) Celıim bile onun korlarından yüz çevirme zonında kalma durumundayken (bunlarla)sağır, körkütük odunlar bile yakılır; öyle ki ateşe maııız kalan uzuvlar,. omm için öğütülmeye hazır biı· mpa (hayvan yemi) gibi. (Vılfır)r3 Adı geçen şairin, cenneti tasvir eden şiirinden bazı beyitler: kovulmuş 186 NÜSHA, YIL: lll. SAYI: 9. BAHAR 2003 ÖMERÜNAL İşte sana bal, süt, şarap, kökünden lwparılmış buğday kümesi, elma, nar, muz, soğuk tatlı ve tertemiz su. Orada, içinde okiarın bulunduğu taş bebekler şeklinde güneş yüzü görmemiş, huriler vardır. • O h uri/er altın, gümüş ve laymetli incilerden bilezikler takarlar. Yine orada, ne boş söz, ne günah işleme, ne yergi, ne de herhangi bir şeyden gafil olma vardır.(Vati.r)54 Şıllr Umeyye, şiirlerinin büyük bir kısmında kendisini kötü yollara düşüren, istek ve arzularının tutsağı haline getiren, hak ve hakikat yolundan ayartan nefsin ıslahının gerekli olduğunu, insanoğlunun er veya geç ölümün pençesine düşeceğini ve ölüm ötesi meydana gelecek olayları sürekli hatırında tutması gerektiği halde tersine onu unuturcasına dilnyaya daldığını, duygularının ve isteklerinin esiri olduğunu vurgular; mamafıh sağduyu sahibi herkesin geleceğini garanti altına alacak davranışlarda bulunması gerektiğini, tek çıkar yolun ise doğruluk, dürüstlük hak ve hakikatten aynimamaktan geçebileceğini özellikle belirtmeye özen gösterir. Konuyla ilgili şiirinden bazı beyideri aşağıdaki gibidir: '/ı · o~ll IL..:\ ~ı.)--+~! ı,s---1! •,·; ,... ·a.yı~ı~~~J •jjj • -~ - L- .l..l..)l--:! .J---" ~~ L..c. ".Jl ~:iı--J! ~~ ~ :L._j 'i J Ey istek ve arzularının tutsağıhaline gelmiş nefis! Bu baş kaldırzş ve zorbalık ne ::amana kadar sürecek? Doğru yoldan uzaklaşan kör gibi, haktan uzak duruşun niçin? Halbuki doğruyu, ancak geri zekalı olan reddeder? Benden önce hangiyiğidin sonsuza dek yaşadığını gördün? Halbuki daha önce onun nice istek ve arzuları vardı. Öliinı diriliş ve sonrası için duyarlı ol; bu gün ve yarın hülyası. kendisini aldatan kimselerden olma.(Tavi1)55 • Umeyye'nin, Allah'ı övdüğü şiirinden bazı ut._:.;;. _, ~J ı;:.. ı -o ..H---1J4 u~ --L-5-ıı·.,·. ı.r _, ·--'-' ı.:ı-:-- r. .Y---"-"' ül.l.__..ll 1 J'i_,'::ll yı ,..,. Lı ı~ - ., t ,.,_ j~ ;-;ı: i ı 1J ~ ··ı :_ 1'.; '---l.J_J.UI~ ~--_,__.,..,ıu ı;- beyitleri: ·o'._, uı .. ı ,.,.. '• .ılı·, ı.,, ·J .-. ~__:::;·. ı:uı__;_;.ıı ~_rı. ı-- - . - lfii 1. ;., ı...__.__t_jl.:i ~.H ı; , .,., -. -_ 1 -11 ··ı - 1ıi ~r----- (..J ~·- • ,- • ·.;n u. .... ;: • ";t! ~J Bizi sabah ve akşama ulaştıran Allah 'a hamd olsun; çünkü O, sağlık ve esenlik içinde bizi sabah ve akşama kavuşturmuştur. Kuvvet ve kudretinin ufukları çepeçevre kuşattığı Hanifdininin rabbinin dopdolu olan hazineleri, bitmek tükenmek bilmez. Bir süre babalarımız bizi büyütüp beslediler ve ölıip gittiler; sonra biz, kendimizi yok edecek evlatlar ediniriz. Biz, ilmin kendimize yarar sağlayacağını idrak edebilseydik bizden sonraki/erin, bizden öncekilere kavuşacaklarını da idrak etmiş olurduk.(Basit) 56 Umeyye'nin bu şiiri, Hz. Peygambeı 'e okunduğunda " Şiiri imaİı etti, kalbi inkar etti.", diğer bir rivayette de ise " Umeyye, ramak kaldı Müslnman olacaktı" 57 demiş­ tir. Tahıl Huseyn, Cahiliye döneminde dini duygulann işlendiği şiirlerdeki bir kısım bilgilerden ötürü, kuşkuya düşmüş ve onların uydunna olduğunu iddia etmiştir. Yazar, NÜSHA, YIL: III, SAYI: 9, BAHAR 2003 187 iSLAM ÖNCESi ARAP ŞitRiNDE BAZI DİNİ MOTiFLER geçmiş peygamberlere ait bu bilgilerin Kur'an'da da mevcut olduğunu hatırlatarak bu Umeyye ve diğer Hanif şiiiriere izafe edilişinin uydurma olduğu kanaatini belirterek şu yorumda bulunur: Zira Müslümaniann bu tür şiirleri adı geçen şairlere isnat etmclerindeki amaç, Cahiliye döneminde var olan bu gibi kavram ve bilgilerin Kur'an'da da zikredilmesi, ilahi mesajın tamamen teyit edildiğini ispat etmektedir.58 Anlaşıldığı üzere T§M Huseyn, kendi ifadeleriyle çelişkiye düşmektedir. Çünkü bir taraftan İsliim öncesi bu gibi bilgilerin Yahudi, Hıristiyan ve bir kısım Araplar tarafından bilindiğini kabul ederken, öte yandan bu muhtevalı şiirlerin uydurma olduğunu iddia etmesi bir tutarsızlık olsa gerektir. Zira MUslUmanlar, Kur'an'da geçen bilgi ve kıssalan teyit etmek için şiirden delil getirmeye ihtiyaç duymamışlardır. Aynca bu gibi bilgilerin lsliim öncesi Arap toplumunda bilinip bilinmemesi ilahi mesaj açısından pek fazla önem taşımamaktadır. Zaten Kur'an ve hadis, peygamberlere ait bu tarz kıssa ve olaylara yeteri kadar yer vermiştir; hatta zaman zaman anılan bilgiler değişik konular vasıtasıyla tekrar da edilmiştir. Dolayısıyla bu tUr şiirlerin uydurma olduğunu iddia etmel..'tense, asıl kaillerine nispeti üzerinde durmak daha doğıu olur. Çünkü bazı riiviler, şiirlerin isnadı üzerinde çelişkiye düşmekte; bir kısmı, Zeyd b. Amr'a izafe ederken, diğer bir riivi aynı şiiri Umeyye'ye isnat etmektedir. Demek ki şiirirı ihtiva ettiği bir kısım konularda kuşkuya düşerek onun uydurma olduğunu iddia etmektense, asıl kailini belirlemeye çalışmaktaki zorluklan ileri sürmek daha doğru olur kanaatindeyiz. 59 İsliim öncesi dini motifleri şiirlerinde işleyenlerden biri de Lebid b. el-' Amiri (ö. 41/66 I )'dır. Divanını incelediğimizde görmekteyiz ki, dalıa önce ifade etmeye çalıştı­ ğımız diğer haniflerden farksızdır. Lebid, muhadram şiiirierden kabul edilmesine rağmen şiirlerinin çoğunu Cahiliye döneminde söylenmiştir.. Rivayete göre bu şiiir, kardeşi Erbed'in ölümünden sonra bir grupla Hz. Peygamber'in huzurunda isliimiyet'i kabul etmiş ve bu uğurda büyük fedakarlıklar göstermiştir. Hz. Ömer (ö. 23/644) devrinde Küfe'ye yerleşmiş ve orada hayatını sürdürmUş Muaviye'nin (ö. 60/680) hilafetinin son yıllannda aynı yerde vefat etmiştir60• Şiir riivileri, Lebid'in İslam'a girdik'ten sonra tek bir beyit söylediğini zikretmiş­ Jerdir; ancak bu beytin ona ait olduğu hakkında kesin bir kanaat yoktur. Bazılarına göre söylediği beyit şudur: muhtevalı şiirlerin 'ili..}--!-" ~'!1 ;:,...... :-. ·:.. u ."' _) \}--"' Ecelim gelmeden İslam giysisini giydiğim için Allalı'a lıamd olsun.(Baslt)61 Muhaddis İbnu'J-Esir'e göre ise söylediği tek beyit şudur: .,.l._..,.....ıı..........-An:L-J)ll~:-.ı 188 ~~'>ıjJ :ı:ı; ~..;.'•:ı NÜSHA, YIL: HI, SAYI: 9, BAHAR 2003 ~.i.S..;--:.ıD---S_, ÖMERÜNAL (J,..L...:ı~l ~~.ii ~~ . "-; :1"'--:!-j--="''"'~ ·a;u~ı~;~.a ~'Uf>l~J İnsana sormaz mısınız! Ne ile meşgul oluyor? &eliyle mi ki onu belirleye bilsin? Yoksa boş ve mantıksız şeylerle mi? Ece/in kementleri, ölümün yollarına serpiştiri/miştir; şayet kementler hata eder de (bir kez o insanı) yakalamazda kurtulursa (pek fazla bir şey elde etmiş olmaz). • Zira gece yolculuk yapan biri, iş yaptığım sanır; halbuki insan, yaşadığı sürece(yarar!ı veya yararsız) bir şeyle meşgul olmak zorundadır. Şayet anlayışlı biriyse, ona diyiniz ki: Annen başına ağlasın! Zaman, geçmiş olan herhangi bir şeyi iade ederneyeceği gibi ne/sin korktuğu (o ölümden) kurtulmanın da imkansız olduğunu sana·öğretmedi mi? Şayet ikna olmuyorsan nesebini hatırla; belki geçmiş asırlar seni doğru yola iletir. Şayet 'Adnfin ve Ma 'd kabilelerinden baki kalan hiç kimseyi göremezsen zamamn bela ve musibet/eri, sana engel olsun, seni ikna etsin. Ben, insanların işin vahametini kavrayamadıkları kanaatindeyim; hayır, alal sahibi olan herkes Allah 'a vesi/e aramak zorundadır. Uyanık olunuz! Allah 'tan başka her şey son/udur; laışkusuz lıer nimet yok olur. İnsanlardan kimin arasına girersen onun parmaklannın ucunu sarartacak şe­ kilde bela ve musibete kapıldığını (görlirsün). insanoğlunun Allah katındaki tüm birikimlerinin ortaya konulduğu günde her fert arnelini görecektir.(Tavil)63 Bilindiği gibi Hz. Peygamber, İslam'a ve onun prensiplerine ters düşmeyen şiiri engellemediği gibi, onu söyleyen şllirlere de yasak getirmemiştir. Lebid gibi bir şllirin İslam'a girdikten sonra şiir söylemesinin engellendiği söylenemez. ÇUnkü o dönemde İslam'a girip şiir söyleyen pek çok şllir vardır. Lebid'in şiir söylememesi. belki de şahsi olup dış etkeniere bağlı değildir. Hatta bazı yorumcular, şllirin kendisini tamamen Kur'an'a ve onı.in öğretilerine vermiş olması olgusu, onun duygu ve dOşUncelerine tamamen terciımanlık etmesi sebebiyle şiirle meşgul olmayacak kadar kendisini fikren doyurduğunu ileri sürmüşlerdir. Nitekim Küfe'de yaşadığı yıllarda dönemin valisi tarafindan şiir söylemesi kendisine teklif edilince o, buna karşılık Bakara suresinden bir bölüm yazıp götürür ve şöyle der: "Şiirin yerine Allah bunu bana verdi". Bu durumu duyan Hz. Ömer, kendisine verilen tahsisatını iki katına çıkan~. Lebid'in divanında Allah inancı, varlığı, birliği ve tUm yaratıklara ihsanda bulunduğuna dair bilgiler göze çarpmaktadır. Kardeşi Erbed'e söylediği şiirlerinde dahi hanifliğe dair bazı belirtiler vardır; özellikle insanın faziletli ve olgun bir kişi olabilmesi için, tek yolun rabbine olan sorumliığunu yerine getirmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Aşağıdaki şiiri konuyla ilgili tipik örneklerden biridir: 'J ;,;~~L..--~9~ D--.:.::J ~~ ~ .J J4-.-Jl ~L...l ~~::ıL-..,j:;.lıt'> t.s::ıi.....Al ~ ~ ;ıj,_A -.;ı (J-.:. Benzeri olmayan Allah 'a hamdolsun. Tüm iyilikler kendi gücü ve kuvvetindedir; istediğini yapar. Kimi doğru yola iletirse o, hidayete kavuşur ve mutlu bir yaşamı olur. Dilediği­ nin de saptırır.(Recez)65 Lebid., yine bir şiirinde, insan ömrünün çok kısa bir süreye münhasır olduğunu işaret edip parıldayan bir ateşin söndüğünde hemen küle dönüşmesine benzeterek izalı etmiştir. İnsanoğlunun edindiği servetin kendisine bir emanet olarak verildiğini ve ya- NÜSHA, YIL: lll, SAYI: 9, BAHAR 2003 189 İSLAM ÖNCESI ARAP ŞiiRiNDE BAZI DİNİ MOTIFLER rarlı işlerde kullanması gerektiğini, öte yandan güzel ve yaralı olan her şeyin takvanın özünde mevcut olduğunu, işlediği şiirinden bazı beyitleri aşağıdaki gibidir: -:, q _____:., .J----4 ':ll• I~L___.."c) 'c)~ , •. c-:11L-.. •~'•G.J ~L__ı:!.)U:. t../1• 'b U'---"-' J • • •· d- ·~~~ ':/1 , • - ·_ıı '---- J • ~ ...;--~~ tı·· ~~-• • , t../1'-· ıı ~ tJ-" ~ • .fr-" .f _,__..- J .. '+--""""' Kişinin {dünya hayatındaki yaşam süresi), ancak pariayıp dönüşen bir ateşin parıldayışının (süresi) kadardır. L.. J daha sonra da küle İyi/ikler, ancak takvada saklulır; mal ise sadece insanın yanında bırakılmış emanetten ibarettir. (Tavil)66 Yine İslam öncesinde dini şiir söyleyenlerden biri deSırma b. Enes b. Kays (ö. 5/627)'tır. Şdir aklı selim sahibi herkesin sürekli Allah korkusu içinde olması ve iyiliğe yönelmesini tavsiye etmektedir. Toplumda bazı kişilerin Yahudilik ve Hıristiyan­ lık dinlerinde ilerleme kaydederek ruhhanlık sınıfina ulaşabileceklerini zikretmiştir. Şiirlerindeki ana tema, insanoğlunun vahşilikten ve hayvani sıfatiardan arınıp erdemli olabilmesinin bir kısım terbiye metotlarıyla nefsini arıtınaktan ve olgunlaştırınaktan geçebileceği şeklindedir. Şair Sırma, hicretten sonra İslam'a girmiş ve bu doğrultuda şiirler inşiid etmiştir. İşte İslam öncesi inandığı ve savunduğu değerleri dile getirdiği beyitlerinden bazılan: Jlt.WI' ••• -. • ~~~W".! _F .. H.,.ı-41JllL_..:l_, . ~ w '•l_..S u _, ı.J"----1-":! ~..) ~ - ·ıu,___s . t' ~1.5. _, ~~ <::.1_,.._.A L_J J .>--_, ~ -ı u---o> ~·· t' ._ .t.l...>..-..c.•ı t' u---o> -' t""'""'"'"' - ~ - u---o> JL.'_ı--Jl ~ ~ _, :-tL4 ~ ;...!__;! .J ı.S:.;L-.....:.1lı ~ L.....J .J 1 ~1_;.-.--!l~ ~~_,ll L.....J .J Yunus 'un {balığın karnında) sakin ve soğuk kanlı bir şekilde bekleyişi gibi, rahibin de kendisini, Allah için (ibadetgahına) hapsetmiş olduğunu görürsün. Yine Hıristiyanların kendilerine özgü dini bayramlar ve çeşitli ritueller düzenlediklerini {görürsün). Yahudilerin, diğer diniere nazaran daha ağır görevleri olan Yahudiliğe sımsıkı bağlı olduklarını ve gereğini yerine getirdiklerini {görürsün). ı·'alışi hayvanlarm dağlarda, kum oyuklarında ve kum gölgelerinde hep O'nun sayesinde barındık/arını görürsiin.(Hafit)67 Örneklerde de anlaşılacağı üzere İslam öncesi dini duygu ve temaların işlendiği şiirler göstermektedir ki, o günün toplumunda Hz. Peygamber'in mesajını kabul etmeye yönelik vicdani bir hazırlık vardı. Ciihiliye toplumunda dehriyyün (materyalistler) hariç gerçek varlık olan Allah inancı, tamamen silinmiş değildi. Hatta putlara tapanlar dahi kendilerini., gerçek kudret sahibi olan Allah'a yaklaştıracağı inancıyla onlara tapıyorlardı. Nitekim Kur'an, bu gerçeği şu ayetle tescil etmektedir: "Biz bunlara. sırf bizi Allalı 'a yaklaştırsınlar d(ve !apıyoruz, diyenlere gelince: Şüphesiz ki Allalı onlar arasında. ayrılığa düştükleri şeyde hükmünü verecektir. Allah, yalallCl ve nankör olan kimseyi doğru yola i/etmez "68 Belki de Hz. Peygamber' e karşı koyup onunla amansız mücadele edenler, bilgisizliklerinden öte dünyevi menfaatlerinin ve devam eden nüfuzlannın ellerinden çıkacağı endişesini taşıyorlardı. Bu gibi kaygılan taşıyaniann başında Hz. Peygamber'e karşı amansız mücadele veren Kureyş kabilesi gelmekteydi ki sergiiemiş oldukları baskıcı tutumun altında da bu korkuları yatmaktaydı. DUnyevi hükUmranlığı ellerinde tuttukları gibi, edebi akımiann da kendi tekellerinde kalması mücadelesini veriyorlardı69 • ı Sii'id el-Endelusi, Sii'id b. Ahmed b. Sii'id ei-Endelusi, Kitdbu '1-esndm, nşr. el-Eb Luis Şeyhü ei-Yesü'i. Beyrut 1912, s. 43-44; Niiyif Ma'rüf, el-Edebu'I-İslami fi 'ahdi 'n-nubbuvvetf ve hiliifeti'r-rii.şidin, Beyrut 1990, s. 96. 190 NÜSHA, YIL: III, SAYI: 9, BAHAR 2003 ÖMERÜNAL Cevad 'Ali, el- Mufassal fi tarihi'/- 'Arab kable'l-İslam, I-IX, Beyrut 1968, IV, 81; Çağncı, Mustafa, «Arap», Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (DİA), İstanbul 2 1991, lll, 316-317.. İbnu'n-Nedim, Muhammed b. İshak en-Nedim, el-Fihrist fi ahbari'J-'ulama'i'lmusannifin mine'l-kudaınii' ve'l-muhaddisin ve esma'i kutubihim, Beyrut 1978, s. B8-210; Çagrtcı, Mustafu, <<Arap», DİA, m, 316-217. 4 Evs b. Hacer, İbn Mıilik et-Temimi, Divan, Beyrut 1960, s. 36; İbnu'l-Kelbi, Hişam b. Muhammed b. es-Sa'ib b. Bişr el-Kelbt, Kitabu'l-esnam, nşr. Ahmed Zeki Başa, Ankara 1967, (tre. Beyza Dnşüngen), s. 13. 5 Ibnu'l·Kelbi, a.g.e., s. 6. 6 Ibnu'l-Kelbi, a.g.e., s. 13. 7 İbnu'l-Kelbi, a.g.e., s. 13. 8 İbnu'l-Kelbi, a.g.e., 24; Yaküt el-Hamevi, Şihabuddin Ebi 'Abdillah Yaküt b. 'Abdiilah e1-Hamevi er-Rümi el-Bağdadi, Mu 'cem u '!-buldan, I-V, Beyrut I 957, III, 22. 9 İbnu'I-Kelbi, a.g.e., s. 26; YakOt el-Hamevi, a.g.e., III, 222. 10 İbnu'l-kelbi, a.g.e., s. 23; İbn Kuteybe, 'Abdullah b. Muslim, e/-Ma'arif, Mısır 1960, s. 37; Sa'id el- Endelusi, a. g. e., s. 43. ıı el- Makdisi, a.g.e.,II, 144; Sa' id el-Endelusi, a.g.e., s. 44. 12 el-Makdisi, a.g.e., III, 175. 13 el-Makdisi, a.g.e., lli,177. 14 el-Makdisi, a.g.e., III, 177. 15 İbn Hacer, ŞiMhuddin Ebi'l-Fadl Ahmed b. 'Ali b. Hacer el-'Askahmi, el-lsabefi temyi::i's-shiihbe, I-IV, Bağdat tsz., IV, 344; Kahhıile, 'ümer Rıza, A 'lamu'n-nisa ', IV, Beyrut 1977,11, 316-317; el-Halebi, 'Ali b. Burhanurldin ei-Halebi, es-Siretu'lhalebiyye ( lnsanu'/- 'üyünfi sireti'I-me 'miin), I-II, Mısır (191 111329), I, 126. 16 İbn Hacer, a.g.e., I-IV, Beyrut 1981, IV, 345. 17 es-Suyüti, Celaluddln 'Abdurrahman b. Ebi Bekr, ed-Durru'l-mensiir fi tefsiri'lme 'siir, I- VI, Beyrut l 972, I, 16. 18 NılyifMa'rOf, a.g.e., s. 119-120. 19 NayifMa'rOf, a.g.e., s ı 18-120. 20 Zuheyr b.Ebi Sulma, Rabia' b. Riyiüı el-Muzeıı'i, Divan, Kahire l%4, s. 287; Nılyf Ma'nif: a.g.e., s. 12 I. 21 et-Tın, Hatim b 'Abdulliili b. Sa'd b. ei-Haşrec et-Ta'i, Divan, (nşr. 'Adil Suleyman Cemıil), Kahire 1990, s. 87. 22 Kur'an, 29/61-63 (Elmalılı Harndi Yazır, Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali, (Sadeleştiren ProfDr. M Sadi Çöğenli -Doç. Dr. Nevzat H. Yamk isanbul tsz.) 23 Kur'an (Yazır'ın Meali), 31125 24 Kur'an, 39/38, ( Esed, Muhammed, Kur'an Mesajı, (tre. Cahit Koyak, Ahmet Ertürk), İstanbul, 1997, 39/38. 25 Kur'an (Esed'in Meali), 43/9. 26 Kur'an ( Esed'in Meali), 10/22. 27 Kur'an ( Esed'in Meali), 25/13: 28 Kur'an (Esed'in Meali), 6/109. 29 Kur'an ( Esed'in Meali), 16/38. 3 Kur'an (Esed'in Meali), 53/21-22. 31 Kur'an (Esed'in Meali), 6/IOO. 32 eş-Şehristılni, Muhanuned b. 'Abdulkerim, I-III, Beyrut 1975, III, 230. 33 ei-Makdisi, a.g.e., I, I 50. 3 ° NÜSHA, YIL: III, SA YI: 9, BAHAR 2003 191 İSLAM ÖNCESi ARAP ŞtiRiNDE BAZI DİNİ MOTiFLER Batıldan hakka yönelmek, hak dini benimsernek veyhut tevhit inancı Ozere olmak Hz. Ihrahim'in dinine ve geleneksel biçimde Hz. Ihrahim'in dinini ' izleyenierin çizgisine verilen ad.(Sosyal Bilimler SözlU~ü, Ömer Demir-Mustafa Acar, istanbul 1993, s. 159.) 35 Kur'an (Yazır'm Meali), 2/127. 36 Ebu Hilıil el-'Askeıi, el-Hasan b. 'Abdullıilı b. Sehl b. Sa'id b. Yahya b. Mihrfuı el, Askeri, Kitabu'l-evai/, I -II, nşr. Muhammed el-Mısıi-Velid el-Kass!b, Dımaşk 1975, s. I, 75; İbnu'I-Kelbi, a.g.e., s. 7. 37 Kur'an (Yazır'm Meali), 3/67. 38 NayifMa'riif, a.g.e., 105-106. 39 İbn Hişfun, 'Abdulmelik b. Hişfun b. Eyyfib el-Himyeıi, es-Siretunnebeviyye, I-Il, (nşr. Mustafa es..Sakıi-İbrôhim e/-Ebydri), Beyrut tsz., I-II, 1, 224-225; Nayif Ma'ruf, a.g.e., s. 105-106. 40 NayifMa'ruf, a.g.e., 106. 41 İbn Hişam, a.g.e., I, 226-227; NayifMa'rüf, a.g.e., s. 106-107. 42 İbn Hişfun, a.g.e., I, 231. 43 İbn Hişfun, a.g.e.. 1, 232; Ebu'I-Ferec el-İsfahani, 'Ali b. el-Huseyn b. Muhammed b. el-Heysem el-Mervani el-Umevi el-Kureşi, el-Eğôni, I-XXV, Beyrut 1963, III, 121. 44 Bulunduğu yer hakkında çeşitli rivayetler olmakla birlikte Hz. Nuh'un tüfandan sonra gemisinin oturduğu dağın adı. 45 Yakut el-Hamevi, a.g.e., ll, s. 161-162. 46 Ebu'l-Ferec el-İsfahani, a.g.e., III, 113. 47 İbn Hişiirn, a.g.e., I, 191-192; Ebu'I·Ferec el·İsfahiini, a.g.e., III, 121-122. 48 Ebu'l-Ferec el-İsfahani, a.g.e., IV, 122-123. 49 Ebu'l-Ferec el-İsfahan1, a.g.e., IV, 122-123. 50 İbn Hişiirn, a.g.e., III, 30; Ebu'l-Ferec el-İsfahani, a.g.e., IV, 125-126. 51 Ebu'l-Ferec el-İsfahani, a.g.e., IV, 127. 52 Ebu'I-Fetec ei-İsfiıhani, a.g.e.. IV, 132. 53 Umeyye b. Ebi's-Salt, Divan, (nşr. 'Abdulhah es-Sıdılli), Dımaşk 1974, s. 471. 54 Umeyye b. Ebi's-Salt, a.g.e., 471. 55 Umeyye b. Ebi's-Salt, a.g.e., s. 45. 56 Ebu'l-Ferec el-lsfahani, a.g.e., IV, 130. 57 Ebu'I-Ferec ei-İsfahani,a.g.e., IV, 130. 58 Tıilıa Huseyn. e/-Edebu'I-Côhil~ Mısır 1927, s. 153-154 59 Nayif Ma'fıt: a.g.e., s. ı 14-l 15. 60 Ebu'l-Ferec el-isfahani, a.g.e., XV, 362. 61 Ebu'l-Ferec el-İsfahani, a.g.e., XV, 362. 62 İbnnu'l-Esir, 'Ali b. Muhammed, Usdu'l-ğiibe fi ma 'rifeti's-salıfibe, I-VI, Mısır tsz., III, 324-325. 63 Mehmet Fehmi, a.g.e., I, 61-62. 64 İbnu'I-Esir, a.g.e., III, 324-325. 65 Ebu'l-Ferec el-İsfahani, a.g.e.. XV, 324-325. 66 Lebid el-'Amiıi, Lebid b. Rabia' b. Malik el-'Amiıi, Divan, Beyrut tsz. s. 168. 67 el-Makdisi, Ebu Zeyd Ahmed b. Sehl el-Belhi, el-Bedu' ve't-tiirih, I-IV, Paris 1899, I, 76. 68 Kur'an (Yazır'ın Meali), 39/3. 69 NayifMa'rüf, a.g.e., s. 107-120. 34 anlamında 192 NÜSHA, YIL: III, SAYI: 9, BAHAR 2003