.:. Temiz Yaþam .:. >>===>> Temiz Bir Dünya Ýçin... ''Yahudisiz pazar, tuzsuz çorbaya benzer''(Arap Atasözü) Editör : Doç. Dr. Nuh Arslantaþ 13 09 2010 Günümüz iliþkilerine bakarak geçmiþle ilgili tahminde bulunmak söz konusunu olduðunda insanlarýn belki de en çok yanýlacaðý Müslümanlarla Yahudilerin tarihî süreçte geliþtirdikleri iliþkilerdir. Milletlerin hafýzasý olan tarih bu yönüyle hizmetini belki de en ç Müslüman Yahudi birlikte yaþama tecrübesinde verecektir. Ne demek istediðimizi biraz açmakta fayda var.Günümüzde özelde Müslüman-Arap genelde ise Ýslâm dünyasýnýn bazý kesimlerinde Yahudi karþýtlýðýnýn çok modern bir olgu olduðunu daha baþ belirterek “Müslümanlar-Yahudiler: Müþterek Tarih-Müþterek Kader” adýný koyabileceðimiz filmimizi en baþa, Ýslâmiyet’in doðuþuna kadar sararak tarihî süreç özetlendiðinde ‘müþtereklik’ten neyi kast ettiðimiz daha iy anlaþýlacaktýr. Müslüman-Yahudi birlikteliði Hz. Muhammed’in Medine’ye hicreti ile baþlamýþtýr. Modern dönemlerde Yahudilerin Filistin’e yaptýklarý ‘aliya’larýn (kutsal göç) Ýsrail Devleti’ni ortaya çýkarmasý gibi, ‘hicret’ de Müslümanlarý yeni bir devlete kavuþturmuþtur. Hicretten sonra yapýlan nüfus sayýmýnda Müslümanlar nüfusunun sadece yüzde on beþlik bir kýsmýný oluþturuyordu. On bin nüfuslu olduðu belirtilen þehrin kalanýný ise müþrikler ve a olarak ise Yahudiler oluþturmaktaydý.Hicretin ilk yýllarýnda Müslüman-Yahudi iliþkileri çok gerilimli bir seyir takip etmiþtir. Bu da anlaþýlabilir bir durumdur: Müslümanlar için var olma savaþý, Yahudiler için ise o güne kadar Medine’de sürdüre geldikler ekonomik ve sosyo-kültürel üstünlüðü elinde tutma çabasý, bu gerilimin en önemli sebepleridir. Ancak bu gerilimli sürece Medine’deki bütün Yahudilerin iþtirak etmediði belirtilmelidir. Günümüzde Ýsrail Devleti’ndeki Araplarla Yahudilerin iliþkilerine benzer þekilde, kaynaklarda Hz. Muhammed’in ayný toplumu paylaþmanýn gereði olarak Yahudilerle medenî iliþkiler kurduðuna dair pek çok örnek vardýr. Meselâ, O’na hizmet eden Yahudi bir genç bulunduðu, hasta olan Yahudi komþularýný ziyaret ettiði, yanýndan geçen bir Yahudi’nin cenazesi için ayaða kalktýðýna dair anlatýlar mevcuttur. En dik çeken örnek ise Kur’ân’da hanýmlarý ‘müminlerin annesi’ olarak tanýtýlan (Ahzab 33/6) Hz. Muhammed’in iki eþinin, Hz. Safiye ve Hz. Reyhane (Rebeka), Yahudi kökenli olmasýdýr. Kendisi Harun Peygamberin soyundan gelen, yani Kohen ailesine mensup olan Hz. Safiye’nin vefâtýna kadar Yahudi akrabalarýna yardým etmeye devam etmesi, hatta vefâtýnda (ö. 672) mirasýnýn üçte birlik kýsmýný (ki kaynaklarda bu miktarýn otuz üç bin dirhem gibi yüklü b olduðu rivayet edilir) onlara vasiyet etmesi, o dönem Müslüman kamuoyu tarafýndan býrakýn yadýrganmayý, akrabalýktan kaynaklanan doðal bir tutum kabul edilmiþtir.Medine’de yaþanan gerilimli süreçteki olumsuz iliþkiler, ilk fetihlerle geniþleyen Ýslâm dünyasýnda hâkimiyet altýna alýnan yeni Yahudi cemaatlerine hiçbir surette yansýmamýþtýr. Yaþananlarýn ta siyasî olduðu, dinî herhangi bir yönünün bulunmadýðý, hem Müslüman hem de Yahudi cephesince gayet iyi bilinmekteydi. Bu ola Müslüman-Yahudi iliþkilerini, Yahudilerin Ýsa’ya karþý tutumu bahane edilerek kan davasýna dönüþtürülen Hýristiyan-Yah iliþkilerine asla dönüþmemiþ, kesinlikle ebedî düþmanlýk konusu haline getirilmemiþtir.Hz. Muhammed’in vefatýndan hem sonra baþlayan fetihlerle, o dönem dünyasýnýn büyük bir bölümü, dolayýsýyla kökeni Ýslâm öncesi dönemlerdeki Asur, Bâbil ve sürgünlerine dayanan Yahudi cemaatlerinin çoðu da Ýslâm idaresine girmiþ oldu. Bu durum Yahudi tarihi açýsýndan da bir dönüm noktasýdýr; çünkü Süleyman Peygamber zamanýndan beri Yahudi cemaatleri ilk kez tek bir devletin sýnýrlarý içerisinde birbirleri rahat bir þekilde irtibat kurma fýrsatý elde etmiþ, Talmud Yahudiliði ilk kez bu kadar geniþ bir coðrafyada yayýlma imkâný bulmuþ dönem dünyasýnda Yahudi cemaatlerinin çoðu Atlas Okyanusu’ndan Orta Asya içlerine kadar uzanan geniþ bir coðrafyay hakim olan Ýslâm idaresinde yaþamýþtýr. O dönemde dünyanýn diðer bölgelerinde de Yahudiler vardý; ancak Yahudi nüfusunun çoðunluðu Ýslâm dünyasýnda yaþýyordu. Seyahat, taþýnma ve yerleþme konularýnda herhangi bir engel de bulunmadýðý için Ý her tarafýna daðýlmýþ durumda idiler.Ýslam fetihlerinin Yahudiler için her anlamda bir iyileþme olduðu tartýþmasýz kabul gören b olgudur. Yahudiler, Ýslâm idaresinde ‘zimme’ adý verilen ‘hukukî bir teminat’la belli bir statü kazanmýþ; kendilerine din, dil ve kültür hürriyeti tanýndýðý gibi, can ve mal emniyetleri de saðlanmýþtý. Zaman zaman yaþanan tatsýzlýklara raðmen (ki bu tatsýzlýklar aile içi kavgalara benzer þekilde devlet ile asýl unsuru teþkil eden Müslümanlar arasýnda yaþanmýþtýr) Yahudilerin bu statüsüne dikkat edilmeye çalýþýlmýþtýr. Bu statü halife ve sultanlarýn keyfiliðine býrakýlmamýþ, K Hz. Muhammed’in emir ve uygulamalarý ile baðlayýcý hale getirilmiþtir. Yahudilerin diðer din mensuplarý arasýnda bir arada yaþamak için yine Müslümanlarý tercih etmesi dikkat çeken bir diðer husustur. Haçlýlar döneminde Suriye ve Filistin&rsquo Yahudiler Haçlýlarýn sürgün ve katliamlarýný Müslüman komþularý ile birlikte yaþamýþtýr.Ýslam dünyasýnda fikrî-siyasî karýþýk kaosun hakim olduðu dönemlerde dahi Yahudilerin cemaat yaþamlarýna müdahale edilmemiþ, kendi mahallelerinde, günümüz hahambaþýlýðýnýn yetkilerine sahip bet din ve sinagog etrafýnda yoðunlaþan kümeler halinde ‘devlet içinde devlet&rsquo statüsünde bir hayat sürmüþlerdir. O dönemin geçer akçasý ‘tebaa’lýk statüsü, fiili anlamda modern dönemlerin ‘vatandaþ’lýk statüsünden çoðu yönüyle ileri özellikler taþýmaktaydý. Millî devletlerin kendisine benzetmeye çalýþt bazý araþtýrmacýlarýn yerinde tanýmýyla, Ýslam dünyasýndaki ‘ortaçað dinî demokrasisi’nde çok rahat bir hayat s ‘devlet içinde devlet, hatta devletten de öte’ bir statüye sahip olmuþlardýr.Müslümanlarla karþýlaþmalarýnýn ilk asr ‘diðeri’ne karþý asýrlarýn getirdiði tereddütler sebebiyle yeni komþularýna mesafeli duran Yahudiler, zamanla bu mesafeyi kaldýrmaya baþlamýþtýr. Ayný toplumda birbirini daha yakýndan görme fýrsatý, Yahudilerde Talmudik dönemdeki ‘diðeri’ne (Yahudi olmayan, goy) karþý katý tutum ile geliþtirilen bazý sert Talmudik kurallarýn, Ýslâmî dönemde yumuþamasýna sebep olmuþtur. Gerçekten de her iki kesim birbirini asla yabancý görmemiþtir. Karýþýk mahallelerde yaþam ve komþuluk iliþkilerine dair pek çok örnek vardýr. Bir araya gelmek, yiyip-içip eðlenmek yadýrganan bir durum olmadýðý gibi, keder acýlý günler de bu iliþki ve yardýmlaþmayý pekiþtirmiþtir. Birbirinin fakirine el uzatmak, yetim-öksüz ya da duluna sahip çýkmak in vazifeden öte komþuluðun gereði kabul edilmiþ; kýtlýk ve kuraklýk gibi müþterek kader anlarýnda dualar beraber edilmiþ, her iki d mübarek kabul edilen þahsiyetlerin türbe ve kabirleri yan yana ziyaret edilmiþ, toplanan ortak paralarla tamir edilmiþtir.devam edecek...Doç. Dr. Nuh ARSLANTAÞ kimdir? 1972 yýlýnda Konya’da doðan Arslantaþ, 1996 yýlýnda Marmara Üniversites Ýlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1997’de M.Ü. Ýlahiyat Fakültesi Ýslam Tarihi Anabilim Dalý’na araþtýr görevlisi oldu. M.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Emevîler Döneminde Yahudiler” (06.07.2000) isimli http://temizyasam.net/php Joomla TR! Oluþturma: 31 October, 2017, 06:15 .:. Temiz Yaþam .:. >>===>> Temiz Bir Dünya Ýçin... yüksek lisans tezini hazýrladý. Yabancý hükümetlerce Türk Hükümeti emrine verilen bursla, dil öðrenmek ve sahasýnda akadem araþtýrmalar yapmak üzere 2003-2004 öðretim yýlýnda Ýsrail’de (Hayfa Üniversitesi) bulundu. M.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Abbasiler ve Fatýmiler Döneminde Yahudiler” (Temmuz 2007) baþlýklý tezi ile doktor, “Ýslam Dünyasýnda Ýktisadi ve Ýlmi Hayatta Yahudiler” araþtýrmasý ile doçent oldu (Nisan 2010). M.Ü. Ýlahiyat F Ýslam Tarihi Anabilim Dalý’nda öðretim üyesi olarak görev yapan Arslantaþ, Arapça, Ýngilizce ve Ýbranice biliyor. Halen süre ile Kudüs Ýbrani Üniversitesi Ben Zvi Enstitüsü’nde “Yahudi Tarihçiler Tarafýndan Osmanlý Tarihi Üzerine Ya Ýbranice Kronikler” baþlýklý projesini hazýrlýyor. Arslantaþ’ýn çok sayýda yayýnlanmýþ kitap, makale ve çalýþmas (Þalom) http://temizyasam.net/php Joomla TR! Oluþturma: 31 October, 2017, 06:15