M. Meclisi B : 121 19 . 8 . 1980 oek arayışlar olmuştur. Nitekim, som üç yılda, Tür­ kiye sürekli olarak istikrar teidbirlerimi almak ve bun­ ları uygulamıak mecburiyeti ile karşı karşıya kalmış­ tır. Esasen Türkiye'min üyesi bulunduğu birçok ulus­ lararası ekonomik kuruluşlarda da, özellikle son iki yılda tekrar ortaya çıkan petrol fiyatlarındaki yük­ selmeler dolayısıyla «Ekonomik uyum» politikalarımın geliştirilidiği gözlenmektedir. IBu uluslararası ekono­ mik (işbirliğinin igelişJtMIlımesi yönümden Türkiye'min uygulamaya koyduğu Ocak 1980 istikrar tedbirleri, gerek OECD, gerekse uluslararası IPara Fonu '(U'PF), Dünya Bankası, diğer uluslararası finansman kuru­ luşları tarafımdan destek görmektedir. Diğer yandan 22 Temmuz"da OECD ne nezdimde yapılacak borç erteleme toplantılarımın da bu yönden değerlendiril­ mesi ıgerekir. Kısaca, takip edilen 'istikrar poliıtiiıkası, diğer ülkelerin istikrar palitikalarrnım) bir parçasıdır, sonuçta Türkiye ve dünya ekonomisinin istikrar için­ de gelişmesine katoda bulurnacak'tıır. Genel olarak, gerçekçi bir kur politikası, alman ve alıınmıalk'ta olacak istikrar tedbirlerinin tek başarı şartıdır. Gerçekçi olmayan bir kur politikası enflas­ yonun denetim altımda tutulmasını, piyasada oluşa­ cak çoklu - fiyatlarım misbi fiyat seviyesini bozması sonucu, önleyecektir. Diğer yaindaın ödemeler denge­ sindeki cari açıklarım artarak büyümesine yol açarak, üretimi menfi olarak etkileyerek, fiyatlar genel se­ viyesinin yükselmesine yol açacaktır. Devalüasyonla­ rım bu noktalar gözönünde tutularak değerlendirilme­ si gerektir. Bilindiği gibi yabamci) paranun fiyatı (döviz kuru) 'ile ülkenin dış ticaret dengesi arasımda çok sıkı bir mıünalsebet vardır. IBuna göre, dış ticaret açığı olan bir ülkede yabacı para arzı yabancı para talebimi karşı­ lamıyor demektir. Bu durum serbest piyasa kural­ larıma göre, yabancı para fiyaitlarımım artması, bir di­ ğer deyişle ülke parasıınım değer kaybetmesine yol açar. Bir ülkenin dış ticareti, üretim yapısı ve zaman içinde ortaya çıkmış tüketici tercihlerine göre belir­ lenmektedir. Bunlardaki herhangi bir değişiklik, veya arızı bir arz daralması - talep çoğalması, ülkemin dış ticaret dengesini ©tkler. Yabaıncı paralarım piyasa değerini, dış ticaret dengesıinümı yanında, ticaret yapılan ülkelerle, ülke ara­ sındaki genel fiyat seviyelerindeki farkMıklar da etkili'yecefotir. Fiyat seviyesi hızla yükselen bir ülkenin O : 2 mallan, ticaret yapılan ülkeler bakımımdan daha az cazip hale gelecek, ortaya çıkan ıtalep aızafleıası so­ nucu, söz konusu ülkenin diş 'ticaret denıgesii olum­ suz yönde etkilenecektir. Bu durumda, ülke malları­ na karşı, duş talebi eski 'seviyesinde tutabilmek içimi, resmi döviz kurlarımda, sözkomusu gelişim doğrultu­ sunda, gerçekçi bir ayarlama yapılması bile, ülke pa­ rasının yabancı paralar karşısında değer kaybı kaçı­ nılmaz olacaktır. Bu değer kaybımın dış ticaret den­ gesi üzerindeki olumsuz tesirleri arttıracağı açıktır. Böyle bir politika takip edilmesi menfi tesirlerimi sa­ dece ülkenin dış ticaret dengesi üzerimde göstermez, aynı zamanda ülkenin döviz 'gelirlerinin resmi piyasa­ nın dışımda, karaborsa piyasalara çekiknesiine yol açar. ı I i | ! Dünya ticareti serbest 'piyasa kurallarıma 'göre iş­ lememektedir. Devletler, gümrük tarifeleri ya da 'tarife dışı engeller yolu ile iç ekonomilerimi koruyucu davranışlar içerisindedirler. Böyle bir vasatta, zaiten aksak bir 'şekilde işleyen dünya ticaretinde bir pay sahibi olabilmek amacı ile devletlerim sık, sık haksız rekabet devalüasyonu yaluma gittikleri gözüenmelktedlr. Altımı para sistemimin yıkıılmasımdan sonra ülkele­ rin kendi partilerini kendilerinin ayarlaması imkânıman ortaya çıkması ile sık, sık başvuruılan bir yol olan haksız rekabet devalüasyonu, geleneksel dış ticaret mallarımdan elde edilen dövizin fiyatını artırarak, dışsaıtımı daha kârlı bir hale getirmekte, kaymaklaran iç pazara üretimden, dış pazara üretime yönlendirerek, ülkenin üretim yapışımı yeniden şenlendirmektedir. Diğer yandan dövizim daha pahaflı hale gelmesi, ge­ reksiz ithalatı tabii olarak smırlamaktadır. Ancak «Haksız rekabet devalüasyonları» Uluslar­ arası Para ıFonu Sistemi içerisinde önlenmeye çahşflmaiktadur. UPF, kısa dönem 'dalgalanmalarla kar­ şılaşanı üyelerine kesimlikle sabit döviz kuru politikası takip etmelerini tavsiye etmektedir. Bretton Woods sistemime göre devalüasyon! ancak ödemeler denigesimde devamlı açıklar veren üyeler için sözkonusudur. Nitekim, yemi fom sözleşmesinde (1977) üyelerim' devalüasyonlar* ancak yapısı uzum' dönemli sorunlar­ la karşı karşıya kaldıklan zaman yapmaları kuralı getirilmiştin., Yukarıda açıklamldıığı gibi UİPF ve benzeri eko­ nomik kuruluşlarım silk ve gereksiz devalüasyom pol'itikasıma karşı çıktıkları ve Türkiye'min som zamanlar­ da önemli1 ölçülere ulaşan dış ticaret dengesi açık­ ları lile karşılaştığı gerçeği gözönünde tutulursa, yu- — 703 —