T.C MARMARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İKTİSAT ANABİLİM DALI ULUSLARARASI İKTİSAT BİLİM DALI GÜMRÜK BİRLİĞİ TEORİSİ VE GÜMRÜK BİRLİĞİNİN TÜRKİYE EKONOMİSİNE ETKİLERİ Yüksek Lisans Tezi KAĞAN BAHÇEKAPILI İSTANBUL, 2006 T.C MARMARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İKTİSAT ANABİLİM DALI ULUSLARARASI İKTİSAT BİLİM DALI GÜMRÜK BİRLİĞİ TEORİSİ VE GÜMRÜK BİRLİĞİNİN TÜRKİYE EKONOMİSİNE ETKİLERİ Yüksek Lisans Tezi KAĞAN BAHÇEKAPILI Danışman: PROF.DR. OSMAN KÜÇÜKAHMETOĞLU İSTANBUL, 2006 2 ÖNSÖZ Dünya 21. yüzyıla girerken, küreselleşme ve bölgeselleşme hareketleri 20.yüzyıla göre hız kazanmıştır. Mal ve sermaye piyasalarındaki serbestleşme, varolan ve yeni kurulan iktisadi entegrasyonlar uluslararası ekonomik ilişkileri yeni bir boyuta taşımıştır. Bu süreçte, Türkiye’de 40 yılı aşkın bir süredir üyesi olmak istediği Avrupa Birliği ile tam üyeliğin bir aşaması olan gümrük birliği anlaşmasını 1995 yılında imzalamıştır. Ve 1 ocak 1996 yılı itibariyle anlaşma yürürlüğe girmiştir. Geçen on yıl içerisinde Türkiye’nin gümrük birliğinden sağladığı kazançları olduğu kadar kayıplarıda olmuştur. Bu çalışma ile gümrük birliğinin Türkiye ekonomisi üzerine etkileri anlatılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmayı sonuçlandırmamda görüşleriyle katkıda bulunan hocalarıma, desteklerini esirgemeyen babam Kani ve eşim Dilek’e çok teşekkür eder, çalışmanın tüm ilgililere yararlı olmasını dilerim. İstanbul, 2006 Kağan BAHÇEKAPILI 3 İÇİNDEKİLER Sayfa No. TABLO LİSTESİ………………………………………………………………… III KISALTMALAR…………………………………………………………… IV GİRİŞ………………………………………………………………………………… 1 1. EKONOMİK ENTEGRASYON TEORİSİ TANIMI VE AŞAMALARI 1.1 Ekonomik Entegrasyonun Tanımı …………………………………………. 2 1.2 Ekonomik Entegrasyonu Oluşturma Amaçları ve Aşamaları………………. 3 1.2.1 Ekonomik Entegrasyonun Amaçları………………………………… 3 1.2.1.1 Gelişmiş Ülkelerin Ekonomik Entegrasyonu……………..... 3 1.2.1.2 Gelişmekte Olan Ülkelerin Ekonomik Entegrasyonu……… 4 1.2.1.3 Gelişmekte Olan Ülkelerin Gelişmiş Ülkelerle Ekonomik Entegrasyonu……………………………………………………………… 5 1.2.1.3.1 Nafta ve Meksika Ekonomisi….……………………….. 6 1.2.2 Ekonomik Entegrasyonun Aşamaları……………………………….. 8 1.2.2.1 Serbest Ticaret Bölgesi…………………………………….. 9 1.2.2.2 Gümrük Birliği……………………………………………..10 1.2.2.3 Ortak Pazar…………………………………………………12 1.2.2.4 Parasal Birlik………………………………………………12 1.2.2.5 EkonomikBirlik……………………………………………13 1.2.2.6 Tam Ekonomik Birlik…………………………………….. 14 2. GÜMRÜK BİRLİĞİ TEORİSİ 2.1 Gümrük Birliği Teorisinin Açıklaması..…………………………… 16 2.2 Gümrük Birliği’nin EkonomikEtkileri………………………………. 18 2.2.1 Gümrük Birliği’nin StatikEtkileri………………………………… 19 2.2.1.1 Üretim Etkisi…………………………………………. 20 2.2.1.1.1 TicaretYaratıcıEtki………………………… 20 2.2.1.1.2 Ticaret Saptırıcı Etki………………………... 21 2.2.1.2 Tüketim Etkisi………………………………... 22 2.2.1.3 Ölçek Ekonomileri Etkisi…………………………….. 23 2.2.1.4 Dış Ticaret Hadleri’ne Etkisi……………………… 24 2.2.1.5 Endüstri İçi Ticaret ………………………………… 27 2.2.2 Gümrük Birliği’nin Dinamik Etkileri………………………… 29 2.2.2.1 Rekabet Artışı Etkisi…………………………………. 30 2.2.2.2 Teknolojik Gelişme Etkisi…………………………… 30 2.2.2.3 Yatırım Etkisi………………………………………… 31 2.2.2.4 Kutuplaşma Etkisi …………………………………… 32 4 2.3 Gümrük Birliği’nin Başarı Koşulları ……………………………….. 33 3. GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN TÜRKİYE EKONOMİSİNE ETKİLERİ 3.1 Gümrük Birliği’nin Türkiye Ekonomisi Üzerine Etkileri………….. 37 3.1.1 Gümrük Birliği’nin Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Statik Etkilerinin Değerlendirilmesi…………………………………………………………… 38 3.1.1.1 Ticaret Yaratıcı Etki……………………………………. 38 3.1.1.2 Ticaret Saptırıcı Etki………………………………… 41 3.1.1.3 Tüketim Etkisi……………………………………… 45 3.1.1.4 Ölçek Ekonomileri Etkisi………………………….. 48 3.1.1.5 Dış Ticaret Hadlerine Etkisi……………………… 49 3.1.1.6 Statik Etkilerin Değerlendirilmesi..…………. 56 3.1.2 Gümrük Birliği’nin Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Dinamik Etkilerinin Değerlendirilmesi…………………………………………….57 3.1.2.1 Rekabet Etkisi……………………………………………… 57 3.1.2.2 Teknolojik Gelişmeye Etkisi……………………….. 60 3.1.2.3 Yatırımları Özendirme ve Sermaye Etkisi…………. 61 3.1.2.4 Dinamik Etkilerin Değerlendirilmesi……………… 63 4. SONUÇ……………………………………………………………………….. 64 KAYNAKÇA……………………………………………………………………. 71 5 TABLO LİSTESİ Sayfa No. Tablo 1 : Dış Ticaret Göstergeleri (1990-2005) Milyon $ …......................... 38 Tablo 2 : AB-Türkiye Dış Ticaret Göstergeleri (1995-2005) Milyon $........... 40 Tablo 3 : İhracatın Ülke Grupları Ve Ülkelere Göre Ayrıntılı Dağılımı (1995-2005) Milyon $ ……………………………………………… 43 Tablo 4 : İthalatın Ülke Grupları Ve Ülkelere Göre Ayrıntılı Dağılımı (1996-2005) Milyon $.......................................................................... 44 Tablo 5 : Türkiye'nin AB İle Ticaretinin Mal Gruplarına Göre Dağılımı (1994-2003) Milyon $........................................................................... 46 Tablo 6 : Türkiye'nin Dış Ticaret Hadleri 1982-2004 ……………………….. 49 Tablo 7 : Türkiye'nin Dış Ticaret Dengesi ve Dış Ticaret Hadleri 1982-2004 . 50 Tablo 8 : İhracatın Sektörel Dağılımı (1995-2003) Milyon $.......................... 52 Tablo 9 : İthalatın Sektörel Dağılımı (1995-2003) Milyon $........................... 52 Tablo 10 : Türkiye'nin AB İle Ticaretinin Sektörel Dağılımı (İhracat 1995-2003) Milyon $.............................................................................. 53 Tablo 11 : Türkiye'nin AB İle Ticaretinin Sektörel Dağılımı (İthalat 1996-2003) Milyon $............................................................................... 54 Tablo 12 : Sanayi Dallarına Göre Türkiye’nin Rekabet Gücü…………………… 58 Tablo 13 : İzin Verilen Yabancı Sermaye Yatırımları ……………………………. 61 6 KISALTMALAR NAFTA Kuzey Amerika Serbest Bölgesi AB Avrupa Birliği ABD Amerika Birleşik Devletleri AET Avrupa Ekonomik Topluluğu AR-GE Araştırma ve Geliştirme DPT Devlet Planlama Teşkilatı DTÖ Dünya Ticaret Örgütü DTM Dış ticaret Müsteşarlığı EİT Endüstri İçi Ticaret EAEC Doğu Afrika Ekonomik Topluluğu EFTA Avrupa Serbest Mübadele Alanı ECOWAS Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu CUFTA ABD ve Kanada Serbest Ticaret Bölgesi GATT Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması GB Gümrük Birliği GSMH Gayri Safi Milli Hasıla GSYİH Gayri Safi Yurtiçi Hasıla KOBİ Küçük ve Orta Boy İşletmeler LAFTA Latin Amerika Serbest Ticaret Bölgesi MERCUSOR Güney Yarımküresi Ortak Pazarı NAFTA Kuzey Amerika Serbest Bölgesi OECD Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü USITC ABD Uluslararası Ticaret Komiyonu Değ. Değişim S. Sayı ss. Sayfa Sayısı Drl. Derleyen Age Adı Geçen Eser Agm Adı Geçen Makale 7 GİRİŞ İkinci dünya savaşının ardından Avrupa ülkeleri yaralarını sarmak ve yeni dünya düzeni içerisinde kendilerine yer bulabilmek amacıyla savaşlardan uzak barışçı bir ortak çabanın gerekliliğini düşündüler. Avrupalı liderler ancak ortak bir ekonomik çabayla ekonomilerini çöküntüden çıkarabileceklerini anladılar. Peki ama bu nasıl olacaktı? Robert Schuman ve Jean Monnet ‘in önderliğinde altı Batı Avrupa ülkesi (Belçika, Almanya, İtalya, Fransa, Lüksemburg ve Hollanda) bugün Avrupa Birliği olarak adlandırılan oluşumun temelini 1958 de Tarife Birliğini başlatarak atmış oldular. Ve arkasından 1968 yılında tam bir Gümrük Birliği’ne geçilmesi büyük ve bütünleşmiş bir Avrupa’yı yaratan hareketin başlangıcı oldu. Avrupa’nın ekonomik gelişmesini güçlendirmek üzere atılan bu adımlar ve daha sonra birliğin hızlı genişlemesi sonucunda Avrupa bütünleşmesi süreci başlamış oldu. Bu artan bölgeselleşme hareketleri içerisinde Türkiye’nin gelişmesini tek başına sürdürmesi güç olmakla beraber zaten Tanzimat’tan bu güne Türkiye, Batı’yı örnek almış ve Batı’ya yönelmiş bir ülkedir. Cumhuriyetin ilan edilmesinden sonrada özellikle Batı ülkeleriyle olan ilişkileri sağlam temeller üzerine oturtmak en önemli ekonomi ve dış politika hedeflerinden birisi olmuştur. Böylece, 12 Eylül 1963’te tarafların temsilcileri bir araya gelerek Türkiye ve AET arasında bir ortaklık kuran “Ankara Anlaşması”nı imzaladılar. Bu anlaşmadaki en önemli amaç Türkiye ve AET arasındaki ticaretin yoğunlaştırılarak her iki tarafında yaşam standartlarını yükseltmektir. Tabi bu hedefin gerçekleşmesi sonucunda da Türkiye için en önemli sonuç olan topluluğa tam üyelik kolaylaşmış olacaktı. Ankara Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinden otuz iki yıl tarihinde sonra 1 Ocak 1996 AB ve Türkiye arasında bir Gümrük Birliği yürürlüğe girdi (Gümrük 8 Birliği’nin son aşamasının uygulanmasıyla ilgili 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı). Gümrük Birliği ile birlikte AB ve Türkiye arasında malların serbest dolaşmasını sağlamak amacıyla yasal ve ekonomik uyumlulaşmanın sağlanması gerekiyordu. Bu amaçla Türkiye kendi mevzuatını AB mevzuatıyla uyumlulaştırdığı bir süreçten geçti. Ve sonuç olarak bugün malların serbestçe dolaşımı sağlanmış oldu. Bu çalışmada amaç, İktisadi Entegrasyon biçimlerinden biri olan Gümrük Birliği’nin 1963’ten bu yana Türkiye’ye getirdikleri veya götürdüklerini makro ekonomik parametreler ışığında incelemektir. Çalışmanın sınırlılığı göz önüne alındığında bu süreci 1996 yılından yani 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı ile başlatmak çalışmayı daha tutarlı hale getirecektir. Çalışma üç ana başlıktan oluşmaktadır. İlk ana başlık altında ekonomik entegrasyon teorinin tanımı ve bütünleşme aşamaları detaylı bir biçimde incelenmiştir. İkinci ana başlık altında Gümrük Birliği teorisi açıklanmış ve ekonomik etkileri detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir. Üçüncü ve son ana başlıkta ise çalışmanın ana konusu olan Gümrük Birliği’nin Türkiye ekonomisi üzerine olan etkilerine detaylı bir biçimde değinilmiştir. Çalışmanın sonucunda ise Gümrük Birliği teorisi ışığında Türkiye’nin bu süreçten ne gibi fayda-zarar sağladığı üzerinde fikirlere yer verilecektir. 9 1. EKONOMİK ENTEGRASYON TEORİSİ TANIMI VE AŞAMALARI 1.1 EKONOMİK ENTEGRASYONUN TANIMI Genel tanımıyla Ekonomik Entegrasyon, çoğunlukla birbirine yakın veya aynı coğrafi bölge üzerinde bulunan, kalkınma düzeyleri, siyasi rejimleri ve tarihi geçmişleri birbirine benzeyen ulusların, kendi aralarında mevcut ekonomik ilişkileri ve işbirliğini arttırmak amacıyla oluşturdukları entegrasyon olmaktadır.1 Uluslararası ekonomik entegrasyonun ekonomik ve politik hedefleri olduğu söylenirse; ekonomik hedefi, işbirliği içindeki tüm birimlerin refah düzeyini yükseltmektir. Esas olan politik hedefler ise; üye ülkeler arasında silahlı çatışma ihtimalini azaltmak ve birliğin üçüncü ülkeler veya diğer bloklarla görüşme gücünü arttırmaktır.2 Ülkelerin ekonomik entegrasyonlara katılmalarındaki amaç; üretim kapasitelerini, ekonomik etkinliklerini ve toplumsal refah düzeylerini arttırmak olmaktadır. Ekonomik entegrasyon ile oluşan geniş piyasa sonucunda kaynak verimliliği arttırılabilmekte, içsel ve dışsal ekonomilerin ortaya çıkması sağlanabilmekte, teknolojik hızlandırılabilmekte ve rekabet arttırılabilmektedir.3 1 Halil Seyidoğlu, Ekonomik Terimler Sözlüğü, Ankara:Güzem Yayınları ,1992, s. 382. 2 Ali Demirhan, İpek Yolu Üzerinde Ekonomik İşbirliği, Avrasya Etütleri, 2, S, 1, 1995, s. 76. 10 gelişme Tarihsel deneyimler ve kuramsal tartışmalara göre birinci en iyi teori; herhangi bir çarpıklığın olmadığı dünyada malların ve üretim faktörlerinin serbest hareketidir. Çarpıklıkların olduğu dünyada uluslararası ekonomik entegrasyon ikinci en iyi teori olarak değerlendirilmektedir.4 Burada sözü geçen ikinci en iyi teori görüşü şu anlama gelmektedir: Serbest ticaret eğer ülkeler açısından en iyi ekonomik politika ise varolan bir dış ticaret kısıtlamasının ortadan kaldırılması da serbest ticaret için atılmış bir adım olacağından tüm ülkelerin refah düzeyinin artışına bir katkı sağlayacaktır. İkinci en iyi teori sadece dış ticaret için değil tüm ekonomi politikaları için kullanılabilecek bir teoridir. İkinci en iyi teorinin en çok kullanıldığı alan gümrük birliği olmaktadır. Çünkü burada kısıtlamaların tamamı kaldırılmadan, sadece bir kısmının kaldırılması yoluna gidilmekte, bununla birlikte bu teorinin koruyuculuk yönünde genel bir görüş olduğu söylenememektedir. Çünkü teoriye göre, belirli koşullar altında ithalat kısıtlamaları toplumsal refahı arttırmakta, diğer bazı durumlarda da ithalat kısıtlamalarının kaldırılması o ülke yararına olmaktadır. Bu sebeple teori, ancak marjinal sosyal maliyetle fayda arasındaki farkı azaltan her politikanın ekonomik etkinliği yükselteceği anlamına gelebilmektedir. Teoride ilk önce özel fiyatlar ve sosyal fiyatlar arasındaki farklılığa yol açan piyasa aksaklıklarının giderilmesi üzerinde durulmakta, bunun geçerli olmadığı durumlarda ikinci en iyi politikaların uygulanması önerilmektedir.5 Sonuç olarak; ekonomik entegrasyon temelde ortak işbölümü ile ilgilidir. Ayrıca ürünlerin ve üretim faktörlerinin serbest dolaşımını gerektirir. Bölge dışındaki ülkelere karşı ortak bir politikanın geliştirilmesini ifade eder. Entegrasyonun başarısı ve devamlılığı için parasal ve bölgesel koordinasyon gereklidir. Diğer bir açıdan bakıldığında; ekonomik entegrasyon tarife ve kota gibi engellerin kaldırıldığı, gümrük 3 Halil Seyidoğlu, Uluslararası İktisat, İstanbul: Güzem Yayınları, 1994, s. 424. 4 Demirhan, a.g.m., ss. 75-76. 5 Seyidoğlu, a.g.e., ss. 433-434. 11 birliği içinde rekabet kurallarının ve ortak dış ticaret politikalarının çok net bir şekilde tanımlandığı bir süreçtir. 1.2 EKONOMİK ENTEGRASYONU OLUŞTURMA AMAÇLARI VE AŞAMALARI 1.2.1 EKONOMİK ENTEGRASYONUN AMAÇLARI Ekonomik entegrasyonu amaçlayan ülkeler başlangıçta sağlayacakları ekonomik kazançları düşünürler. Ancak ekonomik kazanç sağlamanın dışında başka etkenlerde ülkeleri ekonomik entegrasyona götürmektedir. Bunlar, küreselleşen dünya içerisinde daha güçlü bir blokta yer alarak yalnız kalmamak ve daha güçlü olmak, ulusal güvenlik ve diğer politik nedenler ile açıklanabilmektedir. Burada dikkat edilecek asıl konu ise ekonomik entegrasyonu gerçekleştirecek ülkelerin arasındaki ekonomik gelişme durumudur. Böyle bir durumda ekonomik entegrasyon üç ana başlık altında incelenmektedir. a) Gelişmiş ülkelerin ekonomik entegrasyonu b) Gelişmekte olan ülkelerin ekonomik entegrasyonu c) Gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkelerin ekonomik entegrasyonu 1.2.1.1 GELİŞMİŞ ÜLKELERİN EKONOMİK ENTEGRASYONU Gelişmiş ülkeler sanayileşmesini tamamlamış ülkelerdir. Gelişmiş ülkeler iktisadi bütünleşme sürecinde üretim ve talep yapısı bakımından birbirlerine karşı başlangıçta rakip ancak potansiyel olarak tamamlayıcı ekonomi durumundadırlar. Bu nedenlerle gelişmiş ülkeler arasındaki iktisadi bütünleşmelerin başarı düzeyi yüksektir. Gelişmiş ülkeler için iktisadi bütünleşmenin amacı iktisadi refahın arttırılması ve gelişmenin hızlandırılmasıdır. Bu amaçlar çerçevesinde değişik biçimlerde iktisadi bütünleşme biçimleri gerçekleştirilebilir. Buna göre gümrük birliği ve serbest ticaret bölgesi 12 aşamasındaki iktisadi bütünleşme biçimlerinde ortaya çıkabilecek ekonomik kazançların olası kaynakları aşağıda belirtilen etkenlere dayandırılabilir.6 a) Karşılaştırmalı üstünlükler yasasına uygun olarak uzmanlaşmanın arttırılması üretimde etkinliğin yükselmesine yol açar. b) Piyasa hacminin genişlemesi ölçek ekonomilerinin daha iyi kullanılmasını sağlayarak üretim düzeyini yükseltir. c) Uluslararası pazarlık gücünün artması dış ticaret hadlerinin iyileşmesine neden olur (İthalatın daha ucuza, ihracatın daha pahalıya yapılması). d) Firmalar arasındaki rekabet artışı iktisadi etkinlikte zorunlu değişikliklere yol açar. e) Teknolojik ilerleme nedeni ile üretim faktörlerinin nitelik ve niceliğini etkileyen değişiklikler ortaya çıkabilir. İktisadi bütünleşme serbest ticaret bölgesi ve gümrük birliğinin daha ötesine giderek iktisadi birlik düzeyine ulaşırsa bu durumda daha ileri düzeyde iktisadi kazanç kaynaklarının ortaya çıkması olasıdır. Bunlar şöyle sıralanabilir: f) Eğer üretim faktörleri için net bir iktisadi teşvik varsa, daha yüksek gelir elde etme amacı ile ülkeler arasında üretim faktörlerinin serbest dolaşımı gerçekleşir. g) Parasal ve mali politikalarda eşgüdüm (koordinasyon) sağlanması maliyet azalmasına yol açar. h) Yüksek istihdam düzeyi, düşük oranlı enflasyon, ticaret dengesi, daha iyi gelir bölüşümü gibi hedeflerin başarılması daha kolay biçimde sağlanabilir.7 6 Osman Küçükahmetoğlu, Gümrük Birliği, İstanbul: 2000, s. 13. 7 Küçükahmetoğlu, a.g.e., ss. 13-14 13 1.2.1.2 GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN EKONOMİK ENTEGRASYONU Gelişmekte olan ülkeler sanayileşmelerini tamamlamamış ülkelerdir. Bu ülkelerin aralarında gerçekleştirecekleri iktisadi bütünleşmenin başarısı üretim yapıları ile yakından ilişkilidir. Gelişmekte olan ülkeler genel olarak üretim yapısı bakımından gerçekte (fiili) ve potansiyel olarak benzer yapıdadırlar. Bu nedenle bu ülkeler iktisadi bütünleşmenin statik refah kazancını amaçlamazlar. Gelişmekte olan ülkelerin iktisadi bütünleşme ile ilgili amacı daha hızlı iktisadi büyümenin kalıcı olması, üretim ve ticarette köklü değişikliklerin sağlanmasıdır. Gelişmekte olan ülkelerin iktisadi bütünleşmeden beklemiş olduğu kazançlar aşağıdaki gibi sıralanabilir.8 a) İktisadi bütünleşme kapsamında genç endüstrilerin korunması bu endüstrilerin zamanla güçlenerek Dünya pazarlarında başarılı duruma gelmesini sağlar. b) İktisadi bütünleşme iç pazarın genişlemesini ve ölçek ekonomilerinin ortaya çıkmasını sağlar. c) İktisadi bütünleşme kaynak kullanımı ve dağıtımında etkinlik sağlar. d) İktisadi bütünleşme sanayileşmeyi hızlandırır. e) İktisadi bütünleşme kamusal malların ortaklaşa üretimini sağlar. f) İktisadi bütünleşme Dünya piyasalarındaki olumsuz gelişmelere karşı korunmayı sağlar. 1.2.1.3 GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN GELİŞMİŞ ÜLKELERLE EKONOMİK ENTEGRASYONU İktisadi bütünleşme girişimleri öncelikle gelişmiş ülkeler arasında ortaya çıkmış daha sonra gelişmekte olan ülkeler de kendi aralarında iktisadi bütünleşmeye gitmişlerdi. Geleneksel iktisadi bütünleşme girişimlerinden farklı olarak, son yıllarda iktisadi gelişmişlik düzeyleri birbirinden farklı yapıdaki ülkeler arasında da iktisadi bütünleşme girişimlerinin ortaya çıktığı görülmektedir. Böylece gelişmekte olan ülkeler 8 Küçükahmetoğlu, a.g.e., ss. 14-15 14 gelişmiş ülkelerin oluşturduğu iktisadi bütünleşmeler kapsamında yer almaya başlamıştır. Büyük ölçüde genellemelere gitmeksizin gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkelerle iktisadi bütünleşmeye yönelmelerinin nedenleri araştırılabilir. Bu amaçla NAFTA göz önüne alınarak gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkelerle iktisadi bütünleşmeye gitmelerinden sıralanabilmektedir. elde edebilecekleri kazançlar aşağıdaki gibi 9 a) Gelişmekte olan ülke gelişmiş ülke ile iktisadi bütünleşmeye gidince geniş kapsamlı piyasalara giriş güvencesi sağlamış olur. Böylece gelişmiş ülkelerin gelecekte korumacı politikalara yönelmesi durumunda gelişmekte olan ülke bu uygulamadan olumsuz yönde etkilenmez. b) Gelişmekte olan ülke iktisadi bütünleşmeye giderek gelişmiş ülkelerdeki idari korumacılık önlemlerinin yol açacağı olumsuz etkilerden korunmuş olur. Örneğin gelişmekte olan ülke bu tür anlaşmalara katılarak antidamping ve koruma önlemleri ile karşılaşmazken diğer ülkeler bu tür önlemlerle karşılaşırlar. c) İktisadi bütünleşme, iktisadi reformlara kredibilite sağlayan etkili bir araç olabilir. Gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkelerle yaptığı ekonomik entegrasyonların en önemlisi olarak görülen NAFTA tüm üye ülkeleri açısından olumlu sonuçlar vermektedir. Çalışmanın bu bölümünde NAFTA’nın özellikle Meksika ekonomisine yaptığı katkılar incelenecektir. 1.2.1.3.1 NAFTA VE MEKSİKA EKONOMİSİ Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi (NAFTA) kuzey Amerika’nın iki gelişmiş ülkesi olan ABD ve Kanada ile gelişmekte olan Meksika’yı da kapsayarak, 1 Ocak 1994 tarihinde; dış ticaretteki engelleri kaldırmak, yatırım ve ticareti arttırmak amacıyla kurulmuştur. NAFTA’nın öncesinde, ABD ve Kanada bir serbest ticaret anlaşması (FTA) imzalayarak NAFTA’nın temelini atmışlardır. 9 Küçükahmetoğlu, a.g.e., ss. 15-16 15 NAFTA birkaç yönden önemli özelliklere sahiptir. NAFTA toplam GSMH açısından Dünya’nın en büyük, toplam ticaret hacmi açısından ise AB’den sonra ikinci büyük entegrasyonudur. Kanada Dış İlişkiler ve Dış Ticaret Bakanlığı (DFAIT) nın 2003 tarihli raporuna göre NAFTA üyelerinin toplamının GSMH’sı, AB’nin toplam GSMH’sından %25 daha büyüktür. Yine aynı rapora göre Avrupa Birliği’nin toplam ihracatının, Dünya toplam ihracatına oranı %38 iken, bu oran NAFTA için %18, ithalatta ise AB ithalatı Dünya toplam ithalatının %35’i iken aynı oran NAFTA için %25 olarak gösterilmiştir. Üçüncü özellik olarak, NAFTA birçok sektör üzerinde serbestleşmeyi öngörürken, işgücü piyasası ve çevre konularıyla ilgili düzenlemeleri de bulunmaktadır. Dördüncü ve son olarak, tarım sektöründe ve tekstil ticaretinde getirdiği serbestlik ile GATT’a göre daha liberal bir çerçeve çizdiği söylenebilir.10 Konumuzun özü, gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkelerle yaptığı ekonomik entegrasyon hareketleridir. Bu nedenle, Meksika’nın NAFTA ile elde ettiği avantaj ve dezavantajları incelemek gerekecektir. Meksika’nın üye ülkelerle yaptığı ticaret, NAFTA’dan sonra önemli ölçüde artış göstermiştir. 1993-2002 yıllarına göre, Meksika’nın ABD ve Kanada’ya yaptığı ihracat iki kattan fazla artış göstermiştir. 2002 yılının göstergelerine göre Meksika’nın ihracatının %90’ını üye ülkeler oluştururken, bu durum ithalatta %65 civarındadır. NAFTA’nın Meksika ekonomisine yaptığı etkileri inceleyen amprik çalışmalara göre, NAFTA Meksika’nın ihracatını arttırırken ticaret saptırıcı bir etki yaratmamıştır. Ayrıca NAFTA’nın Meksika ve ABD arasındaki ticareti arttırdığı da yine yapılan araştırmalar ile gösterilmiştir. ABD Uluslararası Ticaret Komiyonu’nun (USITC) 1997 yılında yaptığı çalışmada, NAFTA’nın, Meksika’nın ABD’ye ihracatını 1994 yılında %1, 1995’de %5.7 ve 1996’da ise %6.4 olarak arttırdığı hesaplanmıştır. ABD’nin Meksika’ya ihracatında ise, 1994 yılında %1.1, 1995’de %3.8 ve 1996’da ise %3.3 düzeyinde artış NAFTA’nın net ticaret etkisi olarak belirtilmiştir. Kongre Bütçe Ofisi’nin 2003 yılında yaptığı 1969-2001 arasını kapsayan benzer bir çalışmada da, NAFTA’nın 2001 yılında 10 Kerim Özdemir ve Oktay Öksüzler, “Amerika Kıtasındaki Ekonomik Entegrasyonlar: Analiz ve Değerlendirme” , Ekonomik Entegrasyon Küresel ve Bölgesel Bir Yaklaşım, Osman Küçükahmetoğlu, Hazma Çeştepe ve Şevket Tüylüoğlu (drl.) , Ankara: Ekin Kitabevi, 2005, s. 367. 16 ABD’nin Meksika’dan ithalatını %8’in üzerinde, ABD’nin Meksika’ya ihracatını da %11’in üzerinde arttırdığı hesaplanmıştır.11 Sonuç olarak; NAFTA’nın ticaret üzerindeki etkisi oldukça büyük olmuştur. ABD ile Meksika arasındaki ticaretteki artış, ABD’nin ticaret yaptığı diğer ülkeler açısından bakılırsa daha yüksek olmuştur. Konuya Meksika tarafından bakılacak olursa; 1995 yılındaki Pezo krizinden Meksika’yı kurtaran en önemli faktör, NAFTA sonrası Meksika’nın ABD’ye yaptığı ihracatın artmış olmasıdır. Ayrıca NAFTA sonrası Meksika piyasalarında gözle görülür bir istikrar sağlanmış, finansal liberalizasyonda da artış görülmüştür. Ekonomik entegrasyon, ister gelişmekte olan ülkeler arasında ister gelişmiş ülkeler arasında isterse de gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında olsun tüm ülkelerin buradaki temel amacı ekonomik kazanç sağlamaktır. Bu kazançlar yukarıda da bahsedildiği gibi ülkelerin gelişmişlik düzeyine göre farklılıklar göstermektedir. Burada asıl önemli olan ise gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelerle yaptığı ekonomik entegrasyonlardır. Bu çalışmanın asıl amacıda Türkiye ile Avrupa Birliği arasında oluşturulan ve bu duruma çok iyi bir örnek teşkil eden Gümrük Birliği’nin Türkiye açısından getirilerini açıklayabilmektir. 1.2.2 EKONOMİK ENTEGRASYONUN AŞAMALARI Ekonomik entegrasyon sürecinin değişik aşamaları vardır. Bu sürece dahil olan ülkeler farklı aşamalarda ve farklı koşullarda ilerleme göstermişlerdir. Ekonomik entegrasyon sürecinde entegrasyonun ulaştığı başarıya göre daha farklı entegrasyon biçimleri de ortaya çıkmaktadır. Entegrasyon aşamaları gerçekleştirilmeleri açısından kolaydan zora doğru hiyerarşik bir yapıda incelenmektedir. Ancak ekonomik entegrasyonu gerçekleştiren ülkelerin bu sıralamaya göre hareket etmeleri gibi bir zorunlulukları yoktur. Ekonomik entegrasyon aşamaları şunlardır: a) Serbest Ticaret Bölgesi b) Gümrük Birliği 11 Kerim Özdemir ve Oktay Öksüzler, a.g.e., s. 369. 17 c) Ortak Pazar d) Parasal Birlik e) Ekonomik Birlik f) Tam Ekonomik Birlik Bu aşamalar dışında bazı iktisatçılar, iktisadi birleşmeleri bütünleşme aşamalarında uygulanan politikalar bazında değerlendirip; ticaret bütünleşmesi, faktör bütünleşmesi, politika bütünleşmesi ve tam bütünleşme şeklinde ayrıma gitmişlerdir. Ticaret bütünleşmesi; serbest ticaret bölgelerinde olduğu gibi üyeler arasındaki ticaretin serbestleşmesini konu alır. Faktör bütünleşmesi; ticaret bütünleşmesinin bir ileri aşaması olup, üretim faktörlerinin de bütünleşme kapsamına alınmasını öngörür. Politika bütünleşmesinde; iktisadi birlik aşamasında olduğu gibi üye ülke ekonomileri tam olarak birleşirken, tam bütünleşme şeklinde; üyeler arasında ekonomik, sosyal ve parasal birlik tam olarak sağlanmaktadır.12 Aşağıda ekonomik entegrasyon aşamaları ayrıntılı olarak incelenecektir. 1.2.2.1 SERBEST TİCARET BÖLGESİ Serbest ticaret bölgesi, genellikle aynı coğrafi bölge üzerinde bulunan iktisadi sistemleri, piyasa yapıları ve gelişme düzeyleri birbirine benzeyen bir grup ülkenin aralarındaki ticarette gümrük vergileri, tarifeleri, ihracat-ithalat yasakları, miktar kısıtlamaları ve diğer eş etkili kısıtlamaları kaldırarak ticareti serbestleştirme şeklinde oluşturdukları bir bölgedir.13 Üye ülkeler arasındaki ticarette gümrük vergileri ve miktar kısıtlamaları kaldırılırken üye ülkelerin her biri bağımsız olarak belirledikleri tarife oranlarını bölge dışı ülkelere uygular.14 12 Süleyman Uyar, Ekonomik Bütünleşmeler ve Gümrük Birliği Teorisi, http://www.ceterisparibus.net/ab/ab_makaleler.htm (15 nisan 2006 ) (par. 8). 13 Seyidoğlu, Ekonomik Terimler Sözlüğü, s. 755. 18 Serbest ticaret bölgesinde üretim faktörlerinin serbest dolaşımı mümkün değildir. Malların serbest dolaşımı da tarife dışı engellerle karşılaşabilir. Ayrıca serbest ticaret bölgesine üye olan ülkelerin bölge dışındaki ülkelere kendi tarifelerini serbestçe uygulamaları ticaretin en düşük oranlı ülkeye kaymasına neden olur.”Ticaretin yön değiştirmesini” önlemek için ticarete konu olan ürünlerin üretildiği ülkeyi gösteren çıkış yeri belgesi sisteminin uygulanması gerekir. Serbest ticaret bölgesine üye ülkeler ticaret ve tarifelerle ilgili uluslararası görüşmelerde birbirinden bağımsız hareket ederler.15 Dünya ekonomisinde de serbest ticaret bölgesi uygulaması oldukça fazladır. Bunlardan en önemlileri; Latin Amerika Serbest Ticaret Bölgesi (LAFTA) ve Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi (NAFTA) olarak gösterilebilir. 1.2.2.2 GÜMRÜK BİRLİĞİ Gümrük Birliği, aralarındaki ticareti geliştirmek amacıyla bir grup ülkenin birbirlerinden ithal ettikleri mallara ve hizmetlere uyguladıkları gümrük tarifeleri, miktar kısıtlamaları kaldırarak ticareti serbestleştirmeleriyle birlikte üçüncü ülkelere karşı da ortak bir gümrük tarifesi uygulamalarıyla oluşan bir birliktir.16 Ekonomik entegrasyonun bu aşamasında, birliğe üye ülkeler arasındaki tarife ve kota sınırlamaları ortadan kaldırılarak yalnızca mallar için ortak bir piyasa oluşturulması öngörülmektedir. Bu nedenle, daha ileri bir yakınlaşmayı gerektiren üretim faktörlerinin uluslararası hareketliliği ile ekonomi politikalarının birleştirilmesi, iktisadi entegrasyonların bu aşamasında söz konusu değildir. Gümrük birliğinin, iktisadi yararı, küçük piyasaların birleşerek geniş bir piyasa oluşturulmasının ve üçüncü ülkelere karşı artan pazarlık gücünün yaratacağı yararla ilgilidir. Bu açıdan tüketiciler bakımından gözlemlenen ilk avantajlar, artan rekabet sonucu malların fiyatlarının düşmesi, kalitesinin ve çeşitliliğinin artmasıdır. Üreticiler açısından sağlayacağı avantajlar ise, 14 Küçükahmetoğlu, a.g.e., s. 10 15 Küçükahmetoğlu, a.g.e., s. 10 16 Seyidoğlu, Ekonomik Terimler Sözlüğü, s. 319. 19 ölçek ekonomilerinin ve kolay yatırım olanaklarının ortaya çıkardığı, daha geniş ve bölünmemiş bir pazar olanağı sunmasıdır. Gümrük birliklerinin gerçek amacı ise, genellikle üye ülkeler arasında siyasal birleşmelerin sağlanmasıdır. Gümrük birliğinde üye ülkeler, üçüncü ülkelere karşı uygulayacağı gümrük tarifelerini belirleme kararını uluslarüstü bir kuruma (otoriteye) bırakmış olmaktadırlar. Bu kuruma bırakılacak en önemli karar, yeni gümrük tarife seviyesinin nasıl belirleneceği, uygulanacak ortak gümrük tarifesinin ne olacağıdır.17 Gümrük birliği araçları iki grupta toplanabilir; a) Ortak gümrük tarifesi; üçüncü ülkelerden yapılan ithalata bütün üye ülkelerce artık ulusal tarife değil, tek bir dış tarife uygulanmaktadır. Bu da ortak gümrük tarifesidir. b) Yasa ve gümrükler, gümrük birliğinin amaçlarından biri, tüm rekabet dengesizliği ve ticareti kötüye kullanma nedenlerini ortadan kaldırmaktır. Topluluk içinde gümrük vergilerini kaldırmak ve tek bir dış tarife uygulamak yeterli olmamıştır.18 Gümrük birliği, tarihte en çok görülen bütünleşme şeklidir.1834 yılında birçok bağımsız Alman devletin kurduğu Zolverein ve 1957’de kurulan AET gümrük birliğinin en güzel örneklerindendir. Avrupa birliği her şeyden önce bir gümrük birliğidir. Avrupa birliğindeki gelişmeler bütünleşme kuramının temelini oluşturan gümrük birliğinin diğer bütünleşme biçimlerini kapsayacak şekilde genişletilmesine neden olmuştur. Burada, serbest ticaret bölgelerindeki şartlara ek olarak birliğe üye ülkelerin serbest ticaret politikası izleme imkanları kısıtlanmıştır.19 17 İlhan Tekeli ve Selim İlkin, Türkiye ve AT-I, Ankara: Ümit Yayınları, 1993, s. 18. 18 Avrupa Topluluğu Enstitüsü Temsilciliği, Gümrük Birliği, Ankara: 1980, ss. 11-14. 19 Uyar, a.g.m., (par. 14). 20 1.2.2.3 ORTAK PAZAR Ekonomik birleşmenin üçüncü aşaması ortak pazardır. Uygulamada ortak pazar terimi, ilk defa 1965 tarihli Spaak Raporunda yer almış ve Roma anlaşmasının yürürlüğe girmesi ile sıkça kullanılmaya başlanmıştır.20 Ortak pazar içerisinde yer alan üye ülkelere ait sermaye için bu ülkeler içerisinde yatırım serbest hale gelecek ve üye ülkelerdeki emek ülkeler arasında serbestçe hareket edebilecektir. Sermaye hareketliliğini engelleyen kuralların kaldırılması emek hareketliliğini engelleyen kuralların kaldırılmasından daha kolaydır. Ülkede uygulanan dolayı emek hareketliliğini engelleyen kuralların kaldırılması o ülkede bazı problemlere yol açabilmektedir. Bu aşamada mal ve hizmet piyasalarıyla beraber faktör piyasalarında da hareketliğin sağlanmasındaki amaç, ortak pazar içinde faktör fiyatlarının eşitlenmesi ve etkin kullanımının sağlanmasıdır.21 Bu aşamada taraf ülkeler aralarında bölgesel kalkınmışlık farklarını ortadan kaldırmaya yönelik de politikalar izlemektedirler.22 1.2.2.4 PARASAL BİRLİK Ortak pazarda varolan özellikler yanı sıra yeni özellikler taşıyan ileri bir bütünleşme biçimidir. Parasal birlik iki ayrı yöntemle gerçekleştirilebilir. Birinci yöntemde üye ülkeler arasında değiştirilmez biçimde sabit döviz kurları oluşturulur. Döviz kurları ilke olarak değiştirilmez ancak gerektiğinde ayarlama yapılabilir. Bu uygulama parasal birliğin güçlü olmayan biçimidir. Parasal birlik için ikinci yöntem üye ülkeler arasında tek bir para biriminin dolaşımda olmasıdır. Parasal birliğin gerçekleştirilmesi döviz kurlarındaki belirsizlikleri ortadan kaldırarak üye ülkeler 20 Rıdvan Karluk, Avrupa Birliği ve Türkiye, Eskişehir: Birlik Matbaası, 1994, s. 4. 21 Tekeli ve İlkin, a.g.e., s. 21. 22 Veysel Bozkurt, Türkiye ve Avrupa Topluluğu, İstanbul: Ağaç Yayıncılık, 1992, s. 14 21 arasındaki ekonomik işlemlerin olumsuz yönde etkilenmesini önler. Parasal birlikte üye ülkeler arasında parasal politikalar uyumlaştırılır.23 1.2.2.5 EKONOMİK BİRLİK İktisadi birlikler, ortak pazarın ötesinde ekonomik ve mali politikaların koordinasyonunu da gerektirir. Yani iktisadi birliklerde, üye ülkelerin bireysel makro ekonomik politika izlemedeki serbestileri, bir ölçüde birliğe devredilir. Böyle bir aşamaya geçilmiş olabilmesi için tek bir para ve bankacılık sistemi, ortak mali politikalar ve tüm birlik çapında ortak ekonomik politikaları belirleyecek ve uygulayacak ülkeler üstü bir organın kurulmuş olması gerekir.24 Bu politikaların bir kısmı birliğe giren ülkelerin yapısal sorunlarını çözecek bir kısmı makroekonomik politikaların uyumlaştırılmasını sağlayacak, bir kısmı ise bütün birlik üyeleri tarafından alınması ve uygulanması gereken hususlarla ilgili olacaktır. Taşıma sorunları, monopollerin ortaya çıkardığı problemler, ticarete konan engellerin kaldırılması birincilere, mali, parasal ve ödemeler dengesi sorunları, harmonize edilmesi gereken unsurlar olarak ikincilere örnek verilebilir. Bütün bir iktisadi yapıda unsurların farklı boyutlarını daha yeknesak hale getirebilecek bir dizi hukuki müessesenin ihdasını da son kategoriye sokabiliriz. Bu politikaların tek tek ülkeler tarafından alınması ve uygulanması mümkün olmamakla beraber, uluslarüstü bir otorite tarafından alınması ve denetimi, birlik sorunlarının ortaya çıkmasına engel teşkil edebilir.25 Bu aşamada uyumlaştırılacak politikalar aşağıdaki gibi sıralanabilir; a) Mal ve faktör piyasalarında sağlanacak bütünleşme sadece gümrük engellerinin kaldırılması ya da sermaye ve emek dolaşımının serbestleşmesiyle gerçekleşmez. Üye ülkelerin ellerinde standartlardan vergilemeye, çeşitli 23 Küçükahmetoğlu, a.g.e., s. 11 24 Halil Seyidoğlu, Uluslararası İktisat, İstanbul: Güzem Yayınları, 1999, s. 205. 25 Ertürk, a.g.e., s. 9. 22 teşviklere kadar uzanan, bu akımları engelleyici politika araçları kalmaktadır. Bu nedenle söz konusu alanlarda uyuma gidilmesi b) Etkileri uluslararası düzeyde görülen çevre sorunları gibi konularda ortak politikaların izlenmesi c) Tek bir ülkenin çözemeyeceği büyük ölçekli teknoloji, bilimsel araştırmalar ve projelerde olduğu gibi uluslararası kaynakların harekete geçirilmesini gerektiren alanlarda ortak politikaların izlenmesi d) Topluluk içinde rekabetçi yapıları bozan ve tekelleşmeyi ortaya çıkaran uygulamaları önlemeye dönük politikalarda işbirliğine gidilmesi 26 Üye ülkeler para ve maliye politikalarını bağımsız olarak belirleme hakkına sahiptirler. Fakat bu politikaların birliğin makro politikalarıyla uyum içerisinde olması gerekmektedir. 1.2.2.6 TAM EKONOMİK BİRLİK Tam ekonomik entegrasyon aşamasında, ekonomik entegrasyondan farklı olarak finansman piyasasında da birleşme gerçekleştirilmekte, istikrar politikaları ve işlevleri ulusal düzeyin üstündeki kurumlara bırakılmaktadır. Makro ekonomik seviyede bütünlük sağlanması, ortak paraya geçilmesi, tek merkez bankası kurulması gündeme gelmekte ve ülkelerin bağımsız olarak para arzını arttırması, faiz politikası izlemesi imkansızlaşmaktadır. Bu aşamada, üye ülkelerin ulusal ekonomik bağımsızlığı büyük ölçüde kaldırılarak çok önemli karar alanları uluslarüstü kuruluşa bırakılmaktadır.27 Ayrıca bu entegrasyon biçiminde, ekonomik politika özgürlükleri dışında ulusal egemenliklerin bir kısmı ya da tamamıda bu uluslarüstü kurumlara bırakılmaktadır. Yani bu aşama bir anlamda, ekonomik bütünleşmenin siyasi bütünleşmeyle bir arada yürütüldüğü entegrasyonun tamamlanmış son halini oluşturmaktadır. 26 Uyar, a.g.m., (par. 17) 27 Tekeli ve İlkin, a.g.e., s. 23. 23 Ekonomik entegrasyon aşamalarından, serbest ticaret bölgesi, gümrük birliği ve ortak pazarda esas olarak üye ülkeler arasında dış ticareti kısıtlayan engellerin kaldırılması hedeflenirken, ekonomik entegrasyon ve tam ekonomik entegrasyon aşamalarında, uluslarüstü ekonomik politika kararlarının birlikte alındığı ve her üye ülkenin aynen uyguladığı bir aşama olmaktadır.28 28 Rıdvan Karluk, Uluslararası Ekonomik Kuruluş ve Birleşmeler, Eskişehir: Bilim Teknik Yayınevi, 1990, s. 317. 24 2. GÜMRÜK BİRLİĞİ TEORİSİ 2.1 GÜMRÜK BİRLİĞİ TEORİSİNİN AÇIKLAMASI Birçok iktisatçı gümrük birliği teorisini ekonomik entegrasyon biçimlerinin başlangıcı olarak görmektedir. Çünkü, çağımızda varolan en önemli ve iktisadi kazançları bakımından da en geçerli ekonomik entegrasyon biçimi gümrük birlikleridir. Gümrük birliğinde üye ülkeler arasındaki ticaret engelleri ortadan kaldırılırken diğer ülkelere karşıda ortak bir gümrük tarifesi uygulanır. Böylece gümrük birliği yoluyla üye ülkeler arasında serbest ticaret sağlanırken birlik dışında ticaret yapılan diğer ülkelere karşıda korumacı politikalar sürdürülür. La Haye Uluslararası Daimi Adalet Divanı gümrük birliğini şu şekilde açıklamaktadır; “Gümrük Birliği, akit tarafların hepsinde tek bir tarifenin, birliğe üye olmayan devletlere tek bir ortak gümrük barajının uygulandığı, birlik içinde üyeler arasındaki mal alış verişlerinde uygulanan gümrük vergilerinin tamamen ortadan kaldırıldığı, üçüncü ülkelerden gelen mallar için alınan vergilerin üyeler arasında paylaşıldığı bir ekonomik bütünleşme şeklidir”. Gümrük birliği, mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı çerçevesinde üye ülkeler arasında her türlü gümrük vergisi, resim, harç ya da miktar kısıtlamalarının kaldırılması, bundan sonra da bu tür kısıtlamalara gidilmeyeceğinin taraflarca taahhüt edilmesi, bunun yanında birliğe üye olmayan üçüncü ülkelere karşı ortak gümrük tarifesinin uygulanması ve bu hususların söz konusu ülkeler arasında imzalanacak bir sözleşme yoluyla yasallaştırılmasıdır. Gümrük birliği üyeleri arasındaki ticaret ile ilgili her çeşit engellerin (ithal ve ihraç yasakları, kota, gümrük vergisi gibi) kaldırılması, birlik dışı ülkelere karşı ortak gümrük tarifesinin ve ithalat rejiminin uygulanmasıdır. Gümrük birliği kuran ülkelerin iç sınırlarında gümrükler kalkar, ancak gümrük birliğine dahil olmayan diğer üçüncü ülkelerden gelen mallar için aynı tarife uygulanır. Buna ortak gümrük tarifesi denir. Üçüncü ülkelerden gelen mallar için gümrük vergileri ödendikten sonra bu mallarda serbest dolaşıma girer. Malların serbest dolaşımını engelleyen her türlü kısıtlama, koruyucu engel, gümrük birliği uygulayan ülkeler arasında ortadan kalkar. Gümrük birliğine dahil olan taraflar birbirlerine gümrük vergisine eş etkili fon gibi başka vergiler koyamazlar. Ayrıca 25 malların serbest dolaşımını engelleyici miktar kısıtlamaları veya kota türü kısıtlamalar getiremezler.29 Günümüzde iktisadi birleşme hareketleri içinde en sık rastlananlar gümrük birliği ile serbest ticaret bölgeleridir. Bunların her ikisinde de üye ülkeler arasındaki gümrük tarifeleri ve kotaların kaldırılması söz konusudur. Ancak gümrük birliklerinde dışa karşı ortak bir gümrük tarifesi uygulanırken, serbest ticaret bölgelerinde her ülke kendi özel tarifesini sürdürmektedir. Bu özellikleri dolayısıyla gümrük birliklerinin daha ileri bir hareket olduklarına kuşku yoktur. Ayrıca serbest ticaret bölgeleri, üyelerin dışa karşı farklı tarifeler uygulamaları dolayısıyla, uluslararası ticareti dolambaçlı yollara saptırabilir.30 Gümrük birliğinin iktisadi etkilerini inceleyecek olursak iki farklı etkiden söz edebiliriz. Bunlar ticaret yaratıcı ve ticaret saptırıcı etkilerdir. Ticaret yaratıcı etki, korunan malın yurtiçi fiyatının, yurtdışı fiyat ile gümrük vergisi toplamından düşük olması nedeniyle, bu malın gümrük birliği öncesi ithal edilmemesi fakat, birlik sonrasında gümrük vergilerinin kaldırılması sonucu birlik üyesi ülkelerden ithal edilmeye başlanmasıdır. Böylece, üretim yerleri iki ülke arasında değişmekte ve üretim yüksek maliyetli ülkeden düşük maliyetli ülkeye kaymaktadır. Üretimin birlik dışında kalan düşük maliyetli üreticilerden, birlik içindeki daha yüksek maliyetli üreticilere doğru kayması durumunda da ticaret saptırıcı etki görünmektedir. Ticaret yaratıcı etkide, birlik üyesi iki ülke arasında üretim yerinde meydana gelen değişme, ticaret saptırıcı etkide ucuz maliyetli üçüncü ülke ile gümrük birliğine üye olan yüksek maliyetli ülke arasında gerçekleşmektedir. Ticaret yaratıcı etki, kaynakların ülkelerin karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olduğu alanlarda kullanabilmesine olanak sağlamasından dolayı refahı arttırırken, yurtiçi talebin birlik dışı ülkeden yapılan ucuz ithalattan birlik üyesi ülkenin pahalı ithalatına doğru kayması olarak tanımlanan ticaret saptırıcı etki ise refahı azaltmaktadır. Bu yüzden, ticaret saptırıcı etkinin ticaret yaratıcı etkiden göreceli olarak üstün olduğu bir gümrük birliğinin refahı düşüreceği iddia edilmektedir. 29 Uyar, a.g.m., (par. 23). 30 Seyidoğlu, Uluslararası İktisat, s. 206. 26 Sonuç olarak, gümrük birliğini şu şekilde açıklayabiliriz; üye ülkeler arasındaki ticarette varolan gümrük vergileri, eş etkili vergiler ve miktar kısıtlamalarıyla tüm eş etkili tedbirlerin ortadan kaldırıldığı ve üye olmayan üçüncü ülkelere karşı ortak bir gümrük tarifesinin uygulamaya sokulduğu bir ekonomik entegrasyon modelidir. 2.2 GÜMRÜK BİRLİĞİ’ NİN EKONOMİK ETKİLERİ İktisadi birleşme hareketleri, üye ülkeler arasındaki ticari engellerin kaldırılmasını gerektirdiğinden bu tür gelişmeler, dünya ticaretinin serbestleşmesi ya da küreselleşme yolunda atılan bir adım olarak değerlendirilebilir. Ancak üye ülkeler, üye olmayanlarla yaptıkları ticaret üzerindeki kısıtlamaları sürdürdüklerinden bu yoldan dünya ticaretini serbestleştirme girişimleri yine de sınırlı kalmaktadır. Gümrük birliklerinin doğurduğu etkiler önce, statik ve dinamik etkiler diye ikiye ayrılır. Statik etkiler, teknoloji ve ekonomik yapının sabit kalması varsayımı altında, üretim faktörlerinin yeniden dağıtımı dolayısıyla ortaya çıkacak etkileri ifade eder. Geleneksel dış ticaret analizlerinde daha çok statik etkiler üzerinde durulur. Oysa tek bir piyasanın yerine, birleşme hareketi ile ortak bir geniş piyasanın geçmesi, kaynak arzını, üretim yönetimini ve teknolojiyi değiştiren bir dizi sonuçlar doğurur ki bunlara “dinamik etkiler” denmektedir. Statik etkiler bir defalıktır. Dinamik etkiler ise süreklilik gösteren ve çoğunlukla kalkınmayı hızlandıran etkilerdir.31 Çalışmanın bu kısmında gümrük birliğinin ekonomik etkileri ayrıntılı olarak incelenecektir. 31 Seyidoğlu, Uluslararası İktisat, s. 207. 27 2.2.1 GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN STATİK ETKİLERİ Ülkeler gümrük birliği özelliğinde bir ekonomik bütünleşmeye gittiklerinde, ekonomideki nispi fiyatlar değişecek ve bu durum üretim, tüketim ve ticaretin yapısı ile yönünü etkileyecektir. Birlik sonrası teknolojinin ve ekonomik yapının sabit kaldığı varsayımı altında, üretim faktörlerinin yeniden dağılımı dolayısıyla ortaya çıkan etkilere statik etkiler denmektedir. Başka bir tanımlama ile faktör donanım, teknolojik seviye ile talep yapısı gibi parametrelerin sabit kaldığı varsayımı altında gümrük birliğinin birlik içinde kaynakların yeniden dağılımı sebebiyle ortaya çıkan etkilerine statik etkiler denmektedir. Gümrük Birlikleri Teorisi, birlik dolayısıyla ortaya çıkan kazanç ve kayıplardan sadece kaynak dağılımı, uluslararası uzmanlaşma, ölçek ekonomileri ve ticaret hadlerini inceler. Birliğin yarattığı faktör verimliliği ekonomik büyüme ve gelir dağılımını gözardı eder. Mal ve faktör piyasalarında tam rekabet şartlarının var olduğu, üretim faktörlerinin ülke içinde akışkan, ülkeler arasında akışkan olmadığı varsayılır. Fiyatların üretimdeki fırsat maliyetlerini tam olarak yansıttığı kabul edilir. Ülkeler gümrük birliğine gitmekle parametreler sabit kalmak şartıyla, optimum şartları değiştirerek gerek birlik içinde gerekse birlik dışında kalan ülkelerin refah seviyelerini etkileyebilir. Klasik gümrük birlikleri teorisi, birliğin üye ülkelerin üretim, tüketim ve dış ticaret hadleri üzerindeki etkilerini statik analiz ile açıklamaktadır.32 Teknolojik ve ekonomik yapının sabit kalması varsayımı altında, üretim faktörlerinin yeniden dağılımı ile bir defalık ortaya çıkan etkiler statik etkiler olarak ifade edilebilir. Ticaretten elde edilen statik kazançlar, bir malın yurtiçinde üretilmesi yerine, daha ucuza ithalat yapılarak karşılanabilmesi için vazgeçilen kaynaklar ile bu ithalatı karşılamak için yapılması gereken ihracattan elde edilecek kazançların kıyaslanmasıdır. Başka bir ifade ile statik kazançlar, ithal edilen malların üretilmemesi sonucu tasarruf edilen miktar ve ithal ikamesinin aşırı maliyetinin karşılaştırılması ile ölçülür. Ülkelerin sahip olduğu doğal ve/veya sonradan elde edilen farklı kaynaklar sonucu üretilen malların fırsat maliyeti ve dolayısıyla gümrük birliğinin statik etkileri ülkeden ülkeye farklılık gösterebilir. Statik etkilerin ortaya çıkması konusunda, gümrük 32 Uyar, a.g.m., (par. 25- 26). 28 birliğini oluşturan ülkelerde yaygın olan düşünce, ticaret yaratıcı etkilerin ticaret saptırıcı etkilerinden fazla olacağı yönündedir. Ticaret saptırıcı etki nispeten küçük bir olaydır ve daha çok tarım sektöründe hissedilmektedir. Gümrük birliğinin net etkisine yönelik olarak, birlik ne kadar geniş ve ortak dış tarife ne kadar düşük olursa ticaret yaratıcı etkinin ticaret saptırıcı etkiden büyük olma ihtimalinin o kadar yüksek olması beklenir. Bu yüzden, birlik içindeki herhangi bir ülke için liberalizasyon etkisinin boyutu, dünyanın geri kalanı ile yaptığı ticaret hacmine ve ilk tarife düzeylerine bağlıdır. Burada üye ülkelerin yapacağı karşılaştırma; ithal ikamesinin ülkeye olan maliyetiyle, ithal edilen mallardan elde edeceği tasarruf miktarıyla ilgilidir. Gümrük birliğinin statik etkilerini anlamak için bu etkilerin neler olduğunu incelemekte fayda vardır. Çalışmanın bu bölümünde gümrük birliğinin bu etkileri incelenecektir. 2.2.1.1 ÜRETİM ETKİSİ 2.2.1.1.1 TİCARET YARATICI ETKİ Gümrük birliklerinin üretim üzerindeki etkileri, belirli mallara yönelen tüketici alımlarının, üçüncü ülkeler ve iç üreticilerden ortak üretici ülkelere kayması sonucu meydana gelmektedir. Birliğe ortak üye ülkeler arasındaki üretimin olumlu yönde gelişmesi ticaret yaratıcı etkiyle ortaya çıkar. Bu üretim etkisi, tüketimin yüksek maliyetli iç mallardan düşük maliyetli ortak ülke mallarına kayması sonucu oluşur. Ticaret yaratıcı etki, gümrük birliği dolayısıyla üye ülkelerdeki yüksek maliyetli üretimin yerine, birlik içindeki daha verimli ülkenin üretiminin geçmesi dolayısıyla ortaya çıkar. Yani birlik içinde üyeler arasındaki ticaret hacminin genişlemesi ticaret yaratıcı etkiyi oluşturur. Bu etki birlik içinde karşılaştırmalı üstünlüklere uygun bir uzmanlaşmanın sonucudur. Ticaret yaratıcı etkinin büyüklüğü gümrük birliği sonucunda birliğe katılan ülkelerin refah artışının da büyük olacağının göstergesidir.33 33 Uyar, a.g.m., (par. 28). 29 2.2.1.1.2 TİCARET SAPTIRICI ETKİ Ticaret saptırıcı etki, gümrük birliğinin kurulmasıyla en verimli üreticinin birlik dışında kalması dolayısıyla birlik ülkelerinin bu ülkeden yapmakta oldukları ithalatın sona ermesi dolayısıyla ortaya çıkar. Böylece ithalat en verimli ülkelerden birliğe üye daha az verimli ülkelere kaymış olur. Bu durumda kaynakların verimliliği göreceli biçimde azalmış olacağından refah değişmeleri olumsuz yöndedir. Ticaret saptırıcı etki, en verimli üreticinin birlik dışında kalması mallarının ortak gümrük tarifesine tabi olması nedeniyle, birliğin bu ülkeden yaptığı ithalatın durmasından kaynaklanır. Dolayısıyla eğer birlik kurulduktan sonra da, ya bu ülke birlik içinde yer aldığı ya da fiyat farkı kapanmamış olduğu için bu ülkeden ithalat sürse idi, bir ticaret saptırıcı etki ortaya çıkmaz ve bir refah düşüşü olmazdı.34 Gümrük birliği kurulurken birliğe katılan ülkelerin tamamlayıcı ya da rakip ekonomiler olmaları, ülkelerin birlikten sağlayacağı faydayı etkiler. Yüksek gümrük koruyuculuğu altında üretilmekte olan malların büyük bölümü aynı veya benzer mallar ise bu malları üreten ekonomiler, rakip ekonomiler olarak tanımlanır. Eğer üretilen mallar farklı ise bu ekonomiler tamamlayıcı ekonomiler olarak adlandırılır. Rakip ekonomilerin gümrük birliğine gitmeleri durumunda birliğin ticaret yaratıcı etkisi yüksektir. Böyle bir durumda ticaretin yönü değişmemekte ve birlik dışında kalan ekonomiler birlikten daha az zarar görmektedir. Gümrük birliğinin rakip ekonomilerde meydana gelmesi birliğin ticaret yaratmasına yol açar. Çünkü aynı üretim listesine sahip ülkeler gümrük koruyuculuğu altında en etkili malı üretmeleri durumunda bütün birlik pazarını ele geçirmeleri mümkündür. Bunun sonucunda daha az etkin çalışan üretim dalları faaliyetlerini durduracaktır. Tamamlayıcı ekonomiler bir gümrük birliğine giderlerse dünya ticaretinin yönü değişmektedir. Bundan da hem üye ülkeler hem de genel dünya refahı olumsuz etkilenecektir. Birlik üyeleri tamamlayıcı ekonomiler ise, her ülke malları yüksek gümrük koruyuculuğunda üretir ve bu tip ülkelerin oluşturduğu gümrük birliği içinde ticaret sapması meydana gelir. Çünkü birliğe üye ülkelerden birinin gümrük koruyuculuğu altında üretmiş olduğu bir malı, diğer üyenin piyasasına da girmektedir. Bunun sonucunda dünya kaynakları daha düşük etkinlikle yeniden dağıtılmakta ve bundan hem üye ülkeler hem de genel dünya refahı 34 Seyidoğlu, Uluslararası İktisat, s. 208. 30 olumsuz yönde etkilenmektedir. Sonuç olarak; Gümrük Birliği’nin refaha olan net etkisi, ortaya çıkan ticaret yaratıcı etki ve ticaret saptırıcı etkinin göreceli büyüklüklerine bağlıdır. Eğer ticaret yaratıcı etki, ticaret saptırıcı etkiden büyükse birliğin kaynak verimliliği ve refahı yükselecektir. Tam tersi ticaret saptırıcı etki, ticaret yaratıcı etkiden büyük olursa birliğin ortalama verimliliği azalacak bu da refahın düşmesine neden olacaktır. 2.2.1.2 TÜKETİM ETKİSİ Eğer bir mal ithal edilirken gümrük vergisi alınıyor ise, bu durum o malın fiyatının artmasına neden olur. Gümrük birliği kuran ülkeler arasında, gümrüklerin kaldırılması malın fiyatını düşürecektir. Fiyat yapısındaki bu düşüşler tüketimi, yurtiçi mallar ve üçüncü ülkelerden yapılan ithalattan saptırarak birlik içi ülkelerden satın alınan mallara yöneltir. Eğer ticarete konu olan mallarda talep esnekliği sıfırdan büyük ise (e>0) ucuzlayan mala olan talep artar ve bu durumda tüketim etkileri ortaya çıkar. Fiyat yapısındaki bu değişikler tüketimi, yurtiçi mallar ve üçüncü ülkelerden ithalattan saptırarak, birlik içi ülkelerden satın alınan mallara yöneltir. Eğer birlik içinde ithalat artmış ise tüketim de artmıştır. Çeşitli ülkelerin aralarında gümrük birliği oluşturmaları, gümrük tarifelerinin kaldırılması, iç piyasada fiyatların düşmesine, bir mala gümrük vergisinin uygulanması ise bu malın gerçek fiyatının gümrük vergisi miktarı kadar yükselmesine neden olur. Birlik sebebiyle kaldırılan gümrükler, birlik içindeki mobilizasyonu arttırdığından, ekonomideki tüketim modelini değiştirir. Çünkü birliğe üye ekonomiler arasındaki mal mobilizasyonu, ekonomideki nispi fiyatları etkiler. Bunun sonucunda tüketici alımlarında belirli bir ihtiyacı daha az etken karşılayan yerli mallardan, o ihtiyacı daha etken karşılayan yabancı mallara doğru bir kayma olur. Nispi fiyatları değişen yerli mallar, ikame mal ise ve talep esneklikleri sıfırdan büyük ise bu mallara yönelik tüketim değişir. Böylece indirilen gümrükler sebebiyle nispi olarak ucuza gelen yabancı mallar daha fazla talep edilir. Bu durumda gümrük birliğinin tüketim etkileri ortaya çıkar. Gümrük birliğinin olumlu tüketim etkisi birliğin ticaret yaratması durumunda meydana gelir. Birlik içinde yeni bir ticaret yaratılmasına bağlı olarak birlik üyeleri, daha ucuz kaynaktan daha fazla tüketim yapma olanağına kavuşur, 31 böylece olumlu tüketim etkisi refah seviyesinin yükselmesine katkıda bulunur. Bu anlamda olumlu tüketim etkisi olumlu üretim etkisiyle beraber ortaya çıkar.35 Sonuç olarak; Gümrük Birliği’nin üretim etkisi incelenirken ekonomide varolan genel üretim kalıplarının değişmediği varsayılmaktadır. Ancak tüketim etkisi incelenirken gümrüklerin kaldırılması sonucu ortaya çıkan tüketim oranları ve tercihleri değişikliklere uğramaktadır. Bunun nedeni ise; gümrük duvarlarının kaldırılması sonucunda ekonomiye giren malların nispi fiyatları etkilemesidir. 2.2.1.3 ÖLÇEK EKONOMİLERİ ETKİSİ Gümrük birliğinin sağlayacağı en önemli dinamik faydalardan biride genişleyen piyasalar sonucu oluşan ölçek ekonomileridir. Burada ölçek ekonomileri etkisini incelemeden önce açıklanması gereken iki ayrı tanım vardır. Bunlar içsel ve dışsal ekonomilerdir. Firmaların büyüklüğünden kaynaklanan unsurlar, maliyetlerin düşürülmesi, verimlilik ve üretimin artması ve bunun sağladığı tasarrufların yarattığı olumlu sonuçlara “ölçek ekonomileri” etkileri denmektedir. İş bölümü ve uzmanlaşma, büyüklükten kaynaklanan makine ve donanım bolluğu, elde edilen yeni satış arttırma teknikleri ve kazanılan yeni pazarlar ölçek ekonomileri yaratmaktadır. Ölçek ekonomisi, bir firma ya da sanayi dalının iç yapısında meydana gelen değişikliklerin o firma ya da sanayi dalına sağlamış olduğu yararlardır. Belli bir üretim hacmine ulaşan firma, üretimine daha az girdi kullanarak daha fazla çıktı ile devam edebiliyorsa bu firma içsel ekonomilerden yararlanmaktadır. Büyük ölçekli üretim ekonomileri çeşitli şekilde ortaya çıkar. Örneğin geniş bir piyasa, ileri teknolojik yöntemlerle maliyetlerin düşürülmesine olanak sağlar. Kitlesel üretim dolayısıyla çeşitli pazarlama fonksiyonları daha büyük hacimde yapılabilir. Ayrıca daha az stok bulundurma ihtiyacı doğar.Bütün bunlar maliyetlerde tasarrufa yol açar. Geniş bir piyasa, bunlardan başka üretim, 35 Uyar, a.g.m., (par. 36- 37). 32 planlama, yönetim, araştırma ve geliştirme gibi faaliyetlerde de yüksek derecede kalifiye elemanlar çalıştırılmasına olanak verir.36 Genel anlamda dışsal ekonomi, bir üreticinin diğer bir üreticiye yapmış olduğu karşılıksız yarar ya da kayıplar şeklinde tanımlanabilir. Kitlesel üretim karşısında endüstriye hammadde sağlayan işletmeler ileri teknoloji ve büyük ölçekli üretim yöntemlerini kullanmaya başlarlar. Bu ise hammadde ve ara malların bollaşmasına, kalitenin yükselmesine ve fiyatların ucuzlamasına neden olur. Verimlilik ve büyüme hızı üzerinde olumlu sonuçlar doğuran dışsal ekonomiler, ekonomik bütünleşmeden beklenen en önemli dinamik yararlardan biridir. Piyasanın büyümesi, sanayinin genişlemesi, nitelikli işgücü ve yetişmiş eleman sağlanması ve teknolojik bilginin yayılması gibi tüm endüstrinin yararlanabileceği olumlu bir ortam dışsal ekonomiler sayesinde ortaya çıkmaktadır. Üretim sistemleri arasındaki ileri ve geri bağlantılar nedeniyle ortaya çıkabilecek içsel ve dışsal ekonomiler özellikle verimlilik üzerinde uzun dönemli olumlu etkiler ortaya çıkarmaktadır.37 2.2.1.4 DIŞ TİCARET HADLERİNE ETKİSİ Dış ticaret hadleri ihracat fiyatlarının ithalat fiyatlarına oranını göstermektedir. Eğer dış ticaret hadlerinde bir iyileşme varsa bu refah artışına etki ederken, dış ticaret hadlerindeki kötüleşme tam tersi bir refah kaybı demektir. Dış ticarete konu olan mallar çok sayıda olduğu için ihracat ve ithalat fiyatları zorunlu olarak endekslerle ifade edilir. Buna göre dış ticaret hadleri aşağıdaki gibi yazılır: 36 Uyar, a.g.m., (par. 41). 37 Uyar, a.g.m., (par. 42- 43). 33 N = Px / Pm N = Dış ticaret hadleri Px = İhracat fiyatları endeksi Pm = İthalat fiyatları endeksi Formülden de görüleceği gibi, ithalat fiyatları sabitken ihracat fiyatlarının düşmesi, ihracat fiyatlarında bir değişme olmaksızın ithalat fiyatlarının yükselmesi veya her iki fiyat endeksi artmakla birlikte ithalat fiyatlarındaki artışın ihracat fiyatlarındaki artıştan daha büyük olması gibi durumlarda dış ticaret hadleri (N) ülkenin aleyhine döner. Dış ticaret hadlerinin aleyhte değişmesi, ülkenin dış ticaret fiyatlarından kazanç kaybına uğraması anlamına gelebilir. Çünkü söz konusu ülkenin belirli bir başlangıç yılına göre bir birim ithal malı elde edebilmek için eskisinden daha fazla miktarda ihraç malı vermesi gerekecektir. Başka bir deyişle, dış ticaret hadleri aleyhine dönen bir ülke, bir birim ihraç malı karşılığında eskisine göre daha az ithal malı elde eder. Dış ticaret hadleri lehine değişen bir ülke ise, aksine dış ticaretten kazançlı çıkar. Gümrük Birliği’nin oluşumu ve genişlemesi ticaret hacmini ve yönünü etkilemektedir. Dış ticaret hadleri, birliğe üye ülkeler arasındaki iş bölümünün doğuracağı refah yükselişinden her üye ülkenin alacağı payı belirler. Bir bütün olarak birliğin, tek tek birlik üyesi ülkelerin ve birlik dışında kalan ülkelerin dış ticaret hadlerindeki değişmeler, bu ülke grupları arasında gelirin yeniden dağılımına yol açarak refah üzerinde, önemli etkiler doğuracaktır. Gümrük birliğinin üye ülkelerin ve tüm dünyanın refahını nasıl etkileyeceği üretim ve tüketimdeki etkinlik değişmeleri yanında, ticaret hadlerindeki değişmelere de yakından bağlıdır. Gümrük birliğinin dış ticaret hadleri üzerindeki etkilerini dört başlık halinde sıralayabiliriz. 34 1.Birlik İçinde Verimliliğin Artması: Birlik içinde verimlilikte meydana gelen artışlar, birliğin üretim maliyetinin düşmesine yol açar. Birliğe üye ülkelerin ürettikleri dahili mallarda meydana gelen prodüktivite artışı, birlik üyesi ülkelerin yararına sonuçlar doğurur. 2.Birliğin Pazarlık Gücünde Meydana Gelen Değişmeler: Birleşen ekonomilerin kendi kendilerine yeterlik dereceleri eskisine göre daha fazla olup, birlik dışında kalan ekonomilere bağlılık dereceleri daha azdır. Pazarlık gücünün artması durumunda, dış ticaret hadlerinin birlik lehine, dışarıda kalanlar aleyhine değişme olasılığı çok fazladır. Kurulan gümrük birliği dünya piyasasının önemli bir kısmını kapsaması durumunda, birliğin pazarlık gücünün yükselmesi ve buna bağlı olarak dış ticaret hadlerini de lehe çevirmesi mümkündür. 3.Birliğin Ekonomik Büyüklüğü: Birliğin ekonomik büyüklüğünden amaç toplam üretim hacmidir. Ekonomik büyüklüğe sahip birlik, arz ve talep şartlarını etkileyerek dünya fiyatlarını değiştirebilir ve bu değişiklikle dış ticaret hadlerini lehine çevirebilir. Ancak birlik küçük ise, dış dünyanın sonsuz esnek arz eğrileri ile karşılaşır ve bundan dolayı dış ticaret hadlerini lehine çeviremez. 4.Birliğin Kurulmasıyla Ticaretin Birlik Dışı Ülkelerden Birlik İçine Kayması: Gümrük Birliği ticaret sapmasına yol açtığı ölçüde, birlik üyelerinin dış ülkelerle olan dış ticaret hadleri birlik lehine dönebilir. Eğer birlik yönünden dış talep ve arz esneklikleri sıfır ise, dış ticaret hadleri büyük ölçüde birlik lehine dönecektir. Çünkü bu durumda, dış ülkelerin ithalatında bir azalma olmakta, fakat bu ülkelerin ihracatları daha düşük fiyattan eski seviyelerini korumaktadır.38 38 Uyar, a.g.m., (par. 38). 35 2.2.1.5 ENDÜSTRİ İÇİ TİCARET Gümrük birliğinin endüstri içi ticaret üzerindeki etkilerini incelemeden önce endüstri içi ticaret teorisi kısaca açıklanacaktır. Endüstri içi ticaret bir ülkenin aynı endüstriye ait malları hem ithal hem de ihraç etmesi biçimindeki ticarete verilen addır. Uluslararası ticaretin oluşumu endüstriler arası ticaret biçiminde olabileceği gibi endüstri içi ticaret biçiminde de olabilir. Endüstri içi ticaret, belirli bir endüstri kapsamında birbirinden farklılaştırılmış yapıdaki ürünlerin eşzamanlı olarak ihraç ve ithal edilmesidir. Böylece söz konusu endüstride ülkeler arasında karşılıklı olarak iki yönlü ticaret ortaya çıkar.39 Özellikle II. Dünya Savaşından sonra, sanayi malları ticaretinin artması, ülkelerin faktör yoğunluğuna bağlı olarak belirli mallarda uzmanlaşması beklentilerine uymamıştır. Emek faktörü açısından zengin ülkelerin sermaye yoğun malların ihracatını, sermaye faktörü yönünden zengin ülkelerin de emek yoğun malların ihracatını yapması, dış ticaret konusunun yeniden açıklanması gereğini ortaya koymuştur. Endüstriler arası yapılan ticaretin yanında, giderek benzer malların ithalat ve ihracatının yaygınlaşması, endüstri içi ticaret kavramını gündeme getirmiştir. İktisadi bütünleşme ile endüstri içi ticaret arasındaki pozitif ilişki aşağıdaki faktörlere bağlı olarak açıklanabilir.40 a) Tercih çeşitliliği ve talep çakışması; Gümrük birliği kapsamındaki ülkelerin önemli bir bölümünde; faktör donanımının benzer yapıda olması, kişi başına gelir düzeylerinin birbirine yakın olması ve talep yapılarının birbirine benzer durumda olması bu ülkeler arasında endüstri içi ticaretin oluşması için önemli bir dayanak oluşturur. b) Ticaretin serbestleşmesi; Gümrük birliği, üye ülkeler arasında ticareti engelleyen etkenlerin ortadan kaldırılmasına yol açarak bu ülkeler arasında ticaretin 39 Osman Küçükahmetoğlu,”Reel Entegrasyon Teorisi” , Ekonomik Entegrasyon Küresel ve Bölgesel Bir Yaklaşım, Osman Küçükahmetoğlu, Hazma Çeştepe ve Şevket Tüylüoğlu (drl.) , Ankara: Ekin Kitabevi, 2005, s. 66. 40 Küçükahmetoğlu, a.g.e., s. 82 36 genişlemesini sağlar. Böylece gümrük birliği ülkelerinde, endüstri içi ticaretin yükselmesi için belirli bir ortam oluşturulmuş olur. c) Üretim maliyetlerindeki azalma; Gümrük birliği ülkeleri geniş kapsamlı piyasalara yönelik üretim yapmaları durumunda ölçek ekonomileri yoluyla maliyet azalmasından yararlanabilirler. Böylece bütünleşme kapsamındaki ülkelerdeki talep çakışması, üretimde azalan maliyetlerle birlikte endüstri içi ticaretin genişlemesi için kolaylık sağlar. d) Faktör hareketleri ve firma içi ticaret; İktisadi bütünleşme kapsamındaki ülkelerde birbirine benzeyen ancak farklılaştırılmış nitelikteki ürünlerin üretimini arttırır. Böylece bu ülkelerde endüstri içi ticaret artış gösterir. Endüstri içi ticaret ölçülürken çoğu çalışmada genel olarak Grubel - Lloyd Index’i kullanılmaktadır. Aşağıda bu hesaplamanın yapıldığı matematiksel yöntem açıklanmaktadır;41 Cebirsel olarak, Xj, bir ülkenin j malı ihracatının değeridir. Mj ise bu malın karşılığı olan ithalatının değeridir. Eğer, Endüstri içi ticaret (EİT) yoksa, ya ihracat yoktur (Xj = 0) ya da ithalat yoktur (Mj = 0) ve Aj = 1’dir. Eğer, mükemmel uyumlu EİT varsa, Xj = Mj ve Aj = 0’dır. Bj = ( Xj + Mj ) − Xj − Mj ( Xj + Mj ) Bj = 1 − 41 Xj − Mj ( Xj + Mj ) = 1 − Aj Södersten, Bo and Reed, Geoffrey. International Economics, 1994, New York, McMillan, ss. 174- 175. 37 EİT olmadığı zaman (Xj veya Mj = 0 olduğunda) Grubel-Lloyd Index’i sıfıra eşittir. EİT tam olduğu zaman ise, Grubel-Lloyd Index’i 1’e eşittir. Bir j ürün için EİT (Bj) yüzde olarak hesaplanacağı zaman formül şöyledir; Xj − Mj Bj = 1 − x100 Xj + Mj Bj, 0 ile 100 arasında değişen bir %’dir. Bj = 0 ise, endüstriler-arası ticaret Bj = 100 ise, endüstri-içi ticaret söz konusudur.42 2.2.2 GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN DİNAMİK ETKİLERİ 1970’li yılların sonlarına doğru iktisatçıların büyük bir kısmı dinamik etkilerin, statik etkilerden daha önemli olduğunu vurgulamaya başlamışlardır. Çünkü; dinamik etkilerin süreklilik gösteren etkiler olması bu etkileri statik etkilerden daha üstün kılmaktadır. Statik etkiler ekonomik yapıda bir değişiklik olmadan, tarifelerin kaldırılması dolayısıyla dış ticaret hacmi ve refah düzeyinde ortaya çıkan değişmelerle ilgilenir. Oysa dar bir ulusal piyasanın yerine birleşik, geniş bir piyasanın geçmesiyle görülecek etkiler yalnız bunlardan ibaret değildir. Ekonomik birleşme hareketleri üye ülkelerin ekonomik yapılarında, üretim kapasitesi ve kaynak verimliliklerinde köklü değişiklikler yapar. Bunlar zaman içinde oluşan, milli geliri, kalkınma hızını ve ekonomik refahı yakından ilgilendiren değişmelerdir.43 42 Södersten, Bo and Reed, Geoffrey. a.g.e., s. 176 43 Seyidoğlu, Uluslararası İktisat, ss. 211-212. 38 Dinamik etkiler, üretken kapasitenin uygun bir biçimde nasıl değiştirileceği konusunda yoğunlaşmaktadır. Gümrük birliklerinin asıl önem taşıyan yönü statik değil dinamik etkilerdir. Ancak gümrük birliğinin dinamik etkilerinin sistematik bir biçimde analiz edilmesinde zorluklar olduğunu ve dinamik etkiler konusunda görüş ayrılıkları olduğunu belirtmek gerekir.44 2.2.2.1 REKABET ARTIŞI ETKİSİ Bir ülkede gümrük birliği öncesinde yurtiçi piyasalarda tekelci ve oligopolcü firmalar egemen durumda ise bu firmalar üretimi kısıp fiyatları yükselterek karlarını arttırırlar. Karlardaki artış firmanın genişlemesi yönünde özendirici bir etki yaratmaz. Bu nedenle yüksek maliyetlerden oluşan bir üretim yapısı ortaya çıkar.45 Birlik öncesinde koruma duvarlarının arkasında yüksek maliyet, geri teknoloji ve düşük kalite ile üretim yapan firmalar, ya verimli çalışacak şekilde kendilerini yenileyecekler ya da piyasadan çekilmek zorunda kalacaklardır. Birlik içinde dış ticaret kısıtlamalarının kaldırılması, yerli üreticileri dış piyasa rekabetiyle karşı karşıya getirir. Böylece verimliliği düşük üreticiler endüstriyi terk eder ve ancak rekabete dayanacak kadar verimli çalışanlar faaliyetlerini sürdürür. Bununla beraber yoğun rekabet ortamı ulusal monopollerin yerini birlik çapındaki daha büyük monopollerin de almasına neden olabilir. Birlik oluşumu ile ortaya çıkan rekabet avantajından en iyi şekilde yararlanmak için ortak bir rekabet politikasının izlenmesi son derece önemlidir.46 2.2.2.2 TEKNOLOJİK GELİŞME ETKİSİ Gümrük birlikleri, üye ülkelerin teknolojik ilerleme hızlarını yükseltir. Geniş bir piyasa, büyük işletmelerin kurulmasına yol açar. Bu ise bir yandan yurt dışından ileri 44 Küçükahmetoğlu, a.g.e., s. 84. 45 Küçükahmetoğlu, a.g.e., s. 84. 46 Uyar, a.g.m., (par. 42-43). 39 tekniklerin aktarılmasına, öte yandan da işletmelerin bünyesinde araştırma ve geliştirme faaliyetlerine daha büyük fonlar ayrılmasına olanak verir.47 Teknolojik gelişme, üretim teknolojisini geliştirerek daha az maliyetle daha çok ürün elde edilmesine yardımcı olmakta, ekonomiyi olumlu yönde etkileyerek refaha katkı sağlamaktadır. Bunun sonucu ekonomik yapı, teknolojik gelişme ile canlanmakta ve büyüme hızlanmaktadır. Teknolojik gelişmenin zayıfladığı dönemlerde, azalan verimler kanunu gereğince dünya ekonomisi daralmakta ve ekonomik krizler meydana gelmektedir. Ekonomik bütünleşmede ortaya çıkabilecek dışsal ekonomiler ve rekabetin yoğunlaşması gibi etkiler bir yandan daha sermaye-yoğun tekniklerin kullanılmasını zorunlu hale getirirken, diğer yandan da AR-GE faaliyetlerini teşvik ederek teknolojik gelişmenin hızlanmasına katkı sağlamaktadır.48 Tabi ki burada araştırılması gereken önemli bir konu vardır. Bu da sağlanan teknolojik ilerlemenin yapılan gümrük birliğiyle sağlanıp sağlanmadığıdır. Aksi taktirde bu gelişmeyi dinamik bir fayda olarak görmek yanlış olacaktır. 2.2.2.3 YATIRIM ETKİSİ Gümrük birlikleri, kaynakların etkinliğini, dolayısıyla milli geliri yükseltir. Milli gelirdeki büyüme de tasarrufları ve yatırımları arttırır. Gümrük birlikleri tarifelerin yeniden yükseltilmeyeceği konusunda işadamlarına güven sağlayarak yatırımların riskini azaltır ve karlılığı yükseltir. Bundan başka, piyasa hacminin genişlemesi, birlik içinde üretimin daha etkin ellerde toplanmasına ve bölgeye önemli ölçüde yabancı sermaye yatırımının çekilmesine neden olabilir.49 Gümrük birliğiyle ortaya çıkan piyasa üye ülkelerin kendi piyasalarından daha büyüktür. Ortaya çıkan bu büyük piyasa firmaları yeni ve kapsamlı yatırımlara yöneltir. Ancak birlik ülkelerinin birlik dışı ülkelere karşı uygulamış olduğu ortak gümrük tarifesi bu ülkeleri olumsuz yönde etkiler. Birlik dışı ülkeler bu olumsuzluktan 47 Seyidoğlu, Uluslararası İktisat, s. 212. 48 Uyar, a.g.m., (par. 44). 49 Seyidoğlu, Uluslararası İktisat, s. 213. 40 kurtulmak için birlik kapsamında doğrudan yatırıma gidebilirler. Böylece birlik kapsamında yatırımlar artış gösterir.50 2.2.2.4 KUTUPLAŞMA ETKİSİ Farklı gelişme düzeylerinde bulunan ülkelerin, mal ve faktör hareketlerinin serbest olduğu bir iktisadi gruba katılmaları durumunda, serbest piyasa düzeni, bunlar arasındaki gelişme dengesizliğini arttırır. Bu yönde yığımlı hareketler ortaya çıkar. Böylece zengin ülkeler daha zengin, yoksul ülkeler daha yoksul duruma gelirler.51 Bu teori uluslararası iktisat literatüründe kutuplaşma teorisi olarak bilinmektedir. İktisadi entegrasyon hareketleri incelenirken ülkeler arasında çeşitli nedenlerden dolayı ortaya çıkmış olan gelişme farklılıkları da göz önünde bulundurulmalıdır. Böyle bir durumda ekonomik ve sosyal yapılar dikkate alınmalıdır. Gelişmesini henüz tamamlamamış bir ülkenin gelişmiş ülkelerle kuracağı bir gümrük birliği o ülkenin cılız sanayilerini gelişmiş ülkelerin sanayileriyle ortaya çıkacak bir rekabet ortamında zarara uğratabilir. Ayrıca kutuplaşma teorisi sadece ülkeler arasında kurulan entegrasyon hareketlerinde de kendini göstermeyebilir. Bu teori, aynı ülkenin farklı bölgeleri arasında gelişme farklarının bulunması durumunda da kendini gösterebilir. Gümrük birliği’nin dinamik etkileri statik etkilerine göre birlikten sağlanan kazancı karşılaştırmada daha belirleyici bir rol oynamaktadır. Çünkü, bu etkiler statik etkilere göre daha uzun dönemlidir ve süreklilik gösterir. Ayrıca gümrük birliği kurulduğunda statik etkiler sebebiyle ortaya çıkabilecek refah kazançları birliğe üye ülkeler arasında dengeli bir şekilde dağılmayabilir. Buna bir de birliğe üye ülkeler arasında ortaya çıkacak gelişmişlik farkları da eklenirse- ki çok karşılaşılan bir durumdur- üye ülkeler arasındaki dengesizlik daha da artacaktır. Sonuç olarak; Geleneksel Gümrük Birliği teorisi gümrük birliğinin statik etkileri üzerinde yoğunlaşmıştır. Ancak, gümrük birliklerinin etkilerini incelerken görüldüğü üzere dinamik etkilerin, azgelişmiş ülkeler açısından statik etkilere göre daha önemli olduğu 50 Küçükahmetoğlu, a.g.e., ss. 84- 85. 51 Seyidoğlu, Uluslararası İktisat, s. 217. 41 vurgulanmaktadır. Çünkü azgelişmiş ülke ekonomilerinin, diğer birlik üyelerine göre sanayileri cılızdır. Ve en önemli kamusal kaynakları vergileridir. Eğer bu ülkelerin gümrük birliğinden sağlayacakları kazanç bu kayıplarını karşılıyor ise o ülkelerin gümrük birliğine gitmeleri ya da en azından piyasalarını geliştirmek açısından diğer azgelişmiş ülkelerle birlik kurmaları daha akıllıca olacaktır. Sonuç olarak her üye için sağlanacak kazanç üye ülkelerin birlik sonrası net statik ve net dinamik etkilerine bağlı bulunmaktadır. 2.3 GÜMRÜK BİRLİĞİNİN BAŞARI KOŞULLARI Gümrük birliğinin başarılı olabilmesi için gerekli koşullar aşağıdaki gibi sıralanabilir: a) Gümrük birliğinin, yer aldığı ekonomik alanın büyük olması ve çok sayıda ülkeden oluşması birlik kapsamında daha iyi bir uluslararası işbölümünün ortaya çıkmasını sağlar. Böylece ticaret yaratma etkisi ticaret saptırma etkisinden daha büyük boyutta olur. Çünkü geniş kapsamlı bir gümrük birliği durumunda en düşük maliyetli ülkenin gümrük birliği kapsamında yer alması olasıdır. b) Gümrük birliği ülkelerinin rakip ekonomiler olması durumunda elde edilecek kazanç yüksek düzeyde, tamamlayıcı ekonomi olması durumunda ise düşük düzeyde olur. Belirli bir ürünü birbirine yakın maliyetle üreten ülkeler rakip ekonomi olarak adlandırılır. Üretim maliyetleri benzer durumda olan ülkeler arasında, üretim etkinliği göreli olarak daha az olan ülke yurtiçi üretimini durdurup ithalata yönelir. Böylece birlik ülkeleri arasında ticaret yaratma etkisi ortaya çıkar. Rakip ülkeler arasında belirli bir üründeki maliyet farkı ne kadar yüksek ise ticaret yaratma etkisi o derece yüksek olur. Belirli bir ürünü birbirinden farklı maliyetlerle üretmekte olan ülkeler tamamlayıcı ekonomi olarak adlandırılır. Bu durumda ortaya çıkan refah kazancı rakip ekonomi durumuna göre daha düşük düzeyde kalır. c) Gümrük birliği ülkelerinin birlik öncesi ticaret yaptığı ülkelere uyguladığı tarifeler ne kadar yüksek ise birlik durumunda ortaya çıkan ticaret yaratma etkisi de o 42 kadar yüksek olur. Ayrıca gümrük birliği durumunda uygulanan ortak gümrük tarifesinin düşük düzeyde olması ise ticaret saptırma etkisinin azalmasına yol açar. d) Gümrük birliği ülkelerinde arz ve talep esnekliklerinin yüksek olması yüksek düzeyde ticaret yaratma etkisinin ortaya çıkmasını sağlar. Birlik dışı ülkelerdeki arz esnekliğinin düşük düzeyde olması birlik ülkelerinin daha çok ticaret yaratma etkisi ile karşılaşmasına yol açar. e) Gümrük birliği ülkelerinin coğrafi olarak birbirlerine yakın olmaları üye ülkeler açısından taşıma giderlerinin azalmasına ve ticaret hacminin artmasına neden olur. Böylece birlik ülkeleri açısından daha aza ticaret sapması ortaya çıkar. Bu nedenle gümrük birliklerinin genellikle komşu ülkeler arasında oluşturulması eğilimi yaygındır. f) Gümrük birliği ülkelerinin birlik dışı ülkelerin ürünlerine yönelik talebinin düşük düzeyde, buna karşılık birbirlerinin ürünlerine yönelik talebinin yüksek düzeyde olması ticaret yaratma etkisinin yüksek düzeyde olmasını sağlar.52 52 Osman Küçükahmetoğlu,”Reel Entegrasyon Teorisi” , Ekonomik Entegrasyon Küresel ve Bölgesel Bir Yaklaşım, Osman Küçükahmetoğlu, Hazma Çeştepe ve Şevket Tüylüoğlu (drl.) , Ankara: Ekin Kitabevi, 2005, s. 51. 43 3. GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN TÜRKİYE EKONOMİSİNE ETKİLERİ 20. yy’ın sonlarına doğru dünya ekonomisinde ortaya çıkan gelişmeler dünya tarihinde değişiklikler yaratacak kadar hızlı ve yoğundur. Özellikle 1989 yılından sonra dünyanın tek kutuplu hale gelmesi ve yaşanan gelişmeler “küreselleşme” ya da diğer adıyla “globalizasyon” kavramlarını ekonomi literatürüne sokmuş ve gelişmelerin tam merkezine oturtmuştur. Bu süreçte ortaya çıkan en önemli değişiklik, ülkeler arasında ortaya çıkan mal-hizmet dolaşımının genişlemesi, hızlanması ve korumacı politikaların azaltılmasıdır. Diğer önemli bir değişiklikte yeni yatırım araçlarıyla birlikte sermaye hacminde ortaya çıkan genişleme ve bunun dolaşımının hız kazanmasıdır. Böylece, dış ticaretin serbestleştiği ve sermaye hareketlerinin hız kazandığı ancak emek hareketlerinin henüz serbestleştirilmesine izin verilmediği global bir ekonomik süreç yaşanmaktadır. Sonuç olarak bu gelişmeler ışığında şu söylenebilir ki; teknoloji seviyesi yüksek, sermaye birikimini tamamlamış ve her anlamda (askeri, siyasi, kültürel, sosyal vs.) gelişmişlik düzeyine ulaşmış ülkelerin hegemonyasında ortaya çıkan bir düzen oluşmuştur. Buna karşılık olarak da bölgeselleşme hareketleri hız kazanmış ve özellikle gelişmekte olan ülkeler gelişmiş entegrasyon modellerinin içinde yer almaya çalışmıştır. Tabi bu hareketlerin gelişmekte olan ülke ekonomilerine ne kadar fayda sağladığı da ayrıca üzerinde tartışılması ve irdelenmesi gereken bir konudur. Çalışmanın bu bölümünde bir nebzede olsa, gelişmişlik ya da sanayileşme sürecini tam olarak tamamlayamamış olan Türkiye ile AB arasında oluşturulan Gümrük Birliği’nin Türkiye’nin bazı ekonomik göstergeleri üzerine yaptığı etkileri inceleyeceğiz. Ama ondan önce, Gümrük Birliği anlaşması sürecini ve ondan önce yaşanan tarihsel gelişmeleri açıklamak gerekir. Türkiye ve AB arasında oluşturulan Gümrük Birliği’nin temeli 1959 yılına dayanır. Roma anlaşmasının yürürlüğe girmesinden bir yıl sonra Türkiye AB’ye katılmak üzere resmen başvurmuştur. 1963 yılında yapılan Ankara anlaşmasıyla Türkiye’nin AB’ye katılması üç aşama olarak belirlenmiştir. Bunlardan ilki “Hazırlık Dönemi”nin ertesinde, Katma Protokol’ün 1973 tarihinde yürürlüğe girmesiyle toplam 22 yıl süren “Geçiş Dönemi” hukuki olarak 44 başlamıştır. Türkiye’nin 1987 yılında yaptığı tam üyelik başvurusunun hemen ertesinde taraflar arasında yürütülen görüşmelerin sonuçları, Gümrük Birliği’nin tamamlanması ve sürdürülmesi için gerekli koşulları belirleyen bir “Gümrük Birliği Kararı” altında toplanarak, Türkiye-AB Ortaklık Konseyi’nin 1995 yılındaki toplantısında kabul edilmiştir. Sonuç olarak; 22 yıllık geçiş dönemi son bulmuş ve 1.1.1996 tarihi itibariyle Türkiye ve AB arasında Gümrük Birliği anlaşması yürürlüğe sokulmuş ve Türkiye’nin AB’ye girmesi yolunda “Son Dönem”e girilmiştir. 45 3.1 GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN TÜRKİYE EKONOMİSİ ÜZERİNE ETKİLERİ Gümrük Birliği’nin tamamlanmasını takiben Türkiye ekonomisine etkilerine ilişkin çeşitli eleştiriler gündeme gelmiştir. Bu eleştirilerin büyük bir bölümü Gümrük Birliği’ni, bir parçası olduğu tam üyelik sürecinden bağımsız değerlendirerek Türk sanayii ve Türk dış ticareti üzerine olumsuz etkileri olduğu yönündedir. Ulusal ve uluslararası makro ekonomik değişimler dikkate alınmaksızın yöneltilen eleştirilerde, Gümrük Birliği tek başına dış ticaret dengesizliğinin kaynağı olarak gösterilmiştir. Ayrıca, tam üyelik yönündeki önemli bir aşamayı teşkil eden Gümrük Birliği’nin dış ticaret rakamlarının yanı sıra, üretim süreçleri, kalite altyapısı ve rekabet gücü üzerindeki olumlu etkileri göz ardı edilmiştir. Türkiye’nin dışa yönelik büyüme stratejisi çerçevesinde ve AB’ye tam üyeliği hedefi doğrultusunda gerçekleştirdiği en kapsamlı ticaret ortaklığı olan Gümrük Birliği aynı zamanda Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) uluslararası ticarete ilişkin kurallarını temel alan bir yapılanmadır. Bu yönüyle Gümrük Birliği’ne taraf olan Türkiye’nin gerçekleştirdiği çalışmalar DTÖ üyesi olarak üstlendiği yükümlülükleriyle de büyük ölçüde uyuşmaktadır.53 Ayrıca yapılan değerlendirmelere göre de, statik etkiler açısından Gümrük Birliği’nin Türkiye ekonomisi lehine ya da aleyhine olduğunu kesin olarak söyleyebilmek zaten güçtür. Çünkü ortaya çıkan olumlu ya da olumsuz etkilerin gümrük birliğinden mi yoksa 5 Nisan ekonomik krizinden sonra yaşanan değişmelerden mi kaynaklandığını belirlemek olanaksızdır. Aşağıda ki tablo ve yorumlardan da görüleceği gibi gümrük birliğine girildikten sonra Türk sanayisinin AB sanayisi karşısında rekabet edemeyerek çökeceği ve Türkiye’nin gümrük birliğinden zarar ederek ayrılacağı söylemleri de doğrulanmamıştır. Aşağıda kullanılan analiz yöntemi 1996 tarihinden itibaren yani gümrük birliğine girildiği tarihten itibaren Türkiye ekonomisinde makro düzeyde ortaya çıkan olumlu ve olumsuz etkilerin Gümrük Birliği Teorisi çerçevesinde dinamik ve statik etkiler açısından ortaya koymaya yöneliktir. 53 Handan Soğuk, 2004, Gümrük Birliği’nin Türkiye Ekonomisi Üzerine Etkileri, http://www.ikv.org.tr/arastirmalar/degerlendirmeler/gumruk-birligi.htm (09 Nisan 2005) s. 2-3. 46 3.1.1 GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN TÜRKİYE EKONOMİSİ ÜZERİNDEKİ STATİK ETKİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Faktör donanım, teknolojik seviye ile talep yapısı gibi parametrelerin sabit kaldığı varsayımı altında gümrük birliğinin, birlik içinde kaynakların yeniden dağılımı sebebiyle ortaya çıkan etkilerine statik etkiler denmektedir.54 Çalışmanın bu bölümünde daha önce yukarıda teorik çerçevede ele aldığımız ve incelediğimiz ticaret yaratıcı, ticaret saptırıcı, kamu gelirleri ve dış ticaret hadleri etkileri gibi statik etkileri ekonomik veriler ışığında ele alacağız. 3.1.1.1 TİCARET YARATICI ETKİ Ticaret yaratıcı etkiyi teorik kısımda, yüksek maliyetli üretimin yerini, birlik içinde yer alan daha düşük maliyetli ve verimli ülkenin alması olarak açıklamıştık. Buradan çıkan sonuç şudur ki; gümrük birliğine gidilmesi ile kaldırılan tarife ve kotaların sonucunda ilgili malların fiyatları düşer ve buda birlik içinde ticaretin artmasına neden olur ve birlik üyeleri daha ucuza daha fazla tüketim yapma imkanı bularak ticaret hacmini yükseltme imkanına kavuşurlar. Gümrük Birliği’nin uygulandığı ilk on yıla ve daha öncesine ilişkin ticaret yaratıcı etki tablo 1 yardımıyla açılanabilir. TABLO 1: TÜRKİYE’NİN DIŞ TİCARET GÖSTERGELERİ (1990-2005) Milyon $ DIŞ TİCARET - YILLIK (Milyon $) İHR / İTH YILLAR İHRACAT Değ.% İTHALAT Değ.% DENGE HACiM 1990 12.959 1991 13.593 4,9 21.047 1992 14.715 8,2 1993 15.345 1994 18.106 22.302 % -9.343 35.261 58,1 -5,6 -7.454 34.640 64,6 22.871 8,7 -8.156 37.586 64,3 4,3 29.428 28,7 -14.083 44.773 52,1 18,0 23.270 -20,9 -5.164 41.376 77,8 54 Süleyman Uyar, Gümrük Birliği’nin Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkileri, http://www.ceterisparibus.net/ab/ab_makaleler.htm (21 nisan 2006 ) (par. 4). 47 1995 21.637 19,5 35.709 53,5 -14.072 57.346 60,6 1996 23.224 7,3 43.627 22,2 -20.402 66.851 53,2 1997 26.261 13,1 48.559 11,3 -22.298 74.820 54,1 1998 26.974 2,7 45.921 -5,4 -18.947 72.895 58,7 1999 26.587 -1,4 40.671 -11,4 -14.084 67.258 65,4 2000 27.775 4,5 54.503 34,0 -26.728 82.278 51,0 2001 31.334 12,8 41.399 -24,0 -10.065 72.733 75,7 2002 36.059 15,1 51.554 24,5 -15.495 87.613 69,9 2003 47.253 31,0 69.340 34,5 -22.087 116.593 68,1 2004 63.167 33,6 97.540 40,7 -34.419 160.707 64,7 2005 73.472 16,1 116.563 19,3 -43.091 190.035 63,0 Kaynak:DTM,http://www.dtm.gov.tr/ab/rakamlar/dısticaret.htm,erişim tarihi:10.05.06’den alınan bilgiler doğrultusunda hazırlanmıştır. Tabloya göre, 1995 yılında ihracat 21.637 milyon $ iken 2005 yılında bu rakam 73.472 milyon $’a çıkmıştır. On yılda ortaya çıkan artış yüzde 335 gibi çok büyük artıştır. Aynı yıllar arasında ithalat ise 35.709 milyon $’dan 116.563 milyon $’a çıkmıştır. İthalattaki artış ise yüzde 326 olmuştur. 1995 yılında 14.072 milyon $ olan dış ticaret açığı yüzde 307 artarak 43.091 milyon $ olmuştur. Aynı dönemde dış ticaret hacmi 57.346 $’dan 190.035 $’a yükselerek yüzde 330 oranında artmıştır. Buna göre yıllık ortalama yüzde 30 oranında bir dış ticaret hacmi artışı yakalanmıştır. Bu veriler ışığında söylenebilecek sonuç 1995 yılı öncesinde ticaret hacminde daha yavaş bir artış görülürken bu gümrük birliği anlaşmasının imzalandığı tarih olan 1996 yılı itibariyle yükselmekte ve ticaret yaratıcı etkinin var olduğu söylenebilmektedir. Ancak burada ortaya koyduğumuz bu artışların nedenlerini devalüasyonlara yani kurda meydana gelen artışlara veya diğer bazı düzenleyici politikalara da bağlamak mümkündür. Ancak söylenebilir ki kurda meydana gelen artış teorik olarak ihracat hacmini arttırırken ithalat hacmini de düşürmektedir. Sonuç olarak ortaya çıkan bu değişmelerin nedenlerini daha 48 detaylı görebilmek için Türkiye’nin AB ülkeleriyle yaptığı dış ticareti incelemek ve bunun sonuçlarını değerlendirmek indirgeyici bir mantıkla da olsa daha net bir sonuca varmamızı kolaylaştıracaktır. Tablo 2’de Türkiye’nin AB ülkeleriyle olan dış ticaretinin yıllar itibariyle ne durumda olduğunu görebiliriz. TABLO 2: AB-TÜRKİYE DIŞ TİCARET GÖSTERGELERİ (1995-2005) Milyon $ TÜRKİYE’NİN AB-TÜRKİYE DIŞ TİCARETİ TOPLAM DIŞ TİC. AB’NİN PAYI İhracat Değ.(%) İthalat Değ.(%) İhr/İth İhracat İthalat Hacim 1994 8.635 --------- 10.915 ---------- 79.1 47.7 46,9 47.3 1995 11.078 13.6 16.871 54.5 65.7 51.2 47.2 48.7 1996 11.548 4,2 23.138 37,2 49,9 49,7 53,0 51,9 1997 12.248 6,1 24.870 7,5 49,2 46,6 51,2 49,6 1998 13.498 10,2 24.075 -3,2 56,1 50,0 52,4 51,5 1999 14.333 6,3 21.419 -11,0 67,0 54,1 52,6 53,2 2000 14.352 1,13 26.388 24,3 54,5 52,2 48,8 50,0 2001 16.118 10,81 18.280 -32,1 89,0 51,3 43,6 46,9 2002 18.459 12,7 23.321 21,7 79,0 51,1 45,2 47,6 49 2003 24.484 24,8 31.696 26,5 77,3 51,9 45,8 48,3 2004 32.589 33,1 42.359 33,6 70,1 48,5 43,3 46,8 2005 38.400 16,9 49.155 16,1 71,9 52,2 42,3 46,3 Kaynak:DTM,http://www.dtm.gov.tr/ab/rakamlar/dısticaret.htm,erişim tarihi:10.05.06’den alınan bilgiler doğrultusunda hazırlanmıştır. Tablo 2’de de görüldüğü gibi 1995 yılında 11.078 milyon $ olan AB ihracatımız 2005 yılında 38.400 milyon $’a yükselerek yüzde 346’lık bir artış göstermiştir. Aynı yıllarda ithalatımız ise sırasıyla 16.760 ve 49.155 milyon $ olmuştur. İthalat ise yüzde 293’lük bir artış kaydetmiştir. İhracatın, ithalatı karşılama oranlarına bakıldığında bu süre içinde büyük bir artışın olduğu gözlenebilir. Türkiye’nin toplam ihracatında AB’nin payı yüzde 49,7’den yüzde 52,2’ye yükselerek 2,5 puanlık bir artış göstermiştir. Aynı dönemde Türkiye’nin ithalatı ise yüzde 53’den yüzde 42,3 seviyesine gerileyerek 10,7’lik bir azalma göstermiştir. Sonuç olarak; Gümrük Birliği’nin ticaret yaratıcı etkisi AB lehinedir. Türkiye’nin aleyhine olan bu durumun nedeni başlangıçta ithalatın ihracattan daha büyük bir paya sahip olmasında yatmaktadır. Çünkü, AB ekonomisinin Türkiye ekonomisine göre rekabet gücü daha yüksektir. Belirli bir aşamadan sonra ortak üretimin, teknolojik ilerlemenin ve AR-GE çalışmalarının da etkisiyle ticaret yaratıcı etkinin Türkiye’nin lehine dönmesi beklenebilir. 3.1.1.2 TİCARET SAPTIRICI ETKİ Üçüncü ülke mallarına karşı konan ortak tarife sonucu bu ülkelerin mallarının pahalı hale gelmesi ticaretin birlik içine kaymasına neden olur. Ticareti birlik dışından birlik içine kaydıran bu etkiye ticaret saptırıcı etki denir. Bu etki sonucu birlik dışında kalan ülkelerle yapılan ticaret hacminde daralma ortaya çıkmaktadır.55 55 Uyar, Gümrük Birliği’nin Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkileri, (par. 8). 50 Tablo 3’te Türkiye’nin ihracatının ülke gruplarına göre dağılımı yıllar itibariyle detaylı bir şekilde verilmiştir. Tablo 4 ise aynı gruplamayla Türkiye’nin ithalatını göstermektedir. Gümrük Birliği sonucunda ortaya çıkan ticaret saptırıcı etkinin ne ölçüde gerçekleştiğini tablolar yardımıyla açıklamaya çalışacağız. 51 TABLO 3: İHRACATIN ÜLKE GRUPLARI VE ÜLKELERE GÖRE AYRINTILI DAĞILIMI (1995-2005) Milyon $ YILLAR 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 Genel Toplam 21.636 23.224 26.261 26.973 26.588 27.775 31.334 36.059 47.253 63.167 73.472 I. OECD Ülkeleri 13.831 14.427 15.583 16.979 18.056 18.985 20.588 23.513 30.199 40.518 44.355 A. AB Ülkeleri 11.078 11.549 12.248 13.498 14.348 14.510 16.118 18.459 24.484 32.589 38.400 B. EFTA C. NAFTA D. Diğer OECD Ülkeleri II. OECD Üyesi Olmayanlar A. Türk Cumhuriyetleri B. Orta Doğu Ülkeleri C. Kuzey Afrika Ülkeleri D. Diğer Ülkeler 294 336 414 357 362 324 316 407 529 667 821 1.618 1.758 2.171 2.424 2.627 3.350 3.349 3.673 3.997 5.207 5.276 841 784 750 701 719 801 804 975 1.324 2.055 679 8.798 10.678 9.995 8.531 7.806 8.790 10.747 12.546 16.679 22.649 29.177 743 958 1.136 1.078 822 844 758 841 1.194 1.215 1.409 2.132 2.245 2.383 2.189 2.116 2.111 2.892 3.105 4.900 7.236 9.411 900 985 980 1.502 1.344 1.087 1.150 1.265 1.564 2.203 2.543 4.031 4.610 6.180 5.226 4.160 4.648 5.947 7.335 9.020 11.995 15.814 Kaynak:DTM,http://www.dtm.gov.tr/ab/rakamlar/dısticaret.htm,erişim tarihi:14.05.06’den alınan bilgiler doğrultusunda hazırlanmıştır. 52 TABLO 4: İTHALATIN ÜLKE GRUPLARI VE ÜLKELERE GÖRE AYRINTILI DAĞILIMI (1996-2005) Milyon $ YILLAR 1996 Genel Toplam 43.626 I. OECD Ülkeleri 1998 1999 48.559 45.922 40.671 54.503 41.399 51.554 69.340 97.540 116.563 31.091 34.815 33.472 28.327 35.630 25.958 32.863 43.339 59.650 66.025 A. AB Ülkeleri 23.138 24.870 24.075 21.417 26.610 18.280 23.321 31.495 42.359 49.155 B. EFTA 1.112 1.287 1.169 926 1.155 1.481 2.512 3.354 3.911 4.438 C. NAFTA 3.990 4.689 4.292 3.304 4.219 3.421 3.473 3.757 5.114 5.816 D. Diğer OECD Ülkeleri 2.851 3.969 3.936 2.679 3.646 2.775 3.557 4.732 6.314 6.772 II. OECD Üyesi Olmayan Ülkeler 12.535 13.744 12.449 12.345 18.873 15.442 18.691 25.396 37.890 47.538 329 408 456 464 635 290 488 650 754 1.264 B. Orta Doğu Ülkeleri 3.243 2.726 1.944 1.987 3.122 2.811 2.983 4.047 5.115 7.164 C. Kuzey Afrika Ülkeleri 1.618 1.813 1.493 1.404 2.257 2.115 2.138 2.432 3.231 4.205 D. Diğer Ülkeler 7.345 8.797 8.557 8.490 12.858 10.226 13.082 18.266 28.790 34.931 A. Türk Cumhuriyetleri 1997 2000 2001 2002 2003 2004 2005 Kaynak:DTM,http://www.dtm.gov.tr/ab/rakamlar/dısticaret.htm,erişim tarihi:14.05.06’den alınan bilgiler doğrultusunda hazırlanmıştır. 53 Tablo 3 ve 4 üzerinde Türkiye’nin AB dışında ticaret yaptığı diğer ülke grupları ile dış ticareti incelendiğinde Gümrük Birliği sonrası bu ülkelerle gerekleştirdiği ticarette de belirgin bir değişiklik olmadığı ve aynı oranlarda istikrarlı bir artış gösterdiği belirlenmektedir. Bu açıdan bakıldığında Gümrük Birliği’nin AB lehine bir ticaret sapması yaratmadığı ve Türkiye’nin diğer dış ticaret pazarlarında bir kayba yol açmadığı ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak AB ile yapılan Gümrük Birliği ticaret saptırıcı etki açısından Türkiye aleyhine herhangi bir negatif etki yaratmamıştır. Türkiye toplam dış ticaret hacmini AB ile olan yada AB dışında kalan ülke gruplarıyla da aynı istikrarda arttırarak sürdürmüştür. 3.1.1.3 TÜKETİM ETKİSİ Gümrük birliği sonucu gümrükler indirilince nispi olarak daha ucuza gelen yabancı mallar daha fazla talep edilmektedir. Gümrük birliği sonucu birlik içinde pahalıya üreten üye ülkenin ve ortak gümrük tarifesi sonucu ürünleri pahalı hale gelen birlik dışı ülkelerin üretimi azalmaktadır. Üretim etkisindeki bu değişikliğe bağlı olarak birlik içi fiyat herhangi bir ülkenin fiyatının altında kalırsa, bu ülke vatandaşlarının satınalma güçleri artacağından birlik içi ithalat artacaktır. Bu ithalat artışı da gümrük birliğinin tüketim etkisini ortaya çıkarır.56 Sonuç olarak; ortaya çıkan fiyat daha önce kişilerin aldığı fiyatın altında olacağından kişilerin satınalma güçleri ve tüketimleri artacaktır. Tablo 5’de Türkiye’nin AB ile ticaretinin mal gruplarına göre dağılımı verilmiştir. Mal grupları yatırım, tüketim ve aramalı olarak üç grupta incelenecektir. 56 Uyar, Gümrük Birliği’nin Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkileri, (par. 11). 54 TABLO 5:TÜRKİYE'NİN AB İLE TİCARETİNİN MAL GRUPLARINA GÖRE DAĞILIMI (1994-2003) Milyon $ İHRACAT Yıl Yatırım Pay (%) Değer Değ. (%) Ara malı Pay Değ. (%) (%) Değer Tüketim Pay (%) Değer Değ. (%) Toplam 1994 252 2,9 - 2.805 32,5 - 5.577 64,6 - 8.635 1995 318 2,9 26,2 3.528 31,8 25,8 7.232 65,3 29,7 11.078 1996 396 3,4 24,5 3.727 32,3 5,6 7.425 64,3 2,7 11.549 1997 423 3,5 6,8 4.105 33,5 10,1 7.721 63,0 4,0 12.248 1998 489 3,6 15,6 4.612 34,2 12,4 8.397 62,2 8,8 13.498 1999 631 4,4 29,0 4.981 34,7 8,0 8.737 60,9 4,0 14.348 2000 666 4,6 5,5 5.203 35,9 4,5 8.631 59,5 -1,2 14.510 2001 960 6,0 44,1 5.751 35,7 10,5 9.359 58,1 8,4 16.118 2002 1.274 6,9 32,7 5.834 31,6 1,4 11.330 61,4 21,1 18.459 2003 2.077 8,5 63,0 7.431 30,4 27,4 14.929 61,0 31,8 24.484 Değ. (%) Toplam İTHALAT Yıl Yatırım Pay (%) Değer Değ. (%) Ara malı Pay Değ. (%) (%) Değer Tüketim Pay (%) Değer 1994 3.209 29,4 - 6.912 63,3 - 795 7,3 - 10.915 1995 4.831 28,7 50,5 10.539 62,5 52,5 1.491 8,8 87,5 16.861 1996 7.388 31,9 52,9 12.880 55,7 22,2 2.870 12,4 92,5 23.138 1997 7.327 29,5 -0,8 14.009 56,3 8,8 3.535 14,2 23,2 24.870 1998 7.182 29,8 -2,0 13.270 55,1 -5,3 3.622 15,0 2,5 24.075 1999 6.069 28,4 -15,5 11.823 55,2 -10,9 3.525 16,5 -2,7 21.401 2000 7.254 27,3 19,5 14.116 53,0 19,4 5.114 19,2 45,1 26.610 2001 4.317 23,6 -40,5 11.168 61,1 20,9 2.595 14,2 -49,2 18.280 2002 5.361 23,0 24,2 14.417 61,8 29,1 3.196 13,7 23,2 23.321 6.999 22,1 30,6 19.233 60,7 33,4 5.147 16,2 2003 Kaynak:DTM,http://www.dtm.gov.tr/ab/rakamlar/dısticaret.htm,erişim 61,0 31.495 tarihi:19.05.06’den alınan bilgiler doğrultusunda hazırlanmıştır. 55 Türkiye ve AB arasında uygulanan Gümrük Birliği’nin tüketim etkisi Tablo 6 yardımıyla incelendiğinde; yatırım malı ihracatının 1993 yılında 252 milyon $’ken 2003 yılında yüzde 900’lük bir artışla 2.077 milyon $ olduğunu aynı dönemde yatırım malı ithalatının ise 3.209 milyon $’dan 6.999 milyon $’a yükseldiğini görebiliriz. Aramalı ihracatı ise yine aynı yıllarda 2.805 milyon $’dan 7.431 milyon $’a yükselmiştir. İthalatı da hemen hemen aynı oranda artarak 6.912 milyon $’dan 19.233 milyon $’a yükselmiştir. Tüketim malları ihracatımız ise aynı dönemde 5.577 milyon $’dan 14.929 milyon $’a yükselmiş ithalatımızda artarak 795 milyon $’dan 5.147 milyon $’a yükselmiştir. Türkiye’nin AB ile ticaretinin ithalat lehine olan yapısı mal gruplarına göre değerlendirildiğinde ise yatırım mallarının payının 1995-2003 yılları arasında ortalama %28, sanayiye girdi teşkil eden ara mallarının payının ortalama %58 ve tüketim mallarının payının ortalama %14 olduğu tablo 5 yardımıyla görülmektedir. Yatırım ve ara malı ithalatının tüketim mallarına oranla yüksek paya sahip olması Türkiye’nin yatırım malları ithalatında gümrüklerini 1980’li yıllardan itibaren yatırımı teşvik kapsamında sıfırlamasıyla açıklanmaktadır. Buna karşılık AB’den ithal edilen tüketim mallarında gümrükler, 1996 yılında Gümrük Birliği’nin tamamlanması ile kaldırılmıştır. Tüketim malları ithalatında 1996 yılı itibariyle yaklaşık %100 oranındaki artışın bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Aynı dönemde yatırım ve ara mallarının ithalatında belirgin bir değişiklik olmadığı da dikkate alınmalıdır. Ayrıca tüketim mallarının ithalatının artışında son yıllarda finans sektörünün düşük faizli tüketici kredisi stratejisinin etkisi büyüktür. Tüketim mallarının ithalattaki payının artışı uzun vadede Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyecek bir gelişme olmakla birlikte AB’den ithal edilen ürünlerin Türkiye’de nihai tüketicinin ürün kalite ve standartları ile tüketici hakları konularında bilinçlenmesinde etkili olduğu belirtilmesi gereken bir husustur. Tüketim malları ithalatının ekonomiye olumsuz etkilerini dengeleyebilecek bir diğer husus ise lüks tüketim mallarından alınan vergilerin yüksek oluşudur. Bu kapsamda Türkiye’nin AB’den gerçekleştirdiği ithalatta yatırım ve ara mallarının ağırlıklı yer tutması, ithalatın Türk sanayine yönelik girdi sağlayan sağlıklı yapısını ortaya koymaktadır. Yüksek teknolojiye dayanan yatırım mallarının ithalatı bu ürünlere bağlı üretimde de ileri teknoloji kullanımını zorunlu kılmakta, firmaları ArGe’ye yönelten bir diğer etken olarak nihai aşamada üretimin kalitesinde belirleyici rol 56 oynamaktadır. Sonuç olarak; tüketim malları, yatırım malları ve sermaye malları ithalatımız önemli ve istikrarlı bir şekilde artış göstermiştir. Bu gelişmeler gümrük birliğinin tüketim etkisinin ortaya çıktığını ve Türkiye’nin bundan önemli ölçüde faydalandığını göstermektedir. 3.1.1.4 ÖLÇEK EKONOMİLERİ ETKİSİ Ölçek ekonomileri, firmaların büyüklüğünden kaynaklanan faktör maliyetlerinin düşmesi ve verimlilik ile üretimin artması sonucu ortaya çıkar. Geniş pazarlar, yeni satış teknikleri, makine ve donanım bolluğu, kaliteli işgücü ve uzmanlaşma ölçek ekonomisini oluşturur. Gümrük Birliği sonrası birlik içi piyasa genişlemesi sonucu, artan talebi karşılamak için firmaların üretimlerini arttırmaları gerekir. O zaman firmalar, eğer atıl kapasiteleri varsa, bu atıl kapasitelerini kullanarak ortalama maliyetlerini minimize edecek optimal ölçeğe varabilirler. Eğer atıl kapasiteleri yok ise, kapasite arttırıcı yeni yatırımlara yönelirler.57 Gümrük birliği anlaşmasının imzalanmasından bu güne kadar geçen on yıllık sürede ölçek ekonomileri etkisinin ortaya çıkması için süre yeterli değildir. Ölçek ekonomileri etkisinin Türkiye ekonomisi üzerinde doğuracağı sonuçları daha uzun vadede incelemek ve gözlemlemek gerekmektedir. Zamanla birçok yerli firma bu etki sayesinde rekabet gücünü yükseltecek ve yeni güçlü firmalarda üretimde kendilerine yer bulabileceklerdir. 57 Uyar, Gümrük Birliği’nin Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkileri, (par. 29-30). 57 3.1.1.5 DIŞ TİCARET HADLERİ ETKİSİ Çalışmanın bu kısmında Türkiye’nin dış ticaret hadlerinin 1982-2004 yılları arasındaki değişimi 1994 yılı =100 alınarak incelenmektedir. Veriler, sadece Türkiye ile tüm dış dünya arasındaki dış ticaret hadleridir. Yaptığımız analizde aynı şekilde bize sınırlı bir fikir vermektedir. Ancak buradan yapılan analizin yanlış olduğu çıkartılmamalıdır. TABLO 6: TÜRKİYE'NİN DIŞ TİCARET HADLERİ 1982-2004 (1994=100)* İhracat İthalat Dış Fiyat Fiyat Ticaret Hadleri İndeksi (Px) Endeksi (Pm) (N = Px/Pm) 1982 104.5 121.6 85.9 1983 100.0 113.6 88.0 1984 93.2 108.8 85.6 1985 88.8 110.4 80.4 1986 86.3 92.6 93.2 1987 98.8 99.9 98.9 1988 95.4 99.2 96.1 1989 95.8 102.8 93.2 1990 105.6 108.3 97.5 1991 104.6 104.9 99.7 1992 106.0 102.9 103.0 1993 103.0 96.5 106.8 1994 100.0 100.0 100.0 1995 112.6 116.8 96.4 1996 107.6 109.7 98.1 1997 102.5 100.2 102.3 1998 98.4 96.1 102.4 YILLAR 58 1999 91.7 90.8 101.0 2000 87.8 94.9 92.5 2001 85.5 94.6 90.4 2002 84.0 93.5 89.8 2003 92.4 100.9 91.6 2004 107.1 113.5 94.4 *Kaynak:DTM,http://www.dtm.gov.tr/ab/rakamlar/dısticaret.htm,erişim tarihi:09.09.06’den alınan bilgiler doğrultusunda hazırlanmıştır. Görüldüğü gibi dış ticaret hadleri, sayılı birkaç yıl dışında, 1982 yılından beri sürekli bir düşme göstermektedir. Bu aleyhte durum, ithalat fiyatlarındaki aşırı artışlardan çok, ihracat fiyatlarındaki devamlı düşme ve dalgalanmalara bağlanabilir. Gerçekten de ihracat fiyat endeksi 1982’den bu yana sürekli bir düşme eğilimindedir. Dış ticaret hadlerindeki bu oldukça önemli düşmenin ekonomik yorumu üzerinde durmakta yarar vardır. Dış ticaret hadlerinden doğan kayıp ve kazançların değerlendirilmesinin diğer bir yolu da dış ticaret hadlerinin aynı yıllardaki ticaret dengesi ile karşılaştırılmasıdır. Bunun için Tablo 7 hazırlanmış bulunmaktadır. TABLO 7: TÜRKİYE'NİN DIŞ TİCARET DENGESİ VE DIŞ TİCARET HADLERİ (1994=100) Toplam Toplam Dış YILLAR İthalat İhracat Dengesi Hadleri 1983 9.235 5.728 -3.507 88.0 1984 10.757. 7.134 -3.623 85.6 1985 11.343 7.958 -3.385 80.4 1986 11.105 7.457 -3.648 93.2 1987 14.158 10.190 -3.968 98.9 59 Ticaret Dış Ticaret 1988 14.335 11.662 -2.673 96.1 1989 15.792 11.625 -4.167 93.2 1990 22.302 12.959 -9.343 97.5 1991 21.047 13.594 -7.453 99.7 1992 22.871 14.715 -8.156 103.0 1993 29.428 15.345 -14.083 106.8 1994 23.270 18.109 -5.161 100.0 1995 35.709 21.626 -14.073 96.4 1996 43.627 23.225 -20.402 98.1 1997 48.559 26.261 -22.298 102.3 1998 45.921 26.973 -18.948 102.4 1999 40.671 26.588 -14.083 101.0 2000 54.503 27.775 -26.728 92.5 2001 40.410 31.340 -9.070 90.4 2002 48.194 39.827 -8.367 89.8 2003 69.340 47.253 -22.087 91.6 2004 97.540 63.167 -34.373 94.4 *Kaynak:DTM,http://www.dtm.gov.tr/ab/rakamlar/dısticaret.htm,erişim tarihi:09.09.06’den alınan bilgiler doğrultusunda hazırlanmıştır. Tablodan görüleceği gibi, dış ticaret hadlerinde, sayılı bir kaç yıl dışında, ortaya çıkan sürekli düşme beraberinde dış ticaret açığımızın büyümesini de getirmektedir. Dolayısıyla, dış ticaret hadleri ile dış ticaret dengesi arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Tablo 8 ve 9, Türkiye’nin toplam ihracat ve ithalatının sektörel dağılımını göstermektedir. Tablo 10 ve 11 ise Türkiye’nin AB ile olan dış ticaretinin sektörel yapısını göstermektedir. 60 TABLO 8: İHRACATIN SEKTÖREL DAĞILIMI (1995-2003) Milyon $ YILLAR 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 1. TARIMSAL ÜRÜNLER 4.554 4.950 5.470 5.053 4.442 3.855 4.349 4.052 5.207 2. MADENCİLİK ÜRÜNLERİ 1.004 991 992 1.034 1.078 1.157 1.236 1.497 1.940 3. SANAYİ 16.064 17.256 19.769 20.866 21.023 22.699 25.661 30.288 39.341 4. DİĞER ÜRÜNLER TOPLAM 14 27 30 22 45 63 89 222 390 21.636 23.224 26.261 26.974 26.587 27.775 31.334 36.059 46.878 Kaynak:DTM,http://www.dtm.gov.tr/ab/rakamlar/dısticaret.htm,erişim tarihi:20.05.06’den alınan bilgiler doğrultusunda hazırlanmıştır. TABLO 9: İTHALATIN SEKTÖREL DAĞILIMI (1995-2003) Milyon $ YILLAR 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 4.491 4.871 4.926 4.321 3.398 4.156 3.079 3.995 5.223 2.MADENCİLİK ÜRÜNLERİ 6.708 8.079 8.417 6.589 7.134 11.682 9.859 11.656 15.045 3. SANAYİ 24.414 30.522 34.996 34.739 29.917 38.482 27.153 34.023 45.472 4. DİĞER ÜRÜNLER 95 TOPLAM 35.708 1. TARIMSAL ÜRÜNLER 155 218 273 222 182 1.308 1.880 2.994 43.627 48.559 45.922 40.671 54.503 41.399 51.554 68.734 Kaynak:DTM,http://www.dtm.gov.tr/ab/rakamlar/dısticaret.htm,erişim tarihi:20.05.06’den alınan bilgiler doğrultusunda hazırlanmıştır. 61 TABLO 10: TÜRKİYE'NİN AB İLE TİCARETİNİN SEKTÖREL DAĞILIMI (İHRACAT 1995-2003) Milyon $ Yıl 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 Yıl 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 Temel Tarım Pay Değ. Değer (%) (%) 1.510 13,1 1.660 13,6 9,9 1.612 11,9 -2,9 1.551 10,8 -3,8 1.251 8,6 -19,3 1.397 8,7 11,7 1.345 7,3 -3,7 1.643 6,7 22,2 İHRACAT Tarım İşlenmiş Tarım Ürünleri Su Ürünleri Pay Değ. Pay Değ. Değer Değer (%) (%) (%) (%) 26 0,2 80 0,7 31 0,3 19,2 100 0,8 25,0 32 0,2 3,2 75 0,6 -25,0 34 0,2 6,3 77 0,5 2,7 36 0,2 5,9 67 0,5 -13,0 38 0,2 5,6 54 0,3 -19,4 53 0,3 39,5 81 0,4 50,0 67 0,3 26,4 120 0,5 48,1 Demir-Çelik (72-73) Demir veya Çelikten Demir ve Çelik(72) Eşya(73) Pay Değ. Pay Değ. Değer Değer (%) (%) (%) (%) 182 1,6 238 2,1 339 2,8 86,3 282 2,3 18,5 391 2,9 15,3 311 2,3 10,3 515 3,6 31,7 302 2,1 -2,9 547 3,8 6,2 360 2,5 19,2 625 3,9 14,3 371 2,3 3,1 493 2,7 -21,1 443 2,4 19,4 792 3,2 60,6 641 2,6 44,7 Makineler (84) Değer 414 456 577 707 718 919 1.135 1.558 Pay (%) 3,6 3,7 4,3 4,9 4,9 5,7 6,1 6,4 Değ. (%) 10,1 26,5 22,5 1,6 28,0 23,5 37,3 Kaynak:DTM,http://www.dtm.gov.tr/ab/rakamlar/dısticaret.htm,erişim doğrultusunda hazırlanmıştır. 62 Tekstil ve Konfeksiyon Tekstil Konfeksiyon Pay Değ. Pay Değ. Değer Değer (%) (%) (%) (%) 1.316 11,4 3.598 31,2 1.543 12,6 17,2 3.603 29,4 0,1 1.756 13,0 13,8 3.934 29,1 9,2 1.746 12,2 -0,6 3.873 27,0 -1,6 1.765 12,2 1,1 3.999 27,6 3,3 1.871 11,6 6,0 4.175 25,9 4,4 1.849 10,0 -1,2 5.098 27,6 22,1 2.315 9,5 25,2 6.435 26,3 26,2 84, 85 ve 87. Fasılllar Elektrikli ve elektronik ürünler(85) Pay Değ. Değer (%) (%) 713 6,2 852 7,0 19,5 1.238 9,2 45,3 1.095 7,6 -11,6 1.231 8,5 12,4 1.277 7,9 3,7 1.803 9,8 41,2 2.268 9,3 25,8 tarihi:20.05.06’den Motorlu taşıtlar ve parçaları (87) Pay Değ. Değer (%) (%) 376 3,3 240 2,0 -36,2 267 2,0 11,3 902 6,3 237,8 915 6,3 1,4 1.557 9,7 70,2 1.985 10,8 27,5 3.271 13,4 64,8 alınan bilgiler Sanayi Ürünleri Toplam (diğer) Pay Değ. Değer Değer (%) (%) 3.096 26,8 11.549 3.142 25,7 1,5 12.248 3.305 24,5 5,2 13.498 3.546 24,7 7,3 14.348 3.621 25,0 2,1 14.510 3.834 23,8 5,9 16.118 4.174 22,6 8,9 18.459 5.374 21,9 28,7 24.484 TABLO 11:TÜRKİYE'NİN AB İLE TİCARETİNİN SEKTÖREL DAĞILIMI (İTHALAT 1996-2003)Milyon $ İTHALAT Temel Tarım Yıl Değer 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 587 388 356 345 321 189 290 390 Pay (%) 2,5 1,6 1,5 1,6 1,2 1,0 1,2 1,2 Değ. (%) -33,9 -8,2 -3,1 -7,0 -41,1 53,4 34,5 Tarım İşlenmiş Tarım Ürünleri Pay Değ. Değer (%) (%) 57 0,2 71 0,3 24,6 90 0,4 26,8 107 0,5 18,9 114 0,4 6,5 104 0,6 -8,8 134 0,6 28,8 152 0,5 13,4 Tekstil ve Konfeksiyon Su Ürünleri Değer 23 32 22 17 23 4 7 16 Pay (%) 0,1 0,1 0,1 0,1 0,1 0,0 0,0 0,1 Değ. (%) 39,1 -31,3 -22,7 35,3 -82,6 75,0 128,6 Demir-Çelik (72-73) Demir ve Çelik(72) Yıl Değer 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 1.581 1.298 996 610 813 608 1.033 1.802 Pay (%) 6,8 5,2 4,1 2,9 3,1 3,3 4,4 5,7 Değ. (%) -17,9 -23,3 -38,8 33,3 -25,2 69,9 74,4 Demir veya Çelikten Eşya(73) Değer 499 573 469 332 518 395 462 604 Pay (%) 2,2 2,3 1,9 1,6 1,9 2,2 2,0 1,9 Değ. (%) 14,8 -18,2 -29,2 56,0 -23,7 17,0 30,7 Makineler (84) Değer 6.137 6.205 5.927 4.214 4.934 3.837 5.365 6.719 Pay (%) 26,5 24,9 24,6 19,7 18,5 21,0 23,0 21,2 Değ. (%) 1,1 -4,5 -28,9 17,1 -22,2 39,8 25,2 Tekstil Değer 1.139 1.352 1.201 1.131 1.192 1.102 1.390 1.536 Pay (%) 4,9 5,4 5,0 5,3 4,5 6,0 6,0 4,8 Konfeksiyon Değ. (%) 18,7 -11,2 -5,8 5,4 -7,6 26,1 10,5 84, 85 ve 87. Fasılllar Elektrikli ve elektronik ürünler(85) Pay Değ. Değer (%) (%) 1.973 8,5 2.580 10,4 30,8 3.074 12,8 19,1 3.823 17,9 24,4 4.297 16,1 12,4 2.398 13,1 -44,2 2.550 10,9 6,3 2.788 8,8 9,3 Değer 119 142 154 121 142 117 139 187 Pay (%) 0,5 0,6 0,6 0,6 0,5 0,6 0,6 0,6 Değ. (%) 19,3 8,5 -21,4 17,4 -17,6 18,8 34,5 Motorlu taşıtlar ve parçaları (87) Değer 2.043 2.964 2.695 2.389 4.462 1.500 1.975 4.479 Pay (%) 8,8 11,9 11,2 11,2 16,8 8,2 8,5 14,1 Değ. (%) 45,1 -9,1 -11,4 86,8 -66,4 31,7 126,8 Sanayi Ürünleri (diğer) Pay Değ. (%) (%) 8.980 38,8 9.265 37,3 3,2 9.091 37,8 -1,9 8.312 38,8 -8,6 9.794 36,8 17,8 8.026 43,9 -18,1 9.976 42,8 24,3 13.022 41,1 30,5 Değer Toplam Değer 23.138 24.870 24.075 21.401 26.610 18.280 23.321 31.695 Kaynak:DTM,http://www.dtm.gov.tr/ab/rakamlar/dısticaret.htm,erişim tarihi:20.05.06’den alınan bilgiler doğrultusunda hazırlanmıştır. 63 Tablo 10 ve 11 üzerinde 1996 yılını baz alarak, Türkiye’nin AB ile ticaretinin sektörel dağılımı analiz edildiğinde gerek ihracat gerekse ithalatta tarım ürünlerinin payının sanayi ürünleri lehine düşüş gösterdiği görülmektedir. Ancak sanayi ürünleri ihracatında 1995-2003 arası ortalama %40 ile düşük teknolojili ve emek yoğun üretime dayanan tekstil ve konfeksiyon sektörünün en önemli paya sahip olduğu, ithalatta ise yoğun teknoloji gerektiren sanayi ürünlerinin ağırlıklı yer tuttuğu görülmektedir. Sanayi ürünleri ithalatındaki artışın en önemli nedeni, sanayi malları üretim esnekliğinin diğer üretim alanlarına göre daha büyük olmasıdır. Sonuç olarak; Türkiye’de gelir, sanayi sektörü lehine gelişme göstermektedir. Sanayi ürünleri ithalatının, ihracatından daha hızlı artması, mevcut sanayi ürünlerinin birlik içinde daha ucuza üretilmesi ile ilgilidir. Yani gelişmiş ülkelerin üretimi ve geliri artmakta, gelir dağılımı da onların lehine olmaktadır. Bütün bunlar Türkiye’nin gelir kaybına neden olarak dış ticaret hadlerinin Türkiye’nin aleyhine sonuçlandığının göstergesidir. Ancak ilk aşamada Türk sanayi ürünlerinin henüz AB ürünleri karşısında düşük rekabet düzeyinde olması normaldir. Bununla birlikte bu durum Türk firmalarının, ileri teknoloji kullanan AB firmaları ile rekabet etmek, teknoloji geliştirmek ve Ar-Ge faaliyetlerini artırmak yönünde harekete geçirici bir etki yaratmaktadır. 64 3.1.1.6 STATİK ETKİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ Türkiye ile AB arasında yapılan Gümrük Birliği’nin statik etkilerini önceki kısımlarda tablolar ve veriler yardımıyla inceledik. Sonuç şudur ki; Türkiye yapılan gümrük birliği anlaşmasından sonra dış ticaretini hem AB hem de diğer ülke gruplarıyla arttırmıştır. Ticaret yaratıcı etki açısından durum değerlendirildiğinde ticaret yaratıcı etkinin AB lehine olduğu, ancak bu durumun başlangıçta zaten Türkiye’nin AB ile olan dış ticaretinin AB lehine olmasından kaynaklandığını da belirtmekte fayda vardır. Ticaret saptırıcı etkinin ise; Türkiye’nin diğer ülke gruplarıyla ticaret hacminin artması dolayısıyla belirli bir şekilde ortaya çıkmadığı görülmektedir. Tüketim etkisi ise yine tüm mal gruplarında kendini göstermekte özellikle de sanayi malları ithalatındaki artış ile bu daha fazla görülebilmektedir. Dış ticaret hadleri etkisi incelendiğinde dış ticaret hadlerinin Türkiye’nin aleyhine işlediği ancak bunun ortadan kalkabilmesi içinde Türk sanayisinin rekabet gücünün artması gerektiği yapılan analizlerde vurgulanmaya çalışılmıştır. Bu çaba gerekli Ar-Ge çalışmalarının ve teknoloji yatırımlarının yapılmasıyla yakından ilgilidir. 65 3.1.2 GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN TÜRKİYE EKONOMİSİ ÜZERİNDEKİ DİNAMİK ETKİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Gümrük Birliği’nin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini dinamik etkilerden, rekabet etkisi, ölçek ekonomileri etkisi, teknolojik gelişme etkisi, yabancı sermayeyi ve yatırımları teşvik etkisi başlığı altında değerlendirilecektir. Dinamik etkiler uzun süreli oldukları, orta ve uzun vadede ekonominin yapısında önemli değişmeler meydana getirdikleri için çoğu kez statik etkilerden daha önemlidirler. 3.1.2.1 REKABET ETKİSİ Gümrük birliğinin en önemli etkilerinden birisi ürün ticaretindeki serbestleşmenin üye ülkelerin uluslararası rekabet gücünde değişikliğe yol açmasıdır. Türkiye AB ile gümrük birliğini gerçekleştirmesi sonucunda endüstriyel ürünlerde yoğun bir rekabet süreci içinde yer almaya başlamıştır. Öte yandan 10-11 Aralık 1999’da gerçekleştirilen Helsinki zirvesinde AB’nin yaptığı üye olma önerisi Türkiye tarafından kabul edilmiştir. Ancak, AB ülkeleri 1993 yılında gerçekleştirdikleri Kopenhag zirvesinde birliğe katılması düşünülen ülkeler için bazı kriterler belirlemişlerdir. Bu kriterlerden birisi ”birlik içindeki rekabet baskısına ve piyasa güçlerine karşı koyma kapasitesi”dir. Buna göre AB’ye üye olmak isteyen ülkelerin ekonominin temel alanlarında en azından minimum düzeyde bir rekabet gücüne sahip olmaları gerekmektedir. Bir ülke açısından rekabet edebilirlik ileri teknoloji ve yüksek verimlilik yolu ile uluslararası ticarette sağlanan başarının yüksek gelir ve ücret düzeyi ile birlikte ortaya çıkmasıdır. Buna göre rekabet edebilirlik bir ülke ürünlerinin uluslararası piyasalarda sınanması sırasında bireylerin reel gelir düzeyinin korunması ya da arttırılmasıdır.58 Gümrük birliği ile üyeler arasında tarife ve kotalar kalkınca yerli üreticiler dış rekabete açılmış olurlar. Böylece ülke içindeki eksik rekabetçi oluşumlar ortadan kalkar. Düşük verimle çalışan kalitesiz malları pahalıya üreten firmalar, ya bu sorunlarını ortadan kaldırırlar ya da endüstriyi terk etmek zorunda kalırlar. Her üye ister istemez mukayeseli üstünlüğe sahip olduğu alanlarda üretime yönelir. Kamu teşebbüsleri ve 58 Osman Küçükahmetoğlu, Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin İktisadi Etkileri, İktisat Dergisi, Sayı: 408 (Aralık 2000), s. 34 66 ticari nitelikteki devlet tekellerinin, birlik vatandaşları ile Türk vatandaşları arasında ayrım yapmaz hale gelmesi, ticari nitelikli devlet tekellerinin yeniden düzenlenmesi, İhracatta Gözetim ve Koruma Önlemlerinin Değerlendirme Kurulu oluşturularak ithalatta haksız rekabetin önlenmesi ve Rekabet Kurulu’nun kurulması gibi çalışmalar aracılığıyla firmalara eşit rekabet koşulları sağlanarak tekelleşmenin önlenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda özellikle otomotiv ana ve yan sanayi, tarım araçları, elektrikli ve elektronik eşya, makine, metal, ağaç ürünleri, mobilya, kağıt ve kağıt ürünleri ile basım sanayi dallarında rekabetin daha da artması beklenmektedir.59 Tablo 12’de Türkiye’nin sanayi dallarına göre rekabet gücü gösterilmiştir. TABLO 12: SANAYİ DALLARINA GÖRE TÜRKİYE’NİN REKABET GÜCÜ Küçük Ölçek Rekabet Rekabet Rekabet Rekabet Rekabet Rekabet Gücü(%) Düzeyi Gücü(%) Düzeyi Gücü(%) Düzeyi Taşıt Araçları 32.4 R 50.3 R 47.5 R Elektriksiz Makine 34.5 - 57.4 R 21.3 R Elektrikli Makine 27.8 - 42.9 R 75.6 R Demir Çelik Dışı Metal - - 20.6 - 34.5 R Metal Eşya 38.1 R 20.6 R 49.3 R Taş+Toprak 87.0 R 81.8 R 61.3 R Demir Çelik Ana Sanayi 41.9 - 70.8 R 27.2 R Lastik-Plastik 12.0 - 51.7 R 58.6 R Porselen Cam - - 24.1 R 54.4 R Kimyasal Ürün 62.9 R 39.9 R 55.1 R Petrol Ürünleri - - 76.2 R 36.2 R Orman ÜrünleriMobilya 0.0 - 5.6 R 84.8 R Kağıt-Basım 0.0 - 43.2 R 74.4 R 59 Orta Ölçek Büyük Ölçek Uyar, Gümrük Birliği’nin Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkileri, (par. 25-26). 67 Giyim 46.7 R 36.3 R 82.6 R Kürk, Deri, Ayakkabı 0.0 - 36.9 - 44.4 - Gıda, İçki, Tütün 13.8 R 58.3 R 48.2 R Dokuma 43.1 R 55.2 R 68.7 R Kaynak: Osman DEMİR, GB’nin İki Yılı, Dış Ticaret Dergisi, Sayı: 11, (Ekim 1998) s.52. (-) Rekabet Gücü Yok, (R) Eş Düzeyde Rekabet Gücü Var. Tablo 12’e göre Türkiye’de sanayi üretiminde küçük ölçekten büyük ölçeğe doğru gittikçe, rekabet gücü artmaktadır. Küçük ölçekli işletmelerde rekabet üstünlüğü olan sanayi dalları; taş ve toprağa dayalı bazı ürünler ile kimyasal ürünlerdir. Orta ölçekli işletmelerin rekabet üstünlüğü olan sanayi dalları; elektriksiz makine, taş ve toprağa dayalı ürünler, petrol ürünleri, gıda, içki, tütün ve dokumadır. Büyük ölçekli işletmelerin rekabet üstünlüğü olan sanayi dalları ise; elektrikli makine, taş ve toprağa dayalı sanayi, lastik-plastik, orman ürünleri, kağıt, basım, giyim ve mobilyadır. Türkiye’nin AB ülkelerine oranla mukayeseli üstünlüğü daha çok tarımsal ürünlerde olmasına karşın, tarımsal ürünler gümrük birliği kapsamı dışında tutulmuştur. Yukarıda belirtilen rekabet gücü yüksek sanayi dallarında, gümrük birliği sonrası verimlilik ve üretim artarken, rekabet gücü olmayan sanayi dallarında faaliyet gösteren işletmeler pazar paylarını kaybetmişler, üretimleri düşmüş, çoğu da kapanmak zorunda kalmıştır. Gümrük birliğinin Türk ticaret ve rekabet politikalarının AB ile uyumunu öngörmesi ve AB rekabet politikalarının çok büyük bölümünün Türkiye’yi de kapsaması nedeniyle, Türk ekonomisinde kapsamlı kurumsal değişiklikler meydana getirecektir. Özellikle rekabet kuralları ile fikri mülkiyet haklarının korunması alanlarındaki Türk mevzuatının iyileştirilmesi sonucunda, Türkiye’de ekonomik faaliyetlerin gelişebilmesi için daha uygun mevzuat çerçevesi oluşacaktır.60 60 Uyar, Gümrük Birliği’nin Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkileri, (par. 27-28). 68 3.1.2.2 TEKNOLOJİK GELİŞMEYE ETKİSİ 1980’de ihracatın dörtte birinden fazlası mamul maddelerden, geri kalanı hammaddelerden oluşurken; günümüzde ihracatın dörtte üçü mamul maddelerine dönüşmüştür. Bu gelişmelere rağmen, Türkiye, emek-yoğun, ilkel mallar ihracatçısı bir ülke konumundan çıkamadığı, toplam ihracatının yüzde 40’ının tekstil ürünlerinden oluştuğu ve yaptığı ithalat üzerinden ihracat yapabilen tek sektörün tekstil olduğu bir konumdadır. Yarıdan fazlasını KOBİ’lerin oluşturduğu tekstil sektöründe çalışanların büyük kısmı kayıt dışı ve vergisiz çalışan kadınlardır. Çünkü Türkiye yoksul ülkelerden pazara gelen mallarla fiyat rekabetini ancak böyle sağlayabilmektedir. Ar-Ge yatırımları büyük finansman ihtiyacı gerektirdiğinden, Türkiye gibi gelişme yolundaki ülkelerde Ar-Ge ve teknolojik gelişmeye yeterli önem verilmemekte ve gerekli kaynak ayrılmamaktadır. Örneğin Ar-Ge harcamalarının GSYİH’ya oranı AB ülkelerinde yüzde 2, ABD’de yüzde 2.8, Japonya’da yüzde 3 iken, bu oran Türkiye’de sadece yüzde 0.5’tir. Türkiye gibi ileri teknolojileri henüz üretemeyen bir ülke için alternatif çözüm yolu, gelişmiş ülkelerdeki teknolojiyi veya gelişmiş teknolojileri taklit etmektir. Birlik içinde pazarın büyüyüp rekabetin artması, firmaları teknoloji geliştirmeye, gelişmiş teknolojiye sahip diğer firmalarla ortak üretime ve daha çok Ar-Ge faaliyetlerine yöneltmektedir. Böylece bilgi akışı ve teknolojik gelişme hızlanacaktır. Yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve uygulanması ülkelerin rekabet gücünü olumlu yönde etkiler ve daha ucuz, daha kaliteli üretim yapmak olanaklı hale gelir. Gümrük birliği ile pazar payları genişleyen buna rağmen pazarda rakibi artan firmaların yapması gereken, üretim kalitesini ve verimliliği arttıracak, maliyetleri azaltacak yeni teknolojilerin hayata geçirilmesi, bunun içinde Ar-Ge yatırımlarının arttırılmasıdır.61 Sonuç olarak Türkiye’nin ihraç ürünleri genelde gelir ve fiyat esnekliği düşük ürünlerdir. Teknolojisi ise sanayileşmesini tamamlayan ülkelerden epeyce geridedir. Dış ticaret açıklarını kapatmak için geriye sadece reel devalüasyon kalır ki o da Türkiye açısından önemli bir gelir katkısı sağlamamakta aksine yabancı ülkelere gelir transferi anlamına gelmektedir. Bu çerçevede geriye sadece Ar-Ge çalışmaları ve teknolojik gelişme yada ucuz teknoloji transferinden başka bir yol kalmamaktadır. 61 Uyar, Gümrük Birliği’nin Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkileri, (par. 31). 69 3.1.2.3 YATIRIMLARI ÖZENDİRME VE SERMAYE ETKİSİ Birlik içi ticaret serbestleşip pazarın büyümesi, bir yandan birlik içi sermayenin daha verimli ve daha karlı olan üye ülkelere, diğer yandan birlik dışı sermayenin birlik içine yönelmesine neden olur. Birlik içi yatırım, üretim ve gelir artar.62 Avrupa Birliği firmaları için genç ve doymamış iç pazarının yanı sıra Ortadoğu, Karadeniz ve Asya ile olan bağlantıları Türkiye’yi yatırımlar açısından cazip bir ülke konumuna getirmektedir. Öte yandan Gümrük Birliği içerisinde yer alan Türkiye, Uzak Doğu ülkeleri, Japonya ve ABD için de dinamik piyasası, coğrafi konumunun ötesinde AB piyasasına giriş imkanı veren önemli bir pazardır. Bu niteliklerine rağmen Türkiye’ye gelen yabancı sermaye rakamları değerlendirildiğinde, yatırımların gümrük birliği sonrasında artacağına ilişkin beklentinin gerekleşmediği belirlenmektedir.63 Tablo13’de Türkiye’ye gümrük birliğine girdikten sonra gelen yabancı sermaye rakamları verilmiştir. TABLO 13: İZİN VERİLEN YABANCI SERMAYE YATIRIMLARI (1995-2003) Milyon $ 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 1.848 3.272 1.022 1.066 1.166 1.950 1.805 1.349 1.772 2.938 3.835 1.678 1.646 1.700 3.477 2.725 2.243 2.416 AB GENEL AB/GENEL 63 (%) GENEL FİİLİ 1.127 GİRİŞ 85 61 65 69 964 1.032 976 817 56 66 1.719 3.288 60 73 590 421 Kaynak:Hazinemüsteşarlığı,http://www.hazine.gov.tr/ab/istatistikler/yabancisermaye.htm erişim tarihi: 01.06.06 tarihinde edinilen bilgiler doğrultusunda hazırlanmıştır. İzin verilen yabancı sermaye içerisinde AB’nin payı gümrük birliği sonrası bir artış göstermemiştir. AB’nin ortalama %65 olan payı, 1996 yılında Fransa’nın bir 62 Uyar, Gümrük Birliği’nin Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkileri, (par. 32). 63 Soğuk, a.g.e., s. 9. 70 yatırım projesi ile %85’lere yükselmiş gibi görünmekle birlikte fiili girişler dikkate alındığında değişmemiştir . Toplam yabancı sermaye izinleri ve fiili giriş rakamları ise, AB ülkeleri dışında üçüncü ülkelerden gelen yabancı sermayede de önemli bir değişme olmadığı sonucunu vermektedir. Bununla birlikte 1996 yılından itibaren dünyanın en güçlü ekonomik bloğu ile bütünleşen Türkiye’ye, beklenen ölçüde yabancı sermaye girişinin olmaması, gümrük birliği’nin bu hususta ileriye yönelik kazanımlar yaratmayacağı şeklinde değerlendirilmemelidir. Bu durum öncelikle ekonomik ve siyasi istikrarı sağlayamamış olan Türkiye’nin yabancı yatırımcıya, güvenli piyasa koşulları sunamamasından kaynaklanmaktadır. Siyasi istikrarsızlıklara bağlı olarak ani politika değişikliklerinin yanı sıra makro ekonomik dengesizlikler, yabancı yatırımcıyı ürkütmektedir. Kronik enflasyon sorunu, yüksek faiz oranları nedeniyle Türkiye’ye getirilen yabancı sermaye değer kaybetmekte, aynı zamanda yüksek vergiler de kar oranını azaltmaktadır. Bu ortamda yabancı yatırımcı uzun vadeli iş planı yapamamaktadır. Bunlara ek olarak ihale iptallerinin gerçekleşmesi, devlet ihale kanunun şeffaf olmayışı ve Türk yargı sistemindeki aksaklıkların yanı sıra mevzuatın karmaşıklığı ile sürekli değişimi de yabancı yatırımcının Türkiye’ye ilişkin kuşkulu yaklaşımını beslemektedir. Avrupa Birliği firmaları için doymamış piyasaya ve ucuz işgücüne sahip bir ülke özelliği halen geçerli olmakla birlikte, diğer aday ülkelerle kıyaslandığında Türkiye’de işgücü maliyetinin yüksek olduğu ortaya çıkmaktadır. Enerji maliyetlerinin, özellikle sanayi sektöründe kullanılan elektrik fiyatlarının yüksek olması da Türkiye’nin, üretim maliyetleri açısından avantajlı bir durumda olmadığını göstermektedir.64 Sonuç olarak; en önemli çabayı Türkiye’nin kendisinin göstermesi gerekmektedir. Bunun içinde önce yabancı sermaye girişini arttırmak için kapsamlı bir strateji belirlenmesi gerekmektedir. Ekonomik ve siyasi istikrarsızlıkların olmadığı, hukuk sisteminin ve demokratikleşmenin tam olduğu, gerekli rekabetin oluşabilmesi ve yabancı yatırımcıların cazip bir ülke olarak Türkiye’yi görmesi için gerekli teşviklerin yapıldığı bir Türkiye bu stratejinin ana hatlarını oluşturmalıdır. 64 Soğuk, a.g.e., s. 9-10. 71 3.1.2.5 DİNAMİK ETKİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dinamik etkiler göz ününde bulundurulduğunda, gümrük birliğinin uzun dönemde Türkiye’nin lehine olacağı söylenebilir. Çünkü doymamış iç pazarı, genç nüfusu, doğal zenginlikleri ve stratejik coğrafi konumu ile Türkiye uzun vadede gümrük birliğini kendi lehine çevirebilecektir. Gümrük Birliği’nin dinamik etkileri diye adlandırılan rekabet etkisi, yabancı sermayeyi ve yatırımları teşvik etkisi Türkiye’ye bu şansı verebilecek güçtedir.65 Sonuç olarak; uzun vade de –ki gümrük birliğinin dinamik etkilerini ancak uzun vade de görebiliriz- Türkiye makro ekonomik dengelerini sağlamlaştırdığı, yapısal reformları tamamladığı, yabancı sermaye teşviklerini ve güvenini kazandığı taktirde Gümrük Birliği’nin dinamik etkileri Türkiye’nin lehine dönecektir. 65 Uyar, Gümrük Birliği’nin Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkileri, (par. 36). 72 SONUÇ Ekonomik entegrasyon genelde birbirlerine yakın veya aynı coğrafyada yer alan, gelişmişlik düzeyleri, siyasi rejimleri ve tarihleri birbirine yakın ülkelerin aralarında mevcut ekonomik ilişkileri ve işbirliğini arttırmak amacıyla oluşturdukları bir modeldir. Ve bu modelin günümüzde ortaya çıkan en önemli aşaması da gümrük birliğidir. Birinci en iyi teorinin bugün ki dünyada mümkün olmadığını düşünürsek, ikinci en iyi teori ve onun en çok kullanıldığı alan olan gümrük birliği dış ticaretten kazanç sağlamak isteyen ülkelerin kullanacağı bir ekonomik entegrasyon modeli olacaktır. Gümrük birliğinde, üye ülkeler arasındaki ticaret engelleri ortadan kaldırılırken, birlik dışı ülkelere de ortak bir gümrük tarifesi uygulanır. Yani üye ülkeler arasında serbest ticaret sağlanırken, birlik dışı ülkelere karşıda korumacı politikalar sürdürülür. Geleneksel Gümrük Birliği teorisi, gümrük birliğinin ticaret saptırma ve ticaret yaratma etkileri üzerinde durmaktadır. Ticaret saptırma refah kaybına, ticaret yaratma refah artışına neden olur. Bu nedenle gümrük birliğinin sağlayacağı kazanç, ticaret yaratıcı ve ticaret saptırıcı etkilerin karşılaştırılmasıyla ortaya çıkmaktadır. Yani, eğer ticaret yaratıcı etkinin ticaret saptırıcı etkiden büyük olduğu bir gümrük birliği üye ülkelerin refahını önemli ölçüde arttıracaktır. Ayrıca, ticaret saptırıcı etkide her zaman refah kaybına yol açmayabilir. Eğer, tüketilen ürünler arasında ikame edilebilme durumu söz konusu ise ticaret saptırıcı etki refahı arttırabilir. Geleneksel gümrük birliği teorisi, gümrük birliğinin dinamik etkilerini göz ardı etmektedir. Ancak günümüzde ekonomik açıdan dinamik etkilerin, statik etkilerden daha önemli olduğu söylenebilir. Çünkü dinamik etkilerin sağlayacakları faydalar, statik etkilerin sağlayacaklarından daha büyük olmakta ve ekonomiye sadece tek yönlü değil birçok yönden katkı sağlamaktadırlar. Ancak, etkilerin sonuçlarının görülmesi statik etkilerin sonuçlarının görülmesinden daha uzundur. Statik etkiler bir defalıkken, dinamik etkiler süreklidir ve kalkınmayı hızlandıran etkilerdir. Özelliklede dinamik etkilerden biri olan ölçek ekonomileri etkisi, gümrük birliğinin kurulması için en önemli ekonomik neden olarak görülmektedir. Çünkü gümrük birliği ile genişleyen piyasalara yönelik üretim yapan üye ülkeler ölçek ekonomileri etkisinden faydalanırlar. 73 Gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler arasında oluşturulan ekonomik entegrasyon modellerinde ortaya çıkan en önemli konu sağlanacak faydaların üye ülkeler arasındaki dağılımıdır. Bu duruma en iyi örnek olan NAFTA’da üyeler ortaya çıkan kazançlardan yaptıkları katkı eşliğinde faydalanabilmektedirler. Ve özellikle, gelişmekte olan Meksika ekonomisi bundan oldukça yarar sağlamaktadır. Ve yine bu benzerlikle Türkiye’nin AB ile oluşturduğu gümrük birliğinin de başarılı olup olmadığı da bir anlamıyla gümrük birliğine üye ülkeler arasındaki sağlanan faydanın dağılımıyla ilgilidir. Türkiye'nin dışa yönelik büyüme stratejisi çerçevesinde ve AB tam üyeliği hedefi doğrultusunda gerçekleştirdiği en kapsamlı ticaret ortaklığı olan gümrük birliği aynı zamanda Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) uluslararası ticarete ilişkin kurallarına uygun bir yapılanmadır. Yani bu yönüyle Türkiye’nin gerçekleştirmiş olduğu çalışmalar aynı zamanda DTÖ üyesi olarak da üstlendiği yükümlülükleriyle uyuşmaktadır. 1996 yılında tamamlanan ve 1/95 sayılı karar çerçevesinde yürütülen gümrük birliğini bir ekonomik entegrasyon modeli olarak ele alıp ne Türkiye-AB ilişkileri sürecinden ne de ulusal ve uluslararası gelişmelerden ayrı değerlendirmek ve bu sürece karşılık gelen tüm ekonomik sorunları gümrük birliğine bağlamak doğru değildir. Gümrük birliği anlaşmasının yapıldığı 1995 yılından günümüze gümrük birliğinin üretim, dış ticaret, sermaye ve işgücü kullanımı üzerindeki kısa dönemli etkileri düşük olmuş, makro ekonomik değişikliklerde büyük çapta sapmalar gözlenmemiştir. Gümrük birliğinden bugüne gelen süreçte, gerek Türkiye ekonomisinde gerek Dünya ekonomisinde önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu süreçte gümrük birliğinin dış ticaret, yabancı yatırımlar, istihdam, üretim hacmi üzerinde önemli etkiler yaratacak tek değişken olmasını beklemekte yanlış olacaktır. Gümrük Birliği ile AB ülkelerine karşı gümrük duvarlarını kaldıran Türkiye, eleştirilerin aksine bir gelir kaybına uğramamış, hatta belirli oranlarda gelir artışı sağlamıştır. Gümrük Birliği ulusal ve uluslararası düzeyde Türk Sanayi’nin üretim kalitesini yükseltmesi, rekabet kapasitesini arttırması açısından ateşleyici bir etki olmuştur. Böylece, gümrük birliği Türk sanayicisine, çalışmalara bir an önce 74 başlamaları yönünde ivme kazandırmış, üretim kalitesi ve tüketici memnuniyeti temel alınarak bu yönde tüm sektörlerde yaygınlaşan bakış açısı değişikliğine ve kalite standartlarının yükselmesine neden olmuştur. Gümrük Birliği’nin tamamlanmasının ardından Türkiye ekonomisine etkilerine ilişkin çeşitli eleştiriler gündeme gelmiştir. Ulusal ve uluslararası makro ekonomik gelişmeler göz ardı edilerek yapılan bu eleştiriler de, gümrük birliği tek başına dış ticaret dengesizliğinin kaynağı olarak gösterilmiştir. Ayrıca, gümrük birliğinin, üretim süreçleri, kalite altyapısı ve rekabet gücü üzerindeki olumlu etkileri göz ardı edilmiştir. 1980’lerden bu güne ihracata dönük büyüme stratejisi çerçevesinde dış ticarette liberal politikaları benimseyen Türkiye ekonomisi, gümrük birliği ile Dünya ekonomisi ve ticaretinde önemli bir bloka ticari entegrasyonunu gerçekleştirmiştir. Kendi iç pazarını uluslararası normlarla uyumlulaştırmıştır. Bu çerçevede, Türkiye bir yandan AB pazarına diğer üçüncü ülkelere nazaran daha avantajlı giriş imkanı sağlarken bir yandan da, iç pazarını AB ve diğer üçüncü ülkelerin rekabetine açmıştır. Dolayısıyla, gümrük birliğinin geçen on yıllık uygulama dönemi içerisinde olumlu ve olumsuz etkileri olmuştur. Türkiye'nin en önemli ticaret ortağı konumunda olan AB’ye 2005 yılında yapılan ihracatın genel ihracatı içindeki payı % 52,3 iken, ithalatı içindeki payı ise % 42,2 olmuştur. Yani, ticaretinin hemen hemen yarısını gerçekleştirdiği AB, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağıdır. Diğer taraftan AB’nin 2004 yılı dış ticaret rakamlarına bakıldığında ise Türkiye’nin, AB’nin ithalatı ve ihracatı bakımından sırasıyla % 3 ve % 3,9’luk paylarla 7. ve 6. sırada bulunduğu görülmektedir. Dış ticarete ilişkin veriler değerlendirildiğinde, 2005 yılı itibari ile Türkiye-AB arasındaki ticaret hacminin 1996 yılındaki 35 milyar dolar seviyesinden % 150’lik artışla 87,5 milyar seviyesine ulaştığı görülmektedir. Bu dönem içerisinde AB'den yapılan ithalatın 1996 yılındaki 23,1 milyar dolar seviyesinden, 2000 yılında 26,6 milyar dolar seviyesine yükseldiği, buna karşılık 2001’de ekonomide yaşanan daralmaya paralel olarak 18,3 milyar dolar seviyesine gerilediği gözlenmiştir. 2002 yılında ise, ekonomide yaşanan olumlu gelişmelere paralel olarak AB’den yapılan ithalat 23,3 milyar dolara yükselmiştir. AB’den yapılan ithalat 2003 yılında da artmış ve 75 31,6 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. AB’ye ihracat ise, gümrük birliği sonrası dönem de yıllar itibariyle istikrarlı bir artış eğilimi içerisinde 1996’daki 11,5 milyar dolar seviyesinden 2003 yılında 24,4 milyar dolar seviyesine yükseldiği gözlenmektedir. 2005 yılında ise, AB’ye yönelik ihracat ve AB’den ithalat sırasıyla 38,4 milyar ve 49,1 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Gümrük Birliği sonrası dönemde AB’den yapılan ithalat iç ve dış makro ekonomik gelişmelere paralel olarak dalgalı bir seyir izlese de, artış oranı AB’ye yapılan ihracattaki artış oranından daha fazla olmuştur. 1996-2000 yılları arasında AB’den yapılan ithalatın % 58 oranında artmasına karşılık AB’ye yapılan ihracat % 31 oranında artabilmiştir. 2001 yılında yaşanan ekonomik krizinde etkisiyle ticaret dengesi Türkiye lehine dönmüştür. 2001 yılında AB'ye yapılan ihracatın % 12 oranında artmasına karşılık, AB’den yapılan ithalat % 32 oranında gerilemiştir. 2002 yılında yaşanan gelişmelere bakıldığında ise AB’den yapılan ithalatın tekrar artışa geçtiği, bir önceki yıla göre % 28 oranında artış göstererek 18,3 milyar dolar seviyesinden 23,3 milyar dolar seviyesine ulaştığı gözlenmektedir. Buna karşılık söz konusu dönemde AB’ye yapılan ihracat ise % 14,5 oranında artış göstererek 16,1 milyar dolarlık seviyesinden 18,4 milyar dolarlık seviyeye ulaşmıştır. Ekonomide yaşanan olumlu gelişmeler, 2005 yılında da devam etmiştir. 2005 yılına ilişkin ticaret verileri değerlendirildiğinde AB’ye yapılan ihracatın bir önceki yılın aynı dönemine göre % 9,1 ithalatın ise % 8,1 oranında artış gösterdiği gözlenmektedir. Tabi burada belirtilmesi gereken önemli bir konu vardır. Bu da 2005 yılı oranlarının yalın olarak AB-15 ülkelerini kapsamasıdır. Gümrük Birliği sonrasında koruma oranlarının düşmesi ve uygulanan makro ekonomik politikaların (genişletici maliye ve para politikaları, TL’nin değerinin yüksek tutulması vb.) bu kaybı telafi edecek nitelikte önlemler içermemesi sebebiyle ithalatımız ve dış ticaret açığımızda hızlı bir yükselme gözlenmiştir. Genel olarak, dış ticaret açığının büyük oranlarda artışı ile gümrük birliğinin tamamlanması arasında paralellik kurulmaktadır. Ancak, söz konusu dönemde Türkiye'nin OECD ortalamalarının üzerinde % 7’lik bir büyüme performansına sahip olduğu ve bu çerçevede AB’den ucuz yatırım ve ara malı ithalatının hızlandığı da gözden kaçırılmaması gereken önemli bir 76 konudur. Buna karşılık milli gelirde önemli düşüşlerin gözlendiği 1999 ve 2001 yıllarında ithalatın seyri incelendiğinde gerek AB’den gerekse üçüncü ülkelerden yapılan ithalatın önemli ölçüde azaldığı gözlenmektedir. Türkiye’nin ihracatı tekstil ve demir çelik gibi geleneksel mal kompozisyonunun dışında beyaz eşya, otomotiv sanayi gibi katma değeri yüksek ve istihdam açısından ekonomi içerisinde önemli yer tutan sektörlerin ağırlığının arttığı ve bu sektörlerde gerek Avrupa gerekse dünya pazarlarındaki rekabet gücünün olumlu bir şekilde geliştiği gözlenmektedir. Gümrük Birliği sonrasında AB’nin üçüncü ülkelerden yaptığı ithalat içinde Türkiye'nin payı otomotiv sanayi, elektrikli makine cihazlar ve demir çelik gibi belirli sektörler itibariyle önemli ölçüde artış gösterirken, tekstil ve konfeksiyon ürünlerindeki payımız sınırlı bir artış göstermiştir. Nitekim AB’nin toplam tekstil ve konfeksiyon ithalatında Türkiye'nin payı 1996 yılında % 9,7 iken 2003 yılında bu oran ancak % 13,7’ye ulaşabilmiştir. İthalat kompozisyonunda ise, gümrük birliği sonrasında önemli değişiklik gözlemlenmediğini, % 83’lük bölümünün girdi ve yatırım mallarından oluşmaya devam ettiğini söylemek mümkündür. Ancak, koruma oranlarındaki düşüşün ve milli gelir değişimlerinin etkisi ile gelir ve talep esnekliği yüksek ürün grubu olan tüketim malları ithalatının gümrük birliği sonrasında nispeten hızlı biçimde arttığı ve toplam ithalatın içerisindeki payının gümrük birliği öncesinde 1995 yılında % 8,8’den, 2000 yılında %19,2’ye yükseldiği yine gelir ve talep esnekliğine bağlı olarak 2001 yılında %14’2 ye, 2002 yılında ise % 13,7’ye gerilediği gözlenmektedir. Bununla birlikte, milli gelirde yaşanan artış sonucunda söz konusu oran 2005 yılında % 12 civarındadır. Gümrük Birliği sonrasında ithalatın ihracattan daha hızlı arttığı gözlenmekle birlikte, ithalattaki artışın iç ve dış makro ekonomik gelişmelere bağlı bir seyir izlediği, özellikle ekonominin daraldığı dönemlerde ithalatta da buna paralel düşüşlerin yaşandığı, ekonomik büyümenin canlandığı dönemlerde ise ithalatımızda artışların ortaya çıktığı görülmektedir. İhracat ise, gümrük birliğinden sonra beklenen artışı gerçekleştiremediği gözlemlenmektedir. Bu gelişmede, büyük ölçüde gümrük birliğinin arkasından uluslararası piyasalarda yaşanan mali krizlerin (Asya ve Rusya Krizleri) etkisiyle, dış pazarların daralması ve rekabet koşullarının ağırlaşmasının 77 önemli payı olduğu gibi, özellikle de son yıllarda Türkiye'de döviz kuru, faiz ve yatırımlar bakımından yaşanan olumsuz gelişmelerin de payı olmuştur. Buradan hareketle gümrük birliğinin statik etkilerinden olan ticaret yaratıcı etkinin Türkiye-AB gümrük birliğinde Türkiye’nin aleyhine olduğunu söyleyebiliriz. Ancak, Türkiye ile AB arasındaki gümrük birliği, Türkiye’nin dış ticaretindeki serbestleşme sürecine yeni bir ivme kazandırarak, Türkiye'nin dünyanın önemli bir kısmına karşı ticari anlamda açılma sürecini hızlandırdığı ve gelecekteki dış ticari ilişkilerini şekillendirecek yeni bölgesel yapılanmaların kapısını aralamakta olduğu görülmektedir. Gümrük Birliği sonucu ortaya çıkan değişimlerin paralelinde ülkemizin dış ticarete açıklık oranı, yani toplam dış ticaret hacminin GSMH içindeki payı artarak gümrük birliği öncesinde 1994 yılındaki % 30,6, seviyesinden, 2003 yılında % 52,6 seviyesine yükselmiştir. Sonuç olarak, bu güne kadar yaşanan gelişmeler, yürürlüğe girmesinden itibaren Türk sanayisini yoğun uluslararası rekabet ile karşı karşıya bırakan gümrük birliğinin, aynı zamanda ülkemizin globalleşen dünya ile entegre olmasını sağlayacak zorlayıcı bir süreci de başlattığını göstermektedir. 78 KAYNAKÇA Kitaplar - Avrupa Topluluğu Enstitü Temsilciliği. Gümrük Birliği. Ankara: 1980 - Bozkurt, Veysel. Türkiye ve Avrupa Topluluğu. 2.Baskı. İstanbul: Ağaç Yayıncılık. 1992 - Dinler, Zeynel. Mikro İktisat. Bursa: Uludağ Üniversitesi Güçlendirme Vakfı Yayınları. 1989 - Ertürk, Emin. Ekonomik Entegrasyon Teorisi ve Türkiye’nin İçinde Bulunduğu Entegrasyonlar. 2. Baskı. Bursa: Ezgi Kitabevi, 1993 - Karluk, Rıdvan. Uluslararası Ekonomik Kuruluş ve Birleşmeler. 4.Basım. Eskişehir: Bilim Teknik Yayınevi, 1990 - Karluk, Rıdvan. Avrupa Birliği ve Türkiye. 2. Baskı. Eskişehir: Birlik Matbaası. 1994 - Küçükahmetoğlu, Osman. Gümrük Birliği. İstanbul: 2000 Osman.”Reel entegrasyon Teorisi” , Ekonomik Entegrasyon Küresel ve Bölgesel Bir Yaklaşım, Osman Küçükahmetoğlu, Hazma Çeştepe ve Şevket Tüylüoğlu (drl.) , Ankara: Ekin Kitabevi, 2005, s. 51. - Küçükahmetoğlu, - Özdemir, Kerim ve Oktay Öksüzler. “Amerika Kıtasındaki Ekonomik Entegrasyonlar: Analiz ve Değerlendirme”, Ekonomik Entegrasyon Küresel ve Bölgesel Bir Yaklaşım, Osman Küçükahmetoğlu, Hazma Çeştepe ve Şevket Tüylüoğlu (drl.) , Ankara: Ekin Kitabevi, 2005, s. 367. - Seyidoğlu, Halil. Uluslararası İktisat. 9.Basım. İstanbul: Güzem Yayınları. 1999 - Seyidoğlu, Halil. Ekonomik Terimler Sözlüğü. 5.Basım. Ankara: Güzem Yayınları. 1992 - Tekeli,İlhan ve Selim İlkin. Türkiye ve AT. Ankara: Ümit Yayınları. 1993 - Södersten, Bo and Reed, Geoffrey. International Economics, 3. Basım, New York, McMillan, 1994 79 Makaleler - Demirhan, Ali. İpek Yolu Üzerinde Ekonomik İşbirliği. Avrasya Etüdleri. Sayı:2. 1995 - Demir, Osman. GB’nin İlk İki Yılı, DışTicaret Dergisi, Sayı: 11 (Ekim 1998) - Gökdere, Ahmet. Gümrük Birliği Açısından Avrupa Topluluğu ve Türkiye İlişkileri. Ankara: Avrupa Topluluğu Araştırma ve Uygulama Merkezi, 1989 - Soğuk, Handan. 2004, Gümrük Birliği’nin Türkiye Ekonomisi Üzerine Etkileri, http://www.ikv.org.tr/arastirmalar/degerlendirmeler/gumruk-birligi.htm (09 Nisan 2005) -Uyar, Süleyman. Gümrük Birliği’nin Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkileri, http://www.ceterisparibus.net/ab/ab_makaleler.htm (21 nisan 2006 ) - Uyar, Süleyman. Ekonomik Bütünleşmeler ve Gümrük Birliği Teorisi, http://www.ceterisparibus.net/ab/ab_makaleler.htm (15 nisan 2006 ) - Küçükahmetoğlu, Osman. Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin İktisadi Etkileri, İktisat Dergisi. Sayı: 408 (Aralık 2000) - Nejat Erk ve Yelda Tekgül. “Ekonomik Entegrasyon Ve Endüstri-İçi Ticaret: Türkiye-AB Ülkeleri Arasındaki Endüstri-İçi Ticaretin Ölçülmesi ve Ticaret Tipinin Belirlenmesi”, METU International Conference In Economics V, 10-13 Eylül 2001, Ankara. 80 İnternet Siteleri - http://www.ceterisparibus.net - http://www.dpt.gov.tr - http://www.dtm.gov.tr - http://www.ikv.org.tr - http://www.tcmb.gov.tr - http://www.tusiad.org.tr - http://www.tuik.gov.tr 81 82